Emlak Vergisi'ne esas olmak üzere 2009 yılında uygulanacak 'bina metrekare normal inşaat maliyet bedelleri' tespit edildi.
Resmî Gazete'nin dünkü sayısında yayımlanarak yürürlüğe giren tebliğe göre, çelik karkas binalarda metrekare başına ortalama maliyet 1.151,24 YTL, betonarme karkas binalarda 701,36 yeni lira olacak. Gecekondu tarzı binaların ortalama metrekare maliyet bedeli de 3. sınıf inşaatlarda 69,48 Yeni Türk Lirası olarak uygulanacak.
Tarih: 24-08-08, Kaynak: Zaman
Dünyanın en güzel şehri İzmir & çevresine ait "Gayrimenkul Piyasası" hakkında son haberler, güncel portföyler, yatırımlık yerler, değerli yazarlardan yazılar ve güvenilir sitelerden linkler...
5 Eylül 2008 Cuma
Teknokent'te İmzalar Atılıyor
İzmir'e teknoloji ağırlıklı yabancı yatırım çekmek için atağa geçen Ege Genç İşadamları Derneği (EGİAD) ve İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü, teknokent projesi için Fransız C.I.COM'u yatırıma ikna etti. Proje, 4 milyar dolarlık bir yatırımla yapılacak. C.I.COM, dünyada 27 teknoloji geliştirme bölgesine sahip. C.I.COM ayrıca, Avrupa'nın en büyük teknoloji üslerinden Fransa'nın Nice kentindeki Sophia Antipolis'in kurucusu da.Engel kalmadı
İzmir Teknoloji Geliştirme Bölgesi A.Ş. ile C.I.OM teknokent yatırımı için 10 Eylül'de Urla'da önsözleşme imzalayacak. Bu imzayla C.I.COM'un, Urla'da üs kullanım hakkı İzmir Teknoloji Geliştirme Bölgesi'ne (İZTEKGEB) ait olan, 2 milyon 183 bin metrekarelik arazide dev bir teknoloji kenti kurması için çalışmalara başlanmasının önünde bir engel kalmayacak. Urla'daki yatırım için C.I.COM'un yüzde 75, EGİAD'ın yüzde 25 hisseye sahip olacağı bir şirket kurulacak. EGİAD'a ayrılacak yüzde 25'lik hisse içinde Yönetim Kurulu Başkanlığı'nı Şinasi Ertan'ın yaptığı Tepekule Holding ve Atay Holding de yer alacak.
Cazibe alanı
Ortaklar arasında, EBSO Meclis Başkanı Ender Yorgancılar ve Alphan Manas gibi kentin önde gelen işadamları da yer alacak. Ege Genç İşadamları Derneği Başkanı Cemal Elmasoğlu, "İmzaların atılıp, şirketin faaliyete geçmesinin ardından bölgedeki ilk binalar 2009'un Aralık ayında yükselmiş olacak. İYTE Kampüsü ile Çeşme'yi birleştiren bu proje ile içinde havaalanı, limanı olan yeni bir cazibe alanı oluşturulacak" dedi. Elmasoğlu, yüzde 25'lik payları için İzmir'den başka isimleri de ortak olarak alacaklarını, bu konudaki görüşmelerin sürdüğünü dile getirdi.
20 bin kişiye iş
Hazırlanan projeye göre C.I.COM, Urla'da İYTE'deki mevcut Teknoloji Geliştirme Bölgesi içinde yer alan 2 milyon 183 bin metrekarelik arazide bir teknoloji kenti kuracak. Ulusal ve uluslararası firmalar, bu kente açacakları Ar-Ge merkezleriyle yeni ürünler geliştirecek. Sözkonusu projeyle teknoloji kenti için yapılan toplam yatırım miktarının 4 milyar doları bulması hedeflenirken, 20 bin kişiye de istihdam sağlanacak. Teknoloji geliştirme bölgesinde teknoparkın yanı sıra otel, restoran ve kafeler ile spor alanları gibi sosyal tesisler de bulunacak.C.I.COM'la yaptıkları görüşmelerin 14 ay sonunda imza aşamasına geldiğini kaydeden EGİAD Başkanı Cemal Elmasoğlu, İzmir'i bilişim merkezi yapma düşüncesiyle geçtiğimiz yıl gerçekleştirdikleri arama konferansının ardından ilk teklifin onlardan geldiğini söyledi.
Elmasoğlu, "Dernek olarak genç nesilleri bir arada tutabilmek ve beyin göçünü engelleyebilmek için çalışmalarımızı yoğunlaştırdık. Yayınladığımız Sanayileşme Stratejisi'nde de ortaya koyduğumuz gibi bölgemizin dünyaya açılan kenti İzmir'i iletişim ve bilişimle anılır hale getirmek istiyoruz. 10 Eylül'de atılacak imzaların ardından 2 milyon 183 bin metrekarelik alanın üs kullanım hakkına 49 yıllığına sahip olan İZTEKGEB, bu hakkı C.I.COM devredecek" diye konuştu. İYTE Rektörü Prof. Dr. Zafer İlken de sözkonusu yatırımla ilgili çalışmaların devam ettiğini belirterek detaylı açıklamaları daha sonra yapacaklarını söyledi. İlken, "10 Eylül'de teknoloji geliştirme bölgesinin üs kullanım hakkı ile igili imzaların atılmasının ardından çalışmalar başlayacak" diye konuştu.
Elmasoğlu, "Dernek olarak genç nesilleri bir arada tutabilmek ve beyin göçünü engelleyebilmek için çalışmalarımızı yoğunlaştırdık. Yayınladığımız Sanayileşme Stratejisi'nde de ortaya koyduğumuz gibi bölgemizin dünyaya açılan kenti İzmir'i iletişim ve bilişimle anılır hale getirmek istiyoruz. 10 Eylül'de atılacak imzaların ardından 2 milyon 183 bin metrekarelik alanın üs kullanım hakkına 49 yıllığına sahip olan İZTEKGEB, bu hakkı C.I.COM devredecek" diye konuştu. İYTE Rektörü Prof. Dr. Zafer İlken de sözkonusu yatırımla ilgili çalışmaların devam ettiğini belirterek detaylı açıklamaları daha sonra yapacaklarını söyledi. İlken, "10 Eylül'de teknoloji geliştirme bölgesinin üs kullanım hakkı ile igili imzaların atılmasının ardından çalışmalar başlayacak" diye konuştu.
Haber: Yeni Asır Gazetesi 04.09.2008
Otele Arsa, Limana Kıyı Yok, Yatırımlar Duvara Çarpıyor
Ege'de her taraf duvarArkas'ın öncülüğünde, Hüsnü Özyeğin'e ait Fina Holding'in ve Batıçim'in de aralarında bulunduğu 146 İzmirli sanayi şirketi ve işadamıyla beraber Tepekule Holding'i kurduklarını belirten Ertan, 250 milyon dolar özsermaye taahhüdü olan şirketin yatırım için beklediğini söyledi. Ertan, şöyle devam etti: "İzmir'in, belki de Türkiye'nin en büyük şirketlerinden biri olacak Tepekule'nin altında şirketler kurmayı planlıyoruz. İlk adımı 2 yıl önce Alsancak Liman Hizmetleri AŞ'yi kurup Alsancak Limanı'nın ihalesine katılarak attık. Ancak aklımızdan geçen miktarın çok üstünde para vermemize rağmen, ihalede üçüncü olabildik. Ege kıyılarında liman kurmak için arayışlarımız devam ediyor. Limana uygun çok güzel yerler var, izin sorunu yaşanıyor. Milyarlarca dolar yatırım yapmak istiyoruz ama her taraf duvar."
Gözler otoyol ve elektrik dağıtım ihalelerinde
Tepekule Holding olarak İzmir'i Ankara ve İstanbul'a bağlayacak otoyolların yapımına talip olabileceklerini, İzmir ve Manisa elektrik dağıtım ihalelerine girebileceklerini ifade eden Ertan, hayal kırıklığına uğramamak için dikkatli davrandıklarını vurguladı.
Ege'nin potansiyelinin Türkiye'nin milli geliri kadar değer yaratacak büyüklükte olduğunu savunan Ertan, "Ama biz bu engin potansiyelden yeterince yararlanamıyoruz. İzmir ihmal edildi. Altyapı yatırımları yapılmadı. 1.5 yıl geçmesine rağmen Alsancak Limanı ihalesine onay verilmedi. İşler böyle yürümemeli. Bana göre İzmir'in şu anki durumundan 2-3 kat daha büyük olması gerekiyor" diye konuştu.
Hüsnü Özyeğin'le hayallerimiz yarım kaldı
Fiba Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hüsnü Özyeğin'in, Alsancak Limanı için oluşturdukları konsorsiyumda Fina Holding aracılığıyla yer aldığını dile getiren sanayici Şinasi Ertan, "Hüsnü Bey'in hissesini şu anda pek büyütmek gayretinde olmadığını görüyorum. Çünkü uluslararası bir firma, kendisi uluslararası bir ad. Çok büyük işlere giriyor. Enerjiye de belki girecek. Benim de eski dostum. Onu yanımıza alırken çok büyük hayallerimiz vardı. Maalesef şimdilik yarım kaldı" dedi.
Haber: Referans Gazetesi (02.09.2008)
3 Eylül 2008 Çarşamba
The House of 1000 Mirrors
Long ago in a small, far away village, there was a place known as the House of 1000 Mirrors. A small, happy little dog learned of this place and decided to visit. When he arrived, he bounced happily up the stairs to the doorway of the house. He looked through the doorway with his ears lifted high and his tail wagging as fast as it could. To his great surprise, he found himself staring at 1000 other happy little dogs with their tails wagging just as fast as his. He smiled a great smile, and was answered with 1000 great smiles just as warm and friendly. As he left the house, he thought to himself, "This is a wonderful place. I will come back and visit it often."
In this same village, another little dog, who was not quite as happy as the first one, decided to visit the house. He slowly climbed the stairs and hung his head low as he looked into the door. When he saw the 1000 unfriendly looking dogs staring back at him, he growled at them and was horrified to see 1000 little dogs growling back at him. As he left, he thought to himself, "That is a horrible place, and I will never go back there again."
All the faces in the world are mirrors. What kind of reflections do you see in the faces of the people you meet?
Japanese Folktale
[san.francisco.jobs.com] The House of 1000 Mirrors
In this same village, another little dog, who was not quite as happy as the first one, decided to visit the house. He slowly climbed the stairs and hung his head low as he looked into the door. When he saw the 1000 unfriendly looking dogs staring back at him, he growled at them and was horrified to see 1000 little dogs growling back at him. As he left, he thought to himself, "That is a horrible place, and I will never go back there again."
All the faces in the world are mirrors. What kind of reflections do you see in the faces of the people you meet?
Japanese Folktale
[san.francisco.jobs.com] The House of 1000 Mirrors
Sivri sinek kimi ısırır?
Florida üniversitesi' nde uzman Dr. Jerry Butler, "10 kişiden birinin diğerlerine göre sivrisinekleri daha çok çektiğini" belirtiyor. Sivrisineklerde dişiler insanları ısırır, erkek sinekler ısırmaz. Dişi sivrisinekler, yumurtalarının gelişmesi için insan kanına ihtiyaç duyar. Sivrisineklerin daha çok kilolu, iyi beslenmiş insanları ısırdığına dair veri henüz bulunamadı.
Dr. Joe Conlon, "insanların büyüklükleri ya da kokuları sivrisinekleri yönlendirebilir" diye belirtti. Yapılan 400 civarındaki farklı inceleme oldukça zahmetli oldu, katılanların çoğu ilk başta kaşınmaya başladı. Genetik yapı gereği insanların yüzde 85'i sinek ısırıklarından kolay etkileniyor. Vücut kimyamızda, cilt yüzeyinde sineklerin dikkatine çeken elementler bulundu.
Cilt yüzeyindeki vücut kimyasalları önemli Sivrisinekler, cilt yüzeyinizde steroid ya da kolesterolün yüksek olduğu yüzeye sahip insanlara saldırılar.. Tabi ki bu tüm sineklerin üşüştüğü insanların kolesterollerinin yüksek olduğunu göstermez. Sivrisinekler ayrıca, ürik asit gibi bazı asitlerin yüksek olduğu kişilere de gelir.
Hamileleri daha çok ısırıyor Sineklerin saldırma süreci ciltle temas etmeden önce başlar. Sivrisinekler hedefe ulaşmadan 50 metre önce koku alabilir. Uzun süre önce ya da yeni dışarı verilen ortamdaki karbondioksit sinekleri çeker. Büyük insanlar çocuklara göre çok daha fazla karbondioksit verir. Bu nedenle sinekler çocuklardan daha çok yetişkinleri ısırır. Hamile kadınlar da daha fazla karbondioksit verdikleri, daha hareketli oldukları ve vücut ısıları yüksek olduğu için sivrisinekleri çeker. Eğer bahçeye çıktığınızda sivrisinekler sizi ısırıyorsa, bunun nedeni karbondioksit, hareketleriniz ve yaydığınız ısıdır.
Sivrisinekler nerelere gizlenir? Sadece vücut kimyanız sivrisineklerin size saldırmasına neden olmaz, nerede olduğunuz da önemlidir. Sivrisineklerin en yoğun olduğu yerler kıyılar veya sahillerdir. Kıyılardan uzakta olmanız güvende olduğunuz anlamına gelmez, sivrisinekler bir yemek için 40 mil uçabilirler. Herhangi bir su kaynağı onların üremesi için potansiyeldir, özellikle durgun suları tercih ederler. Eğer böyle bir çevrede oturuyorsanız sivrisineklerin ürememesi için ilaçlama yapmanız ya da bu tür yararsız su kaynaklarını kurutmanız gerekir. Sivrisinekler çölde bir su kenarında aktif olabilirler ancak Alaska gibi soğuk bölgelerde yaşayamazlar. Sivrisinekler 175 milyon yıldır dünyamızda varlar ve tamamen ortadan kalkacak gibi görünmüyorlar. Günümüzde satılan sineksavar ilaçlar ve diğer ürünlerle sizi ısırmasını en aza indirebilirsiniz ancak kutuların üzerinde belirtilen kullanma talimatlarına mutlaka uymayı ihmal etmeyin.
Dr. Joe Conlon, "insanların büyüklükleri ya da kokuları sivrisinekleri yönlendirebilir" diye belirtti. Yapılan 400 civarındaki farklı inceleme oldukça zahmetli oldu, katılanların çoğu ilk başta kaşınmaya başladı. Genetik yapı gereği insanların yüzde 85'i sinek ısırıklarından kolay etkileniyor. Vücut kimyamızda, cilt yüzeyinde sineklerin dikkatine çeken elementler bulundu.
Cilt yüzeyindeki vücut kimyasalları önemli Sivrisinekler, cilt yüzeyinizde steroid ya da kolesterolün yüksek olduğu yüzeye sahip insanlara saldırılar.. Tabi ki bu tüm sineklerin üşüştüğü insanların kolesterollerinin yüksek olduğunu göstermez. Sivrisinekler ayrıca, ürik asit gibi bazı asitlerin yüksek olduğu kişilere de gelir.
Hamileleri daha çok ısırıyor Sineklerin saldırma süreci ciltle temas etmeden önce başlar. Sivrisinekler hedefe ulaşmadan 50 metre önce koku alabilir. Uzun süre önce ya da yeni dışarı verilen ortamdaki karbondioksit sinekleri çeker. Büyük insanlar çocuklara göre çok daha fazla karbondioksit verir. Bu nedenle sinekler çocuklardan daha çok yetişkinleri ısırır. Hamile kadınlar da daha fazla karbondioksit verdikleri, daha hareketli oldukları ve vücut ısıları yüksek olduğu için sivrisinekleri çeker. Eğer bahçeye çıktığınızda sivrisinekler sizi ısırıyorsa, bunun nedeni karbondioksit, hareketleriniz ve yaydığınız ısıdır.
Sivrisinekler nerelere gizlenir? Sadece vücut kimyanız sivrisineklerin size saldırmasına neden olmaz, nerede olduğunuz da önemlidir. Sivrisineklerin en yoğun olduğu yerler kıyılar veya sahillerdir. Kıyılardan uzakta olmanız güvende olduğunuz anlamına gelmez, sivrisinekler bir yemek için 40 mil uçabilirler. Herhangi bir su kaynağı onların üremesi için potansiyeldir, özellikle durgun suları tercih ederler. Eğer böyle bir çevrede oturuyorsanız sivrisineklerin ürememesi için ilaçlama yapmanız ya da bu tür yararsız su kaynaklarını kurutmanız gerekir. Sivrisinekler çölde bir su kenarında aktif olabilirler ancak Alaska gibi soğuk bölgelerde yaşayamazlar. Sivrisinekler 175 milyon yıldır dünyamızda varlar ve tamamen ortadan kalkacak gibi görünmüyorlar. Günümüzde satılan sineksavar ilaçlar ve diğer ürünlerle sizi ısırmasını en aza indirebilirsiniz ancak kutuların üzerinde belirtilen kullanma talimatlarına mutlaka uymayı ihmal etmeyin.
29 Ağustos 2008 Cuma
Emlak piyasası borsa gibidir
Her zaman söylenir ‘emlak piyasası borsa gibidir’ diye. Onun kadar hızlı olmasa da bazen inişler bazen de çıkışlar gösterir. Piyasa, son 2 yıldır düşüş olmasa bile ciddi bir durgunluk içinde ve fiyatlarda gerilemeler yaşanıyor.
2005 yılındaki furyaya kendini kaptırıp konut alan çevremdeki kişiler ‘Şimdi ne olacak?’ diye soruyorlar. O dönemde çok hızla yükselen fiyatlardan konut alanlar bu artışların hep böyle olacağını düşündü. Ama evdeki hesap çarşıya uymadı!
Türkiye’de alım gücünün yetersizliği nedeniyle konut ihtiyacı bir türlü talebe dönüşemezken, dünyada yaşanan mortgage dalgasının da etkisiyle piyasa beklentileri karşılayamadı. Özellikle yatırım amaçlı konut alanlar büyük bir hayal kırıklığı yaşadı. Yeni konut alınmasına rağmen fiyatlar beklenildiği kadar artmadı. Kira fiyatları geçen yıllara göre büyük düşüşler yaşadı. Bu gelişmelerle birlikte faizlerin yükselmesi konut yatırımcılarının mevduata yönelmesine neden oldu.
Piyasadaki genel görüş yaşanan bu daralmanın taşların yerine oturması bakımından önem taşıdığı yönünde. Yani 2005 yılında istikrarsız ve aşırı bir büyüme gösteren emlak piyasası gerçek seviyesine geliyor. Fiyatlar olması gereken noktalara oturuyor. Piyasanın çok hızlı bir büyüme göstermesi yerine yavaş ama sürekli bir büyüme kaydetmesi bekleniyor. Geldiğimiz noktada gerçekten de çok uygun fiyatlardan ve çok uygun koşullarda konutlar alınabiliyor.
Piyasa olması gereken seviyeye geliyor ama kimse bu istikrarlı gidişatın sürekliliğinin garantisini veremiyor. Standartların ve kurumsallaşmanın yetersiz kaldığı, yanlış yetkilendirilmiş kurumların varlığı nedeniyle emlak piyasası müdahale edilemez bir konumda bulunuyor. Her durumdan bir fırsat kollayan bir millet olarak piyasayı kendi akışkanlığına bırakmıyoruz bit türlü. Ramazan arifesinde gıda fiyatları yüzde bilmem ne kadar arttı! Peki, neden arttı? Çünkü Ramazan ayı geldi. Hoş geldi, sefalar getirdi de fiyatlar neden böyle oldu anlamakta güçlük çekiyorum. 3 YTL’lik hurmayı 10 YTL’ye satarsan kimse hurma yemez. Sonra o hurmaları çöpe atarsın.
Konutta da durum farklı değil aslında. Kısa bir süre sonra okullar açılacak ve üniversite öğrencileri konut aramaya başlayacak. Bu çok yaşamsal durum piyasada talebin artması olarak değerlendirilecek ve fiyatlara yansıtılmaya çalışılacak. Yani 750 YTL’lik kiralık konut için 1000 YTL istenecek. Sonra konutlar kiraya verilemeyecek ‘piyasa kötü’ denilecek.
‘Nasıl olsa banka kredisiyle herkes konut alıyor’ deyip fiyatlarını arttıranlar şimdi kredi faizlerinin tekrar düşmesini bekliyor. Zaten faizlere fazladan onbinlerce YTL ödeyen vatandaş bir de müteahhit zamlarıyla uğraştı.
Şu aralar konut alan çoğu kişi maalesef ‘acaba kazıklandım mı?’ diye düşünüyor. Çünkü konutları aldıkları fiyatlardan satamıyorlar. Aldıktan sonra fiyatlar artarsa kendilerini iyi hissediyorlar ama bugün olduğu gibi gerilemeler yaşanırsa kötü hissediyorlar. Başta da söylediğim gibi konut piyasası borsa gibi bir inip bir çıkabilir…
Tarih: 27-08-08, Kaynak: Milliyet
2005 yılındaki furyaya kendini kaptırıp konut alan çevremdeki kişiler ‘Şimdi ne olacak?’ diye soruyorlar. O dönemde çok hızla yükselen fiyatlardan konut alanlar bu artışların hep böyle olacağını düşündü. Ama evdeki hesap çarşıya uymadı!
Türkiye’de alım gücünün yetersizliği nedeniyle konut ihtiyacı bir türlü talebe dönüşemezken, dünyada yaşanan mortgage dalgasının da etkisiyle piyasa beklentileri karşılayamadı. Özellikle yatırım amaçlı konut alanlar büyük bir hayal kırıklığı yaşadı. Yeni konut alınmasına rağmen fiyatlar beklenildiği kadar artmadı. Kira fiyatları geçen yıllara göre büyük düşüşler yaşadı. Bu gelişmelerle birlikte faizlerin yükselmesi konut yatırımcılarının mevduata yönelmesine neden oldu.
Piyasadaki genel görüş yaşanan bu daralmanın taşların yerine oturması bakımından önem taşıdığı yönünde. Yani 2005 yılında istikrarsız ve aşırı bir büyüme gösteren emlak piyasası gerçek seviyesine geliyor. Fiyatlar olması gereken noktalara oturuyor. Piyasanın çok hızlı bir büyüme göstermesi yerine yavaş ama sürekli bir büyüme kaydetmesi bekleniyor. Geldiğimiz noktada gerçekten de çok uygun fiyatlardan ve çok uygun koşullarda konutlar alınabiliyor.
Piyasa olması gereken seviyeye geliyor ama kimse bu istikrarlı gidişatın sürekliliğinin garantisini veremiyor. Standartların ve kurumsallaşmanın yetersiz kaldığı, yanlış yetkilendirilmiş kurumların varlığı nedeniyle emlak piyasası müdahale edilemez bir konumda bulunuyor. Her durumdan bir fırsat kollayan bir millet olarak piyasayı kendi akışkanlığına bırakmıyoruz bit türlü. Ramazan arifesinde gıda fiyatları yüzde bilmem ne kadar arttı! Peki, neden arttı? Çünkü Ramazan ayı geldi. Hoş geldi, sefalar getirdi de fiyatlar neden böyle oldu anlamakta güçlük çekiyorum. 3 YTL’lik hurmayı 10 YTL’ye satarsan kimse hurma yemez. Sonra o hurmaları çöpe atarsın.
Konutta da durum farklı değil aslında. Kısa bir süre sonra okullar açılacak ve üniversite öğrencileri konut aramaya başlayacak. Bu çok yaşamsal durum piyasada talebin artması olarak değerlendirilecek ve fiyatlara yansıtılmaya çalışılacak. Yani 750 YTL’lik kiralık konut için 1000 YTL istenecek. Sonra konutlar kiraya verilemeyecek ‘piyasa kötü’ denilecek.
‘Nasıl olsa banka kredisiyle herkes konut alıyor’ deyip fiyatlarını arttıranlar şimdi kredi faizlerinin tekrar düşmesini bekliyor. Zaten faizlere fazladan onbinlerce YTL ödeyen vatandaş bir de müteahhit zamlarıyla uğraştı.
Şu aralar konut alan çoğu kişi maalesef ‘acaba kazıklandım mı?’ diye düşünüyor. Çünkü konutları aldıkları fiyatlardan satamıyorlar. Aldıktan sonra fiyatlar artarsa kendilerini iyi hissediyorlar ama bugün olduğu gibi gerilemeler yaşanırsa kötü hissediyorlar. Başta da söylediğim gibi konut piyasası borsa gibi bir inip bir çıkabilir…
Tarih: 27-08-08, Kaynak: Milliyet
27 Ağustos 2008 Çarşamba
Hayat Kurtaran Duvar Türkiye'de

İstanbul’da büyük bir deprem olacağı beklentisi her geçen gün artarken, Alman firma Lirefa, tehlike anında duvarın dağılmasını önleyici ve yıkılmasını geciktirici deprem duvar sistemini dünyada ilk kez Türkiye’ye getirme kararı aldı. 1999 yılından 2005 yılına kadar yapılan çalışmalar neticesinde geliştirilen Lirefa Deprem Duvar Sistemi (DDS), İTÜ’de yapılan testlerde de önemli başarı elde etti.
Türkiye nüfusunun yüzde 70’i 1. ve 2. derece deprem bölgesinde bulunuyor. Birinci derece deprem bölgesinde bulunan İstanbul’da beklenen deprem ve bu depremin büyüklüğüne dair söylentiler ise artmaya başladı. Alman firma Lirefa ise 1999-2005 yılları arasında geliştirdiği Lirefa DDS’yi ilk kez Türkiye’ye ihraç etme kararı aldı. Lirefa DDS, tehlike anında duvarın dağılmasını önlüyor ve duvarın yıkılmasını geciktiriyor.
Lirefa DDS, Almanya’da Karlsruhe Üniversitesi’nde yapılan testlerde önemli başarı elde ederken, Lirefa’nın Türkiye distribütörü ve temsilcisi olan Global MT. firması da aynı testleri İTÜ Yapı ve Deprem Mühendisliği laboratuarında yaptırarak başarılı sonuçlar aldı.
Almanya’da Ulrich Nürnberger tarafından 2003 yılında bulunan Lirefa DDS’de kullanılan cam elyafından üretilmiş özel doku, başlarda köprü, otoyol viyadükleri güçlendirilmesi gibi amaçlarda kullanılmıştı. Sistem, 2005-2007 arasında ise zenginleştirildi.
Lirefa DDS’deki cam lif içeren dokuma kumaşı yüksek dayanım özelliği ve esnekliği ile duvarların dağılmasını engelliyor. Japon-Alman teknolojisi ile geliştirilen kumaşın lif hammaddeleri temiz ve alev almıyor.
Lirefa DDS, duvar kağıdı kadar kolay ve hızlı bir şekilde duvara uygulanıyor. Temiz, kokusuz ve hızlı kuruyan özelliği sayesinde Lirefa birkaç saat içinde uygulanabiliyor.
Türkiye nüfusunun yüzde 70’i 1. ve 2. derece deprem bölgesinde bulunuyor. Birinci derece deprem bölgesinde bulunan İstanbul’da beklenen deprem ve bu depremin büyüklüğüne dair söylentiler ise artmaya başladı. Alman firma Lirefa ise 1999-2005 yılları arasında geliştirdiği Lirefa DDS’yi ilk kez Türkiye’ye ihraç etme kararı aldı. Lirefa DDS, tehlike anında duvarın dağılmasını önlüyor ve duvarın yıkılmasını geciktiriyor.
Lirefa DDS, Almanya’da Karlsruhe Üniversitesi’nde yapılan testlerde önemli başarı elde ederken, Lirefa’nın Türkiye distribütörü ve temsilcisi olan Global MT. firması da aynı testleri İTÜ Yapı ve Deprem Mühendisliği laboratuarında yaptırarak başarılı sonuçlar aldı.
Almanya’da Ulrich Nürnberger tarafından 2003 yılında bulunan Lirefa DDS’de kullanılan cam elyafından üretilmiş özel doku, başlarda köprü, otoyol viyadükleri güçlendirilmesi gibi amaçlarda kullanılmıştı. Sistem, 2005-2007 arasında ise zenginleştirildi.
Lirefa DDS’deki cam lif içeren dokuma kumaşı yüksek dayanım özelliği ve esnekliği ile duvarların dağılmasını engelliyor. Japon-Alman teknolojisi ile geliştirilen kumaşın lif hammaddeleri temiz ve alev almıyor.
Lirefa DDS, duvar kağıdı kadar kolay ve hızlı bir şekilde duvara uygulanıyor. Temiz, kokusuz ve hızlı kuruyan özelliği sayesinde Lirefa birkaç saat içinde uygulanabiliyor.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)