21 Aralık 2010 Salı

3.5 milyon yazlıkçı turizmci olacak

Yılın 10 ayında boş kalan yazlık konutlar turizme kazandırılacak. Yazlıkçılar evlerini turizmcilere kiralayabilecek, isteyenler işletmeci olabilecek

Kültür ve Turizm Bakanlığı, Ege ve Akdeniz kıyılarında toplanan yaklaşık 3.5 milyon yazlığı turizm sektörüne kazandırmak için harekete geçti. İzmir, Kuşadası, Antalya ve Mersin bölgelerinde yoğunlaşan ve yılın 10 ayında boş kalan ikincil konutlar, 'İspanyol Modeli' ile turizme kazandırılacak. Yazlık sahiplerine uygun şartlarda kredi ve restorasyon desteği verilecek. Yazlıkçılar evlerini turizmcilere kiralayabilecek, isteyenler işletmeci olabilecek. İspanya'yı 1970'li yıllardan itibaren dünyanın en önemli turizm ülkelerinden biri haline getiren modelin Türkiye'de de uygulanması için hukuki altyapı çalışmalarına başlandı.

DESTEK GELECEK
Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, "Atıl kalan yazlıkların gönüllü bir işbirliğinin oluşabileceği bir yapıya dönüşmesi gerekiyor. Turizmin geri kalmasının altındaki temel nedenlerden birisi olarak buna işaret etmek gerekiyor. Bu proje üzerinde çalışıyoruz" dedi. Projenin özel hukuk konusu olduğunun altını çizen Günay, "Hepimizin yılın on ayı atıl kalan birer yazlığı var. Önceleri bu tür yazlık alımları turizm olarak algılanıyordu. Ancak şimdi atıl durumdaki yazlıklar turizmin önünde bir engel gibi görünüyor. Mersin'den ve İzmir'den bakınca bunu görmek mümkün" diye konuştu.

Günay, ikincil konutların turizme kazandırılmasıyla ilgili geçen yıl bir yarışma konusu açıldığını ifade ederek, "Türkiye'de ve bölge ülkelerinde işletmecilik yapan bir firmamız geçen yıl ikinci konutların turizme kazandırılmasıyla ilgili bir yarışma konusu açmıştı. Bu konuda bir proje vardı. Bu proje üzerinde arkadaşlarımızla çalışıyoruz. Bunun şu anda hukuku yok, bir özel hukuk konusu. Atıl kalan yazlıkların gönüllü bir işbirliğinin oluşabileceği bir yapıya dönüşmesi gerekiyor" şeklinde konuştu.

Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkilileri ise konuyla ilgili olarak, hukuki altyapı çalışmalarına başlandığını belirterek şöyle konuştu: "Turistik tesise dönüştürülebilecek vasıfta ve konumda olan yazlıkların, gönüllülük esasına göre turizme kazandırılmasını amaçlıyoruz. Bu atıl yazlıklar, başta İzmir ve Mersin olmak üzere birçok yerde turizmin önünde engel olarak duruyor. Bakanlık olarak bu tür yazlık sahibi olan vatandaşları teşvik etmeyi amaçlıyoruz. Hukuki altyapı tamamlandıktan sonra vatandaşlara sunulacak teşvikler netlik kazanacak. İsteyen vatandaşlar buralarda kendileri işletmeci olabilecek. Restorasyon desteği uygun kredilerle sağlanabilecek. Vergi kolaylığı da getirilebilecek. Talep eden turistik tesis işletmecilerine, yazlıklarını kiraya da verebilecekler. Ancak bütün bunların netleşmesi için hukuki altyapının oturması gerekiyor."

13 YILDIR GÜNDEMDE
İkincil konutların turizme kazandırılması 1998 yılından bu yana tartışılıyor. Turizm ve Kültür Bakanlığı'nın 1998 ve 2002 yıllarında düzenlediği Turizm Şuraları'nda ikincil konutların turizm amacıyla değerlendirilmesi ve turizme kazandırılması konusunun araştırılması kararları alındı. 2005 yılında "Turizm Tesislerinin Belgelendirilmesine ve Niteliklerine İlişkin Yönetmelikte" değişiklik yapılarak ikincil konutların üçüncü kişilere tatil amaçlı kullandırılması konusunda ilk adım atıldı. Ancak 2006 yılında hazırlanan "Türkiye Turizm Stratejisi 2023" ve "2007-2013 Eylem Planı"nda ikincil konutların turizme kazandırılması konusuna yer verilmedi.

İspanyol Modeli nedir?
- Dünyanın en önemli turizm ülkelerinden biri olan İspanya, 1970'li yıllardan itibaren kıyı bölgelerinde yabancılara satılmak üzere milyonlarca ev inşa etti.
- Orta halli Avrupalılar ve dolar zengini Arap şeyhleri için ayrı ayrı projeler geliştirildi.
- İspanya'da bu modele uygun olarak 16 milyon ev inşa edildi.
- 1950'de yılda 1 milyon turistin geldiği ülkeye, 1973 yılında 34 milyon, 1987'de 50.5 milyon, 2008 yılında ise 57 milyon turist geldi. Bu rakam 2009 yılında kriz nedeniyle 52 milyona geriledi.
- Turizm amaçlı konut inşaatı ile inşaat sektörü canlandı. Ülkede çalışanların yüzde 12'si inşaat sektöründe istihdam edildi. İşsizlik azaldı.
- Bu model ile İspanya GSMH'sinin yüzde 11'ini turizmden elde eden bir turizm ülkesi oldu.
- İspanya'nın yıllık turizm geliri yaklaşık 50 milyar euro.


Kaynak: Yeni Asır (ZAFER ŞAHİN - ANKARA) 05.12.2010, Pazar 19:53

13 Aralık 2010 Pazartesi

Foça’daki Fransız Tatil Köyü talip çıkmayınca satılamadı

Türkiye'nin ilk tatil köyü olma özelliğine sahip, Foça Fransız Tatil Köyü 2 Kasım Salı günü kapalı teklif usulüyle İzmir Defterdarlığı tarafından ihaleye çıkarıldı. 67 milyon 550 bin lira muhammen bedelle satışa çıkarılan, Foça Fransız Tatil Köyü ihaleye katılan olmayınca alıcı bulamadı.

İzmir Defterdarlığı tarafından, halk arasında Fransız Tatil Köyü adıyla anılan ve geçmişte gazeteci Abdi İpekçi, Müzeyyen Senar, Nükhet Duru, Ajda Pekkan gibi bir çok ünlü isimlerin uğrak yeri olan tatil köyü 67 milyon 550 bin lira muhammen bedelle satışa sunuldu.

2 Kasım Salı günü kapalı teklif usulüyle gerçekleştirilen ihaleye katılım olmadı.Alınan bilgiye göre ihale öncesinde satış ile yakından ilgilenen yatırımcılar bulunuyordu.Fakat ihalenin yapıldığı gün herhangi bir başvuru olmadı.

Yetkililer, ikinci bir ihalenin de yapılabileceğini belirterek, ayrıca tesisin Kültür ve Turizm Bakanlığına tahsisi yapılarak, bu yönde bir çözüm alternatifi olabileceğini bildirdi.Foça'nın en değerli tesisi olarak görülen Tatil Köyü’nün satılıp yeniden açılmasına umut bağlayan Foçalı turizmciler, kötü haberi alınca hayal kırıklığına uğradı. İhale sürecini yakinen takip eden Foça Genç İş Adamları Derneği Başkanı Taner Acar, ihaleye teklif gelmemesinin sebebinin yatırımcının bedeli yüksek bulması olduğunu söyledi.

İHA Muhabirine açıklamalarda bulunan Başkan Acar, “İlçemizin kaliteli yatak ve tesis sayısı yetersiz.5 yıl öncesine kadar ilçemiz turizminde lokomotif görevi gören Fransız tatil köyünün kapanması burada ticari faaliyet gösteren küçük esnafımızdan, iş adamlarımıza varıncaya kadar herkesi olumsuz yönde etkiledi. Bu nedenle 5 yıldır çözüme ulaşmasını arzu ettiğimiz tatil köyünün satış ihalesi yöremiz adına önem arz ediyordu. Fakat her ne kadar içimiz de bir umut olsa da ihaleye hiç kimsenin katılmayacağını da az çok tahmin edebiliyorduk. Çünkü ihale için belirlenen 67 milyon 550 bin lira muhammen bedel astronomik bir rakamdır.Bu kadar yüksek bir bedelle söz konusu yeri 50 defada ihaleye çıkarsanız. Yine değişen hiçbir şey olmayacaktır. Burada tekrar, tekrar ihaleye çıkmak yerine acilen alternatif çözümler üretilmelidir" diye konuştu.

330 oda ve 690 yatak kapasiteli Fransız Tatil köyü beş aylık sezonda günlük 900 turisti, 120 personelle ağırlıyordu.Yöre halkına istihdam sağlayan tesis 1967 yılında açıldı. Tesisin kiracısı olan işletmeci firma (Akdeniz Turistik Tes. A.Ş. Club Méditerranée ) ile 1982 yılında kira sözleşmesi uzatıldı. Sözleşmenin sona ermesi ile tesis 1-11-2005 yılında da tahliye edildi. Emekli sandığı mülkü olan tesis özelleştirme idaresine devir edilerek satışa sunuldu. 2006 yılında yapılan ihaleyi kazanan Yıldırım Dış Ticaret'e 8 milyon 200 bin dolar karşılığında tesis satıldı. Fakat satış onaylanmadı ve tesis arazisi Maliye Bakanlığı'na devredildi. Toplam 141 bin 380 metrekare büyüklüğündeki tesis, atıl duruma düştü. Atıl durumda bekleyen tesis İzmir Defterdarlığı tarafından 4 yıl sonra yeniden ihaleye çıkarıldı. İhaleye katılan olmayınca atıl tesise alıcı çıkmadı.(iha)

Kaynak: http://www.turizmgazetesi.com/news/news.aspx?id=57476 03.11.2010

Mavişehir Modeli İzmir’e örnek oldu

İzmir Büyükşehir Belediyesi, Mersinli ve Çınarlı’deki yağmursuyu sorununu çözmek için Mavişehir’de uyguladığı projeyi örnek aldı. Deniz seviyesinin altında kalması nedeniyle şiddetli yağışlarda önemli problemlerin yaşandığı bölgenin, İZSU’nun Karşıyaka - Mavişehir’de uyguladığı “su baskınlarını bitiren” projesine benzer bir çalışmayla kurtarılacağı bildirildi. Mart ayında başlayan çalışmalar yoğun bir şekilde devam ederken, 1 milyon 683 bin 841 TL’lik yatırımın yıl sonunda tamamlanması planlanıyor.

Neler yapılacak?
Hazırlanan projeye göre, Mersinli Havzası’nda biriken yağmur suyunun yeni yapılacak hatlar ve terfi merkezi ile Arap Deresi’ne aktarılması planlandı. “Konak ilçesi Mersinli Havzası’nın Yağmursuyu Toplama Hattı İnşaatı” kapsamında, Çınarlı ve Mersinli bölgesinin yağmur suyunu terfi merkezinde toplamak için 1050 metre uzunluğunda çeşitli çaplarda yağmursuyu borusu döşendi.

Ozan Abay Caddesi’nde metro viyadüklerinin bulunduğu noktada (Yeni Mahalle) her biri saniyede 1000 litre suyu aktarma kapasitesine sahip 3 adet pompanın içinde bulunacağı terfi merkezi yüzde 80 oranında tamamlandı. Pompalar geldi ve önümüzdeki günlerde montajına başlanacak. Terfi merkezi ile Arap Deresi arasında ise yağmur suyunu toplayıp denize iletmek için DDY hattının altından geçen 716 metre uzunluğunda, 1200 milimetre çapında, uzun ömürlü ve basınca dayanıklı büyük borular döşendi. Basınçlı hat çalışmaları yerin 2 metre altında gerçekleştirildi. Ayrıca metro viyadüğünün altına yağmursuyunu toplamak için 230 metre uzunluğunda enine ve dikine yağmursuyu ızgarası imalatı yapıldı.

 
Kaynak: http://www.gazeteyenigun.com.tr/icerik.asp?page=guncel&tarih=2010-11-03&nID=82836 03.11.2010

9 Aralık 2010 Perşembe

İnşaat metre kare maliyeti arttı

Belediyeler tarafından yapı kullanma izin belgesi verilen yapıların "arsa payı hariç" inşaat metre kare maliyetleri bu yılın ilk yarısında 549,17 lira oldu.

İnşaat metre kare maliyetleri, bu yılın ilk yarısında (Ocak-Haziran) geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4,6 oranında artarak, 549,17 liraya çıktı.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), "Yapı İzinleri İstatistikleri 2010 Yılı 2. Dönem Sonuçları"nı açıkladı.

Buna göre, belediyeler tarafından yapı kullanma izin belgesi verilen yapıların "arsa payı hariç" inşaat metre kare maliyetleri bu yılın ilk yarısında 549,17 lira oldu. Geçen yılın aynı döneminde ise inşaat metre kare maliyeti 525,17 lira olarak belirlenmişti.

2010 yılının ilk altı ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre belediyeler tarafından Yapı Ruhsatı verilen yapıların yüzölçümünde yüzde 23,6, bina sayısında yüzde 8,4, değerinde yüzde 30,8, daire sayısında yüzde 29,1 oranında artış kaydedildi.

Geçen yılın ilk yarısında Yapı Ruhsatına göre konut bina sayısı ise 40 bin 610 iken, 2010 yılının aynı döneminde yüzde 9,8 artarak 44 bin 572 oldu. Konut yüzölçümleri de söz konusu dönemde yüzde 26,1 oranında artarak, 47 milyon 467 bin 6 metrekareye çıktı.

2010 yılının ilk yarısında geçen yılın aynı dönemine göre belediyeler tarafından Yapı Kullanma İzin Belgesi verilen yapıların yüzölçümünde yüzde 31,6, bina sayısında yüzde 38,3, değerinde yüzde 28,5, daire sayısında yüzde 32,2 oranında düşüş oldu.

Geçen yılın Ocak-Haziran döneminde Yapı Kullanma İzin Belgesine göre 39 bin 167 olan konut bina sayısı da, 2010 yılının ilk 6 ayında yüzde 39,1 düşerek 23 bin 855, konut yüzölçümleri ise yüzde 31,7 düşerek 22 milyon 683 bin 44 metrekare olarak gerçekleşti


Kaynak: http://www.hurriyetemlak.com/real_estate/emlakyasam/haber_detay.php?cid=11294  13.09.2010, Pazartesi

1 Aralık 2010 Çarşamba

İzmir'de hangi semtler değerleniyor, hangileri değer yitiriyor?

Forbes’ta yayınlanan habere göre; emlak piyasasının İzmir’deki durumu...

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin hazırladığı plana göre Güzelbahçe-Narlıdere, Balçova, Konak, Bornova, Karşıyaka, Çiğli ve Menemen’i kapsayan bölge “merkez kent” olarak tanımlanıyor. Bu bölgenin aşırı yapılaşma ve nüfus nedeniyle gelişme performansını kaybettiği vurgulanıyor. Bölgenin iyileştirilmesi için ticaret, turizm, iş hizmetleri, ileri teknoloji yatırımı öngörülüyor. Eğitim, sağlık, teknik altyapı, fuar, büyük ölçekli açık ve yeşil alanlar ile tema parklarına yatırım yapılması amaçlanıyor.

Aliağa, İzmir’in üretim ve aktarım noktası olarak tanımlanmış. Endüstriyel üretim, enerji ve yük limanı işlevleri gelişecek sektörler olarak belirlenirken yatırım alanları olarak ‘liman, teknik altyapı, organize sanayi bölgesi (OBS), uzmanlaşmış eğitim, tekne-yat-gemi imalat alanı ve sergiler-fuarlar’ ön plana çıkartıldı.

Torbalı için ‘tarım-sanayi kenti’ kimliği planlanmış ve bölgeye tarımsal üretim ile endüstriyel işletim rolü veriliyor. Buna paralel olarak tarımsal iyileştirme, sulama, demiryolu ulaşımı, enerji, OSB, teknik altyapı ve uzmanlaşmış eğitim alanlarının geliştirilmesi amaçlanıyor.

'Düşük yoğunluklu yaşama ve konut gelişme merkezi’ olarak tanımlanan Urla’nın, tarımsal iyileştirme, ulama, hafif raylı taşıma sistemi, pansiyonculuk, sağlık turizmi, hobi bahçeciliği ve spor kampçılığı yatırımlarının yapılması hedefleniyor.

Selçuk ve Seferihisar, kıyı oryantasyonlu turizm yatırımlarını üstlenecek. İki ilçe günübirlik turizm, ikincil konut, kara ve deniz avcılığı, arkeolojik ören yeri düzenlemeleri, tarih turları ile deniz ulaşımı yatırımlarıyla desteklenecek. Buca da İzmir’in potansiyeli yüksek bölgelerinden biri. Son yıllarda yoğun inşaatlarla hızlı gelişiyor. Buca’nın dışında olmasına rağmen bölgedeki yapılaşmalarla merkezle arasındaki farkı kapatan Yıldız bölgesi de dikkat çeken yerlerden biri. Bölgede yapılan yüksek standartlı yeni siteler Yıldız’a olan talebi artırıyor.

İzmir’in jeotermal bölgelerinden Ilıca ise bu özelliğini kullanarak ön plana çıkacak. Bölgede yapılan lüks konut yatırımları da ilginin artmasını tetikliyor.

En değerli 10 mahalle
İzmir’in en değerli mahallesi 2009’da olduğu gibi yine Mavişehir. Lüks konut projeleriyle kentin en gözde semti haline gelen Mavişehir’i Narlıdere’nin Yenikale semti izliyor. Metrekare fiyatı 2 bin lirayı aşan bu iki semti Narlıdere, Konak, Balçova ve Güzelbahçe’nin mahalleleri izliyor.
Mavişehir Metrekare (TL): 2.193

Yenikale Metrekare (TL): 2.000
Ilıca Metrekare (TL): 1.881
Alsancak Metrekare (TL): 1.825
Korutürk Metrekare (TL): 1.746
Maltepe Metrekare (TL): 1.705
Yalı Metrekare (TL): 1.625
Limanreis Metrekare (TL): 1.617
Huzur Metrekare (TL): 1.438
Narlı Metrekare (TL): 1.418

Yükselen semtler
İzmir’de 2009 Haziran’ına göre yüzde 18,38’lik primle değerini en çok artıran mahalle Bayraklı ilçesi sınırlarında bulunan Manavkuyu oldu. Karabağlar ilçesindeki Fahrettinaltay, Yeşilyurt ve Hatay da İzmir’de en hızlı yükselen semtlerden.

Bayraklı / Manavkuyu Değişim (yüzde): 18,38
Karabağlar / Fahrettin Altay Değişim (yüzde): 15,45
Karabağlar / Yeşilyurt Değişim (yüzde): 13,44
Karabağlar / Hatay Değişim (yüzde): 13,20
Güzelbahçe / Yelki Değişim (yüzde): 11,35
Karşıyaka / Örnekköy Değişim (yüzde): 10,53
Narlıdere / Narlı Değişim (yüzde): 8,72
Karşıyaka / Bahriye Üçok Değişim (yüzde): 8,22
Konak / Kahramanlar Değişim (yüzde): 7,28
Çiğli / İstasyonaltı Değişim (yüzde): 7,21

Değeri düşenler
Son bir yılda İzmir’in ‘en çok değer kaybeden 10 mahallesi’ listesinde ilk beş sırayı Balçova’nın semtleri paylaştı. Teleferik ve Çetin Emeç mahalleleri yüzde 10’un üzerinde değer kaybetti. İlginçtir ki Çiğli’de Egekent değer kaybederken aynı ilçe sınırlarındaki İstasyonaltı yüzde 7,2 değerlendi.

Balçova / Teleferik Değişim (yüzde): -10,34
Balçova / Çetin Emeç Değişim (yüzde): -10,32
Balçova / Onur Değişim (yüzde): -9,95
Balçova / Fevzi Çakmak Değişim (yüzde): -7,77
Balçova / Eğitim Değişim (yüzde): -6,27
Çiğli / Egekent Değişim (yüzde): -5,90
Bornova / Ergene Değişim (yüzde): -4,31
Karşıyaka / Bostanlı Değişim (yüzde): -3,69
Bornova / Merkez Değişim (yüzde): -2,83
Buca / Şirinyer Değişim (yüzde): -2,37

Kira Şampiyonları
İzmir’in en pahalı semti Mavişehir, kira liginde Alsancak’ın ardından ikinci sırada. Alsancak’ta 100 metrekare bir dairenin ortalama kirasıysa 990 lira. İzmir’in en pahalı kiralık evleri Konak, Karşıyaka, Balçova ve Güzelbahçe arasında dengeli bir şekilde dağılmış durumda.

Alsancak Metrekare (TL): 9,90
Mavişehir Metrekare (TL):8,70
Yenikale Metrekare (TL):6,89
Korutürk Metrekare (TL):6,79
Maltepe Metrekare (TL):6,39
Yalı Metrekare (TL):6,33
Bostanlı Metrekare (TL):6,31
Mithatpaşa Metrekare (TL): 6,21
Limanreis Metrekare (TL): 6,16
Kahramanlar Metrekare (TL): 6,11

Kaynak: FORBES (Yayın Tarihi 12.08.2010)

29 Kasım 2010 Pazartesi

EPDK'den Sabiha Gökçen'e lisans

EPDK, toplam 31 firmaya çeşitli cinste lisans verdi. İşte o firmalar...

Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK), Elektrik, Doğal Gaz ve Petrol Piyasası Lisans Yönetmelikleri hükümleri çerçevesinde, toplam 31 firmaya çeşitli cinste lisans verdi.


EPDK'nın duyurusu Resmi Gazetenin bugünkü sayısında yayımlandı.

Duyuruya göre kurulun 6-13-20 ve 27 Ekim tarihli kararlarıyla, Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği hükümleri çerçevesinde toplam 16 firmaya lisans verildi.

Lisans verilen firmalar ve lisans türleri şöyle:

''Çavuşoğlu Elektrik Enerjisi Toptan Satış Limited Şirketi, Ortadoğu Elektrik ENerjisi Toptan Satış A.Ş. (toptan satış lisansı),

Cenay Elektrik Üretim İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, Hidrolik Enerji Mühendislik Müşavirlik İnşaat Elektrik Üretim Sanayi Limited Şirketi, Türkerler Enerji Yatırım Üretim İnşaat ve Ticaret A.Ş. (üretim lisansı),

İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı Yatırım Yapım ve İşletme A.Ş. (otoprodüktör lisansı),

Akşehir Organize Sanayi Bölgesi Tüzel Kişiliği (OSB dağıtım lisansı),

Energo-Po Güney Elektrik Toptan Satış İthalat İhracat ve Ticaret A.Ş., Eren Elektrik Enerjisi Toptan Satış A.Ş., Tosyalı Elektrik Enerjisi Toptan Satış İthalat İhracat A.Ş. (toptan satış lisansı),

Durum Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş., Ne-Sa İnşaat Elektrik ve Madencilik İthalat İhracat Ticaret ve Sanayi A.Ş. (otoprodüktör lisansı),

Hayat-Payas Organize Sanayi Bölgesi Tüzel Kişiliği (OSB dağıtım lisansı),

Bereket Enerji Üretim A.Ş. (üretim lisansı),

Balkaya Enerji Toptan Satış A.Ş., Peker Elektrik Enerjisi Toptan Satış A.Ş. (toptan satış lisansı)''



DOĞALGAZ



Enerji Piyasası Kurulunun 6 ve 27 Ekim 2010 tarihli kararlarıyla Doğalgaz Piyasası Lisans Yönetmeliği hükümleri çerçevesinde ise 5 firmaya lisans verildi.

Lisans verilen firmalar ve lisans türleri şöyle:

''Gazkom Doğalgaz Enerji Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi (sıkılaştırılmış doğalgaz (CNG) lisans iletim ve dağıtım),

Gazkom Doğalgaz Enerji Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi (sıkıştırılmış doğalgaz (CNG) lisans satış),

Liguefied Natural Gas İhracat Ticaret Limited Şirketi (İhracat lisansı),

GDF SUEZ Tıbii Gaz Tedariki A.Ş. (ithalat spot LNG lisansı),

Akenerji Doğalgaz İthalat İhracat ve Toptan Satış Ticaret A.Ş. (toptan satış lisansı),



PETROL



Öte yandan EPDK 6-13-20 ve 27 Ekim 2010 tarihli kararıyla Petrol Piyasası Lisans Yönetmeliği hükümleri çerçevesinde toplam 10 firmaya lisans verdi.

Lisans alan firmalar şunlar:

''Aytemiz Akaryakıt Dağıtım A.Ş. (iletim lisansı),

Staroil Petrol ve Petrol Ürünleri Sanayi Ticaret Limited Şirketi, AYS Kimya İmalat İthalat İhracat Nakliyat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, Petko Kimya Atık Yağ Sintine ve Solventlerin Geri Kazanımı Madeni Yağ ve Endüstriyel Yağ Biodizel Petrol Sanayi ve Ticaret A.Ş., Burdur Kimyevi Madde Madeni Yağ Akaryakıt Paketleme Gıda Tarım Nakliyat Madencilik İNşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, Çev-Pet Perol Ürünleri Geri Dönüşüm Kimya Nakliyat Sanayi ve Ticaret A.Ş., Kagrup Kimya Sanayi ve Dış Ticaret Limited Şirketi, Karadayı Petrol Tarım İnşaat İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, Kasım-Küçük Samet Endüstriyel Temizleyici ve Madeni Yağ (Madeni yağ lisansı),

Get Oil Enerji A.Ş. (dağıtıcı lisansı)''

Kaynak: http://www.patronlardunyasi.com/haber/EPDK-den-Sabiha-Gokcen-e-lisans/94398 15 Kasım 2010 Pazartesi

28 Kasım 2010 Pazar

Evleri ayırdık!

Radikal 'türdeş getto'ları yerinde araştırdı. Artık kimse kendinden farklı olanla beraber yaşamak istemiyor.

“Sağlıklı nesiller sağlıklı besinlerle yetişir” selamlı Selam Hipermarket, Nur Mefruşat, Mevlana Giyim, Kuveyt Türk Bankası, Özel Şifa Hatun Sağlık Kabini, Tekbir Mağazası, Aygünler Restoran ve Yapı Kredi, Milano Kuaför, Aquapower Solarium, Mozaik Çarşı Fitness, Restorante il Padrino, Çeşme Dalyan Balık, Northshields... Ardı ardına saydığımız isimleri karşılaştırmak bile fazla söze hacet bırakmıyor sanki. Hangisi nerede bulmak çok zor olmasa gerek.

Mahalle baskısı yok çünkü hepsi aynı

‘Site’ denilen yerleşim birimleri, kent sosyologlarının uzun süredir araştırdıkları konular arasında. Siteler, etrafı duvarlarla örülü, kapısında güvenlik elemanları olan, ortak kullanım alanlarına sahip, yabancıların giremediği yapılanmalar. Siteleri, surlarla çevrili ortaçağ kentlerine benzetenler bile var. Bu konudaki bilimsel çalışmalara baktığınızda site yaşamına geçişteki en önemli neden, kent merkezlerinin giderek yaşanması zor, tehlikeli alanlara dönüşmesi. Düzen, çevre temizliği, estetik, emniyet, vb faktörler kent merkezinin dışında inşa edilen villalı/ bahçeli sitelerin ideal yaşam merkezleri olarak görülmesine yol açmış.

Doğaldır ki önceleri sitelere taşınanlar üst gelir grupları olmuş. Onlar için sitede oturmak kaliteli yaşam ve prestij sembolü. Bu yaşam biçimine orta üst ve orta sınıf aileler de rağbet etmeye başlayınca, daha kısıtlı imkânlarla satın alınabilecek, apartman bloklarından oluşan siteler ortaya çıkmış. Site yaşamına geçiş 1970’li yıllarda ilk önce ABD’de başlıyor, 1980’lerden itibaren tüm dünya kentlerine yayılıyor.

Kültürel bölünme
İstanbul da aynı çizgiyi takip eden kentlerden. Önce üst gelir gruplarına hitap eden siteler inşa ediliyor. Siteye geçişteki amaç da aynı. Benzer yaşam tarzları ve geliri olan ailelerin daha prestijli kabul ettikleri villalı, bahçeli, yüzme havuzlu sitelere taşınması kendilerini alt sınıflardan ayrıştırma amacını taşıyor. Daha sonra orta üst gelir gruplarına hitap eden apartmanlı siteler var. Bu site furyasına en son eklenenler orta sınıfların oturduğu, blok apartmanlardan oluşan, kendi alışveriş merkezleri ile donatılmış ‘site kentler.’

Başakşehir ve Ataşehir bu sonunculara iki örnek. Her ikisinde de orta sınıf aileler oturuyor. Emlak fiyatları aşağı yukarı aynı. Dolayısıyla sosyolojik olarak bu iki ‘site kent’i aynı sınıfsal kategoriye oturtup pek farklı olmadıklarını söylememiz gerekir. Oysa çok farklılar. Bu farklılık Türkiye’deki kültürel bölünmüşlükten kaynaklanıyor. Başakşehir İslami kesimin, Ataşehir ise laik kesimin ‘site kent’leri. Bu iki ‘kent’teki insanların giyim kuşamları, yaşam biçimleri, zevkleri, eğlence anlayışları farklı. Başakşehir ve Ataşehir iki farklı ‘cemaat’ yapılanması. Yapılanmalarında önemli olan sınıf değil, ‘kültürel bloklar.’

Bu ‘cemaatleşme’ bizi tedirgin mi etmeli? Şili’nin Santiago kentindeki siteler üzerine okuduğum bir makale, kentteki fakir ve orta sınıf ailelerin siteler kanalıyla kendi kimliklerini inşa ettiklerinden bahsediyordu. Ancak, bu inşa sürecinin daha önce kente hâkim olan yapıyı tümüyle değiştirdiği, sosyal farklılıkların kabulünü ve günlük yaşamdaki iç içeliği ortadan kaldırdığı uyarısı da yapılıyordu. Başakşehir ve Ataşehir’i gezdiğinizde, gerçekten de İstanbul’un pek çok semtinde hâlâ var olan farklı sınıf ve kimliklerin bir aradalığı bu sitelerde ortadan kalkmış gibi gözüküyor. Karşı kültürel bloktan olan aileler her ikisinde de var, ancak azınlıktalar.

Her ikisine de hâkim olan hava gettolaşmış ‘site kent’ler. Belki de Başakşehir ve Ataşehir, İstanbul’un gelecekteki yaşantısının habercileri. İnsanların bu gettolarda, kendileri gibi yaşayanlarla daha rahat, daha huzurlu oldukları kesin. Siteler özgür alanlar. Buralarda mahalle baskısı yok çünkü herkesin kimliği ve yaşam tarzı birbirinin benzeri. Ancak, bu rahatlık ve huzur aynı zamanda siyasete de tercüme edilmiş olan kültürel kimlik ve yaşam tarzı farklılıklarının daha da artması ve artık birlikte yaşayamama pahasına olabilir.

.............................

Siyaset bilimi eğitiminden sonra, kalkınma planlaması yüksek lisansı ve şehricilik üzerine doktora yapan Yaşar Adanalı'ya üzerinde araştırma yaptığı gettolaşma konusunu sorduk:
Toplu konut projelerinin gettolar yarattığı fikrine katılıyor musunuz?: Kesinlikle… Getto, kentin yoksullarının, belli bir etnik gruba mensupların aşırı yoğun bir şekilde yaşadıkları kentsel mekânı tanımlayan bir kelime. TOKİ`nin alt gelir grubuna yönelik, kentin bütününden kopuk, izole, tek tip formu ve fonksiyonları olan toplu konut projeleri bu tanıma uyuyor. Diğer taraftan varsıllar için geliştirilen, belli hayat tarzları konseptleriyle pazarlanan güvenlikli site projeleri de büyük şehirlerde hızla çoğalıyor. Bunlar da kentin varsıl gettoları. Çok keskin bir sınıfsal ayrım söz konusu.

Medyaya yansıyan en uç örnek Antalya´nın Lara semtindeki Feyziefe Sitesi`di. Girişinde Türk bayrağı ve Atatürk resmi bulunan tabelada, “Atatürkçü, laik, demokratik insanların yaşadığı sitedir’’ yazıyordu. Sonuçta bu dinamik bir süreç. Mekansâl ayrışma ve sınıfsal ayrımlar arasındaki ilişkiyi laiklik-muhafazakârlık eksenine indirgemenin, süreci hafife almak olduğunu düşünüyorum.

Avrupa’da, ABD’de, devlet yahut özel sermaye dilediklerinin bir arada yaşamasını sağlayacak siteler kurmakta özgür mü? Bu gettolaşma tehlikesini önden görüp de önlemini alan var galiba...: Aslında alınan önlemler çoktan tecrübe etmiş olmakla alakalı. Paris`in banliyölerinde, Londra`nın belediye evlerinde, New York`un gettolarında yaşayan yoksulların zamanla daha derin bir yoksulluk sarmalına girdikleri, hem toplumsal hem de mekansâl olarak dışlandıkları, buraların birer çöküntü alanına dönüştüğü bir gerçek. Bugün ayrışarak yaşama modelinin, TOKİ tipi toplu konut anlayışının çözüm yerine sorun ürettiğini, Avrupa ve Amerika yaşayarak öğrenmiş durumda. Şimdi de işin içinden çıkmaya çalışıyorlar. Tabii bu öğrenme sürecinde modelin işlememesini görünür kılan kentsel muhalefetin ve mücadelenin büyük rolü var.

Peki orta ya da uzun vadede Türkiye’de ne tür sonuçlar doğrucak bu gettolaşma? : Bize ne yazık ki ayrışarak yaşamanın modeli sunuluyor. Kent, lüks güvenlikli siteler, yoksullar için TOKİ`ler, plazalar, özelleştirilen kent merkezindeki okulların yerini alacak kent dışındaki kampüs okullar, üretim için organize sanayiler, alışveriş için AVM`ler, orta-alt gelir grubu için outlet`ler derken birbirinden kopuk bölgelere, adacıklara bölünüyor.

Bu tipte kent yaşamı ekonomik olarak kırılgan, toplumsal olarak dışlayıcı, kültürel olarak zayıf, mekânsal olarak kopuk, ekolojik olarak da sürdürülebilir olmaktan uzak.


Kaynak: BERRİN KARAKAŞ (Arşivi) - 28/11/2010
http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetay&ArticleID=1030526&Date=28.11.2010&CategoryID=77