14 Nisan 2011 Perşembe

İzmir’in ilklere imza atan projesi Karşıyaka’da yükseliyor

İnşaat sektörünün 3 başarılı ve öncü firması Türkerler, Durmaz ve İZKA İzmir Karşıyaka’da Mavişehir Park Yaşam’ı hayata geçirmek için kolları sıvadı.

İzmir Karşıyaka’da temelleri atılan Park Yaşam Mavişehir Konut Projesinin tanıtım toplantısı İzmir Swissotel’de düzenlendi. Projeye imza atan Türkerler Holding Yönetim Kurulu Başkanı Kazım Türker, Durmaz İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Remzi Durmaz, İZKA İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Azat Yeşil ve Emlak Konut Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Genel Müdürü Murat Kurum toplantıya katıldılar.

Konut, alışveriş merkezi ve ofisin yanı sıra otelin de yer almasının planlandığı projenin yatırım maliyetinin 350 milyon lirayı bulması beklenirken, konut satışından elde edilecek hasılat 256 milyon lira olarak belirlendi.

Bölgeye güveniyoruz

Türkerler Holding Yönetim Kurulu Başkanı Kazım Türker basın toplantısında yaptığı konuşmasında İzmir’i tanıdıklarını belirterek “İzmir’e çok güveniyoruz ve onları tanımak istiyoruz. İzmirgaz şirketinde edindiğimiz tecrübeleri bu konut projesinde İzmir’lilere sunmak için bir araya geldik. Kendimizi gönülden İzmirli olarak görüyoruz. Zira 2005 yılında lisansını alarak faaliyete başladığımız, ülkemizin en önemli şehir doğalgaz dağıtım projelerinden biri olan İzmirgaz şirketinin kurucu ortakları arasında yer almaktayız. Şirketimizin yatırımlarındaki hızı ve başarısı, İzmir’e yıllık toplam doğalgaz tüketiminde, Türkiye’de 2.sıraya taşımış durumdadır. Bu ilerleme ve İzmir’e duyduğumuz güven, bizi İzmir’de, Avrupa standartlarında, konforlu, sağlıklı, güvenli bir yaşam sunan özel bir gayrimenkul projesinde yer almaya teşvik etti.”dedi. Türker bu bölgede bugüne kadar yapılan en büyük yatırımlardan bir tanesi olduğuna da dikkat çekti.

‘İzmir’in “balkon ve teras” sevdasını unutmadık’

İzmir halkının nasıl bir ev istediğini iyi bildiklerinin altını çizen Türker, “ Biz Park Yaşam Mavişehir’in, İzmir’in kentsel dönüşümü için çok önemli ve İzmir’e ilkler getiren bir proje olduğuna inanıyoruz. Öncelikle, bu projede klasik konut metrekarelerinin dışına çıktık ve İzmir’lilerin daha geniş, daha ferah evlerde mutlu yaşaması için daire metrekarelerini daha büyük tasarladık, tavan yüksekliklerini 2.70 metre olarak gerçekleştirdik. Bu bize ne kazandırır? Bu bize daha yüksek maliyet getirir ama Park Yaşam Mavişehir’li olanlar geniş alanlarda, ferah evlerinde yaşayacakları için buna değer görüyoruz. Öte yandan İzmir’in olmazsa olmazları arasında yer alan “balkonlu, teraslı ev” kriterini de unutmadık. Özellikle bu iki alanı daha geniş ve daha ferah bir hale getirmek için özel olarak üzerinde durduk.

Kapalı yüzme havuzu olan ilk proje

Türker; “İzmir'in kentsel dönüşümü için önemli bir proje hayata geçiriyoruz ve İzmir'e ilkleri getiriyoruz. İzmir'de ilk kez bir projede otopark binaların altına girdi, ayrıca kapalı havuz inşa edildi. Bir ilke imza attığımız için oldukça mutluyuz" dedi. 32 bin 104 metrekare alan üzerinde inşa edilen proje, konumlandırılan 21 – 24 katlı 4 adet blok, 5 katlı 3 adet blok toplam 521 daireden oluşuyor. 7 blokta 27 ayrı mimari tipte daire seçeneği olan projede daireler 70 ile 300 metrekare arasında değişirken, fiyatları ise 174 bin liradan başlayıp, 800 bin liraya kadar uzanıyor. Ayrıca Park Yaşam Mavişehir, sahile ve hafif raylı metro istasyonuna 2 dakika uzaklığıyla da dikkat çekiyor.

Maketsiz 60 daire sattı

1 hafta önce önce satışlarına başlanan projede maket bile olmadan 60’ın üzerinde daire sattıklarını söyleyen Park Yaşam Mavişehir Satış ve Pazarlama Direktörü Oğuz Kaan Karaer projenin yüzde 40'ını bir ay içinde satmayı planladıklarını söyledi.

12 Aralık 2012’de saat 12.12’de teslim

Durmaz İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Remzi Durmaz, projenin teslim süresinin 24 ay olduğunu ancak kendilerinin bunu erkene aldığını belirterek, hatırda kalan bir tarih verdi.. Durmaz, projeyi 12 Aralık 2012’de saat 12.12’de bitirmeyi hedeflediklerini söyledi. İzka İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Azat Yeşil ise, bu projenin Emlak Konut GYO’nun en yüksek hasılatlı projesi olduğunu vurguladı.


Kaynak: Hurriyet Emlak Yaşam Eki - 14.04.2011

Hayvancılıkta yatırım patlaması

Hükümetin verdiği destekler sonucunda, süt sığırcılığı ile etçi ve kombine kurulacak damızlık sığır işletmeciliği yatırımında ''bereket'' yaşanıyor.

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'ndan alınan bilgiye göre, ''Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) Eylem Planı Kapsamındaki İllerde Süt Sığırcılığı Yatırımlarının Desteklenmesine İlişkin Uyguluma Esasları Tebliği''nin Kasım 2009 tarihinde yürürlüğe girmesinin ardından, 2009-2011 yılları arasında 230 proje başlatıldı. Projelerin yatırım tutarı 613 milyon 872 bin 867 lira oldu.

2009-2012 yılları arasında kurulacak 300 işletmede 1200 kişilik istihdam sağlanacak. İşletmelere sağlanacak olan 36 bin 928 baş damızlık gebe düveden proje sonunda yılda 258 bin 496 ton süt elde edilecek. İşletmeye getirilecek hayvanlardan 2011 yılında 3 bin 81 ton, 2012 yılında ise 4 bin 40 ton olmak üzere toplam 7 bin 121 ton et üretimi sağlanacak.

Doğu Anadolu Projesi (DAP) illerinde de etçi ve kombine kurulacak damızlık sığır işletmesi yatırımlarına destek veriliyor. Bu kapsamda yatırım toplamı 220 milyon 442 bin 895 lira olan 145 proje başlatıldı. 2010-2012 yılları arasında kurulacak 200 işletmede 800 kişilik istihdam sağlanacak. İşletmelere sağlanacak 17 bin 785 baş damızlık gebe düveden proje sonunda yılda 124 bin 595 ton süt elde edilecek. 2011 yılında bin 337 ton, 2012 yılında ise bin 861 ton olmak üzere toplam 3 bin 198 ton et üretimi gerçekleştirilecek.

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, yeni yatırımda inşaata yüzde 30, hayvan alımına yüzde 40 ve makine alımına yüzde 40 hibe verdiği süt sığırcılığı yatırımlarına 111 milyon 557 bin ve damızlık sığır işetmesi yatırımlarına 73 milyon 160 bin lira hibe yardımında bulunmayı planlıyor.

''BÜYÜK İŞLETMELER FABRİKA KURMAK İÇİN YER ARIYOR''
Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri Gaziantep Bölge Birliği Müdürü Muhsin Gümüş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, faaliyet alanı içinde bulunan Gaziantep, Şanlıurfa, Adıyaman, Kahramanmaraş ve Kilis'te çiftçilere süt sığırcılığı ve besi danası konusunda hayvan alımını tedarik ettiklerini, kredilendirdiklerini söyledi.

Süt sığırcılığında 5 yıl vadeli ve besi danasında 1 yıl vadeli sıfır faizli kredi kullandırdıklarına işaret eden Gümüş, ''2010 yılında besi kredilerini de ilave ettiğimiz zaman yaklaşık 30 milyon liralık hayvancılık kredisi kullandırdık. 2011 yılında da kullandırdığımız 15 milyon lira civarında kredi var'' dedi.

Bölgede hayvancılık yatırımına büyük ilgi olduğunu, yeni yatırımların devam etmesinin yanı sıra çiftçilerin küçük işletmelerini büyüttüğünü ve yatırımların çoğunun tamamlandığını bildiren Gümüş, ''Burası cazibe merkezi haline gelince büyük işletmeler de süt fabrikası kurmak için yer aramaya başladılar'' dedi.

'TARIM KREDİ ÇİFTLİKLER KURUYOR''
Süt sığırcılığının geliştirilmesi, modern işletmelerin kurulması hayvansal üretimde verimliliğin ve kalitenin artırılması ile bölgesel gelişmişlik farkının azalacağını vurgulayan Gümüş, damızlık sığır ithalatına ilişkin şunları kaydetti:

''Şu anda genelde Avusturya ve ABD'den seçim yapılıyor. Yurt içindeki kapasitede süt veren bir hayvanı yurt dışından getirip de döviz vermenin bir gereği yok. Bizim şirketimiz özellikle buna dikkat ediyor. Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri kendisi yurt içinde çiftlikler oluşturuyor. Kayseri'de 1000 baş çiftliğimiz vardı, ikinci 1000 baş çiftlik açılıyor. Mersin'de şu anda toplama merkezi adı altında bir yer oluşturuyoruz. Kütahya ve Tekirdağ'da bir işetme yapıyoruz. Eski TİGEM'lerde olduğu gibi hayvanları buraya getirip ıslah edip, çoğaltarak yurt dışına bağlı kalmamanın yollarını araştırıyoruz. Böylece ithalat yapmaya da gerek kalmayabilir.''

''400 MİLYON DOLARLIK İHRACAT HEDEFİ''
Güneydoğu Anadolu İhracatçı Birlikleri (GAİB) Başkanı Abdulkadir Çıkmaz da 1983-1984'lü yıllarda devletin çok güzel hayvancılık politikası olduğunu, o yıllarda Güneydoğu'dan sadece canlı hayvan ihracatının 420 milyon dolar civarında olduğunu belirtti. Çıkmaz, şunları söyledi:

''O yıllara kadar çok büyük potansiyel vardı. Gerek Suudi Arabistan gerek Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Lübnan'dan çok büyük alıcı heyetler geliyordu. Maalesef ondan sonra Türkiye'de yem fiyatının çok pahallanması, girdi maliyetlerinin artması ve terör olaylarından dolayı yaylaların kapanması üzerine canlı hayvancılık bitme noktasına geldi. Şu anda ithalatçı konumuna geldik. Hükümet son bir yıldır besi ve süt sığırcılığında çok büyük destekler veriyor, çok ciddi yatırımlar yapılıyor. Bölgede özellikle süt ve hayvan ürünlerini işleyecek fabrikalar da bir an önce teşvik edilmeli. Avrupa ve Balkanlar'da olduğu gibi süt işleme fabrikaları kurulmalı. O zaman süt ve hayvan ürünlerinde 400 milyon dolarlık ihracatı buluruz.''



Kaynak: Patronlar Dünyası - 14 Nisan 2011

12 Nisan 2011 Salı

F1 pistini yaptı emlaka soyundu

Bugüne kadar birçok karayolu yapımını üstlenen Ayhanlar Holding, Kentsel Dönüşüm alanlarından Kartal’da bin konutluk projeyle gayrimenkul sektörüne adım atıyor.

Aralarında Formula 1 pisti inşaatı, Sabiha Gökçen Uluslararası Havayolu gibi önemli projelerin yol inşaatını üstlenen son olarak da Mersin-Tarsus’u turizme açacak projenin yolunu yapacak olan Ayhanlar Holding, şimdi de gayrimenkule soyundu. Türkiye’nin değişik bölgelerinde Karayolları’ndan aldığı ihalelerle pek çok önemli yolun yapımını üstlenen şirket şimdi de Kentsel Dönüşüm alanlarından Kartal’da 1000 konutluk bir projeye hazırlanıyor. Ayhanlar Holding Genel Koordinatörü Ahmet Tayfur, Kartal’da ilk büyük projelerini yapmaya hazırlandıklarını ancak Kartal’da kentsel dönüşüm kapsamında imar izninin çıkmasının ardından projeye başlamaya hazırlandıklarını kaydetti. Set Çimento’nun üstünde bulunan araziyi bir kısmı satın alma kalanı ise kat karşılığı şeklinde aldıklarını söyleyen Tayfur, büyük bir projeye başlayacaklarını kaydetti. Tayfur, aslında bu projenin konut alanındaki ikinci projeleri olacağını, ilk projenin ise Gebze’de yaptıkları ve 2009′da yaşamın başladığı 450 konutluk Güzeltepe konutları olduğunu söyledi. Tayfur, konut alanında yatırımlarının devam edeceğini de söyleyerek “Baktığımız arsalar var. Bize gelen bazı arsalar da var. Bunları da değerlendiriyoruz” diye konuştu.

Tarsus yolu Akdeniz Olimpiyatları’na yetişir

Tarsus turizm yolu ihalesini de alan Ayhanlar Holding, bölgede açılacak tüm otellerin bu yolu beklediğini söyleyerek “Hedefimiz 1.5 yılda orayı tamamlamak. 2012 sonunda bitirmiş oluruz. Oteller de çalışmalara bizimle eş zamalı başlarsa onlar da 2013 Mersin Akdeniz Olimpiyatlarına yetişebilirler” diye konuştu. Tayfur, bünyelerinde yol asfalt, hazır beton, madencilik, petrol ürünleri ve yapı inşaat şirketleri olduğunu söyleyerek kendi betonlarını da kendilerinin ürettiğini bu nedenle inşaat alanında bir sıkıntı yaşamadıklarını da dile getirdi.

Aura’da zamdan önce son kampanya

Propa İnşaat, Kartal’ın en merkezi lokasyonunda inşa ettiği prestijli ev ve home-office projesi Aura Residence’ta zamlı fiyatlardan bir kampanya düzenlendi. 136 bin TL’den başlayan fiyatlarla, merkezi konumu ve geniş sosyal donatıları ile dikkat çeken projeden ev sahibi olmak mümkün. home office’lerin kendini 203 ila 212 ay arasında amorti ettiği projede,iİster sıfır peşinat ve 120 aya kadar kredi, ister yüzde 1 peşinat ve 48 aya kadar sıfır faiz, ister peşin ödemede yüzde 8 indirim ya da yüzde 50 peşin, kalanı 24 aya kadar vade farksız ödeme seçenekleri ile daire sahibi olunabiliyor.

Bandırma’ya Liman AVM’yi yaptı

Tayfur, konut dışında AVM alanında da yatırımları olduğunu ve bu alanda da büyümek istediklerini söyleyerek “Aslında İstanbul’da bir AVM planımız vardı. Ancak İstanbul’da bu alanın doygunluğa ulaştığını görünce başka bir AVM’nin yanında bir yatırım yapmamak için bu planımızı Anadolu’ya kaydırdık ve Bandırma’da karar kıldık” diye konuştu. Tayfur, iyi bir fizibilite çalışması yaptıklarını ve Bandırma’nın çevresiyle beraber 500- 600 binlik bir nüfusa hitap ettiğini söyleyerek burada Liman AVM ismiyle bir yatırıma başladıklarını söyledi. Erdek, Gönen, Manyas, Karacabey ve Susurluk’un ortasındaki yol kavşağında bulunan bir noktada yer alan Liman AVM 60 bin metrekare inşaat alanında 25 bin metrekare kiralanabilir alana sahip bulunuyor. Tayfur, Liman AVM’nin Bandırma’nın kurtuluşu olan 17 Eylül tarihinde açmayı planladıklarını da kaydetti.


Kaynak: Sabah - 07.04.2011

En çok bayi kaybeden akaryakıt şirketleri

Akaryakıtta intifa sözleşmelerinin 5 yılla sınırlandırılması büyük dağıtıcılara pazar payı kaybettirirken, küçük ve pazara yeni giren firmalara ise kazandırdı.

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'nun (EPDK) ''2010 Petrol Piyasası Raporu'', TÜYAP'da gerçekleştirilen Petroleum İstanbul 10. Uluslararası Petrol, LPG, Madeni Yağ, Ekipman ve Teknoloji Fuarı ve Konferansı kapsamında açıklanarak katılımcılara dağıtıldı.

Raporda, dağıtıcılar ile bayiler arasında 2010 yılında yaşanan transferlerin ardından dağıtım şirketlerinin bayi sayıları ve pazar paylarının nasıl değiştiği kamuoyuna duyuruldu.

Rapora göre, 2010'da Petrol Ofisi, Opet, BP, Total, Akpet gibi akaryakıt dağıtıcısı şirketlerin pazar paylarında yüzde 2'ye varan oranlarda azalma yaşanırken, yeni ve küçük dağıtım şirketlerinin pazar payları arttı.

Bin 156 adedi transferlerin başladığı 18 Eylül-31 Aralık 2010 tarihleri arasında olmak üzere, geçen sene toplam bin 688 akaryakıt bayisi dağıtım şirketini değiştirdi.

Türkiye'de bugün yaklaşık 12 bin 800 akaryakıt bayi olduğu dikkate alındığında, akaryakıt bayilerinin yüzde 13'ünden fazlası şirket değiştirmiş oldu.

En fazla bayiyi 349 adet ile Petrol Ofisi kaybetti, en çok ise 138 ile Aytemiz kazandı.

Shell 219, Opet 171, Akpet 70, Total 69 bayi kaybederken, Balpet 112, Termopet 108, Lukoil 100 bayi transfer etti.

İntifa sözleşmelerinin 5 yılla sınırlandırılması kararı uyarınca 18 Eylül'den itibaren yapılan bayilik lisansı tadil başvurularının neticelendirilmesiyle, ilk 9 aylık dönem sonunda en büyük pazar payına sahip ilk 5 dağıtıcı lisansı sahibinin aylık ortalama pazar payları toplam yüzde 77,3 iken, son 3 aylık dönemde yüzde 74,6'ye geriledi.

Dağıtıcı ile bayiler arasında sözleşmelerin süresinin 5 yılla sınırlandırılması üzerine ülke çapında yüzlerce bayi ile dağıtım şirketleri sözleşmelerini yenilemişti.

Sektör temsilcilerine göre, bu durumda pazar payı büyük dağıtıcı şirketler arasında büyük bir rekabet yaşanırken sektörde toplamda 1,5 milyar dolara yakın transfer bedeli ödenmişti.

İntifa sözleşmelerinin ardından pazar payları bakımından ilk 10 şirketin sıralaması şöyle:

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), 2010 yılında akaryakıt ürünlerinden 25,9 milyar lira Özel Tüketim Vergisi, 9,7 milyar lira KDV geliri elde edildiğini bildirdi.

EPDK'nın ''2010 Petrol Piyasası Raporu'', TÜYAP'da gerçekleştirilen Petroleum İstanbul 10. Uluslararası Petrol, LPG, Madeni Yağ, Ekipman ve Teknoloji Fuarı ve Konferansı kapsamında açıklanarak katılımcılara dağıtıldı.

Rapora göre, dünya genelinde ham petrol arzı 2010'da günlük 86,35 milyon varil olarak gerçekleşti. OPEC üyesi ülkelerin toplam üretiminin, dünya toplam üretiminin yüzde 40'ını oluşturduğu ve 2010 yılında meydana gelen günlük 2,02 milyon varillik üretim artışının yarısının OPEC üyesi ülkelerden karşılandığı görüldü.

OECD ülkeleri içerisindeki en yüksek üretim payına sahip olan ABD'nin günlük arzı ortalama 0,48 milyon varil artarken, diğer üye ülkelerin üretimi toplamda 0,41 milyon varil azaldı. Bu sebeple, OECD ülkelerinin ham petrol arzı oransal olarak çok az değişti.

Dünya toplam petrol rezervlerinin yüzde 65'i Türkiye'nin yakın coğrafyasında bulunurken, toplam üretimin yüzde 41'i Rusya, S.Arabistan, İran, Irak, Kuveyt, BAE, Libya gibi bu ülkelerde gerçekleşti.

Dünya ham petrol fiyatları, 2008 ve 2009 yıllarında çok hızlı değişmesine karşın 2010 yılının 10 ayında çoğunlukla 70-80 dolar/varil aralığında seyretti, Ekim ayında artış eğilimine girerek yılı 90,61 dolar/varil seviyesinde kapattı. 2010 başında 75,55 dolar/varil olan fiyat, yıl sonunda maksimum değeri olan 90,61 dolar/varil seviyesine ulaşarak 2010 yılı içinde toplam yüzde 20 artış kaydetti. 2010 yılı ortalama ham petrol fiyatı ise 77,7 dolar/varil olarak gerçekleşti.

2008 yılının son çeyreğinden başlayan ve özellikle 2009 yılında tüm dünyayı etkileyen ekonomik krizin etkilerinin 2010 yılında azalmasıyla rafineri sayısında ve toplam ham petrol işleme kapasitesinde artış gözlendi.

2010 yılı sonu itibarıyla dünya genelinde 662 adet rafineri bulunurken, bu rafinerilerin toplam ham petrol işleme kapasitesi 88,2 milyon varil/gün oldu.

2010 yılında dünya genelinde rafineri sayısı ve rafinaj kapasiteleri artışına paralel olarak Türkiye'de de rafinerici lisansı sahiplerinin sayısı arttı. Ancak bu artış toplam rafinaj kapasitesini (613,3 bin varil/gün) değiştirmedi. Rafinerici lisansı sahipleri tarafından geçen yıl toplam 16,84 milyon ton ham petrol ithal edilirken, 2,54 milyon ton ham petrol ise yerli üretimden temin edildi.

İthalatta en yüksek payın 2009 yılında olduğu gibi, 2010 yılında da İran ve Rusya'ya ait olduğu görüldü. 2010 yılında İran, Rusya ve Suudi Arabistan, Irak ve Kazakistan yapılan petrol ithalatı, toplam ithalatın yüzde 98'ini oluşturdu.

İHRACAT VE DAĞITICI PAYLARI
Geçen yıl benzin, motorin ve fuel oil türleri ile jet yakıtı ihracatında da artış gözlendi. Buna göre, 2010 yılında 2 milyon 8 bin 407 ton benzin türleri, 260 bin 506 ton motorin, 57 bin 608 ton kırsal motorin, 2 milyon 329 bin 530 ton fuel-oil türleri, 110 bin 62 ton jet yakıtı ihraç edildi.

2010 yılında bayilik lisansı sahibi akaryakıt istasyonları ve serbest kullanıcı lisansı sahiplerine teslim edilen akaryakıt satış miktarı da 16 milyon 805 bin 743 ton olarak gerçekleşti.

Dağıtıcı lisansı sahipleri, akaryakıt istasyonları ve serbest kullanıcı lisansı sahiplerine 2 milyon 75 bin 247 ton benzin türleri, 13 milyon 896 bin 876 ton motorin türleri ve 2 milyon 489 bin 501 ton da otogaz ve LPG satışında bulundu.

Dağıtıcı satış payları dikkate alındığında da, Petrol Ofisi yüzde 24,7, Shell&Turcas yüzde 19,1, Opet yüzde 16,6, BP yüzde 10,8, Total Oil de yüzde 5,6'lık oran ile 5'in içinde yer aldı.

AKARYAKITTAN ELDE EDİLEN VERGİLER
Öte yandan, 2010 yılında 248,3 milyar lira vergi geliri elde edilirken, bunun 35,6 milyar lirası akaryakıttan geldi.

Geçen yıl akaryakıt üzerinden 25,9 milyar lira Özel Tüketim Vergisi, 9,7 milyar lira da Katma Değer Vergisi alındı. Böylece akaryakıt ürünlerinden alınan vergi, toplam vergi gelirlerinin yüzde 14,3'ünü oluşturdu. Bu vergilerin Gayri Safi Yurtiçi Hasıla içindeki payı da, yüzde 3,3 oldu.

Bu arada, 2005 yılında akaryakıttan alınan ÖTV ve KDV, toplam vergi gelirlerinin yüzde 19,3'ünü meydana getirirken, söz konusu oran 2006 yılında yüzde 16,5, 2007 yılında yüzde 15,6, 2008 yılında yüzde 14,9, 2009 yılında da yüzde 14,7 olarak gerçekleşti.

2010 Petrol Piyasası Raporu, 95 oktan kurşunsuz benzinin Aralık ayı ortalama fiyatına göre, fiyatın yüzde 64'ünü dolaylı vergilerin, yüzde 10'unu dağıtıcı ve bayi payının, yüzde 26'sını ise vergisiz rafineri fiyatının oluşturduğunu ortaya koydu. Söz konusu oranlar motorinde sırasıyla yüzde 55, yüzde 13 ve yüzde 32 olarak tespit edildi.

Rapora göre, Türkiye'deki akaryakıt fiyatları, 2008 yılında yaşanan küresel krizin etkisiyle dünya petrol piyasalarında yaşanan düşüşe aynı yönde tepki verdi. Söz konusu yıl kurşunsuz benzin fiyatı yaklaşık yüzde 40 azalırken, 2009'da dünya ekonomisindeki tedrici iyileşmeye bağlı olarak fiyatlar yüzde 87 artış gösterdi. 2010 yılında devam eden ekonomik toparlanmayla birlikte fiyat artışı devam etti ve yaklaşık yüzde 19 seviyesinde gerçekleşti.

Akaryakıt dağıtım fiyatları dikkate alındığında da genel eğilimin, akaryakıt toptan fiyatlarına benzer bir seyir izlediği gözlendi. Bu çerçevede, vergisiz kurşunsuz benzin fiyatı, 2008 yılında düştü, 2009 ve 2010 yıllarında artış gösterdi.

Vergisiz motorin dağıtım fiyatı da, 2009'da yüzde 24 artarken, aynı yıl dağıtıcı payı sabit kaldı. 2010 yılında ise vergisiz fiyat bir önceki yıla göre yüzde 21,20, dağıtıcı payı da yüzde 17,65 oranında arttı.



Kaynak: 1insaat - 09.04.2011

Emlak devlerinden İzmir'e 350 milyon liralık çıkarma

Türkerler, Durmaz ve İzka İnşaat, Emlak Konut GYO ile hasılattan pay verme modeliyle 350 milyon liralık dev projeyi başlattı. Emlak Konut GYO Genel Müdürü Murat Kurum, İzmir'deki son arsaları Mavişehir'de inşaatın başladığını, asgari 256 milyon liralık gelir beklentisi üzerinden anlaşma yaptıklarını ifade etti.

İzmir'in doğalgaz dağıtım şirketinin kurucu ortağı Türkerler Holding, bu şehirde 350 milyon liralık konut, ofis, alışveriş merkezi (AVM) ve otelden oluşan karma bir proje başlattı. Kamu şirketi Emlak Konut GYO, Karşıyaka ilçesindeki son arsasını hasılattan yüzde 25 pay karşılığında konut, ofis ve AVM yapmak üzere Türkerler'in büyük ortak olduğu 3 şirkete verdi. Park Yaşam Mavişehir adı verilen projeyi inşa edecek şirkette Türkerler yüzde 40, Ankaralı Durmaz İnşaat ile İzmirli İzka İnşaat şirketleri ise yüzde 30'ar paya sahip. Türkerler Holding Yönetim Kurulu Başkanı Kazım Türker, "Doğalgaz dağıtımını yaptığımız için İzmir'i ve İzmirliyi iyi tanıyoruz. Yıllık doğalgaz tüketiminde İzmir ikinci sırada. Ekonomik potansiyeli gördüğümüz için buraya nitelikli konut yapmaya karar verdik. 350 milyon liralık Park Yaşam Mavişehir projesi, 2008 yılından bu yana İzmir'de yapılmış en büyük yatırım projesi." dedi.

Park Yaşam Mavişehir projesi İzmir'de paydaşların katılımıyla tanıtıldı. Tanıtım toplantısına katılan Emlak Konut GYO Genel Müdürü Murat Kurum, İzmir'deki son arsaları Mavişehir'de inşaatın başladığını, bundan sonra yeni yaşam alanları oluşturmak için yeni arsalar arayacaklarını söyledi. 256 milyon liralık gelir beklentisi üzerinden asgari yüzde 25 pay ile Mavişehir arsasını ihale ettiklerini belirten Kurum, "Ama tahminimiz gelir 300 milyon lira civarında olur." dedi. Bundan sonra TOKİ ve Emlak Konut olarak kentsel dönüşüme ağırlık vereceklerini vurgulayan Murat Kurum, şehir içindeki eski yapı stokunu yenilemeye yönelik projeler gerçekleştireceklerini ifade etti. Kurum, "Kentsel dönüşüm deyince akla illaki gecekondu gelmesin. 5 katlı eski bir apartman da dönüşüme ihtiyaç duyabiliyor. İstanbul'da Bakırköy, Bağcılar'da böyle çok örnek var." diye konuştu. Şu anda dünyadaki halka açık GYO'lar arasında Avrupa'da 6., dünyada ise 21. büyük şirket olduklarını söyledi. Kurum, "Bu yıl 605 milyon lira kâr açıkladık ve temettü dağıttık. Şirketin piyasa değeri 2003 yılına göre üç kat arttı. 8 yılda 20 milyar liralık konut satışından 7 milyar lira pay aldık." dedi.

Mavişehir projesinde 521 daire bulunuyor. Daireler 21 ve 24 katlı 7 blokta yer alıyor. İnşaatın 12 Aralık 2012 günü bitirilmesi planlanıyor. İnşasına başlanan projede zemin fore kazık ile depreme karşı güçlendirildi. Brüt 70-80 metrekarelik 1+1 dairelerin fiyatı 174 bin ile 220 bin lira arasında değişiyor. Bina altında kapalı otopark ve kapalı havuza sahip projedeki en büyük 5+1 dairenin fiyatı ise 800 bin lira civarında. Mavişehir'de metrekare başına ortalama fiyatlar ise 2 bin 200 ile 2 bin 700 lira arasında değişiyor. İzmir'e özel olarak projede balkon ve teraslar geniş tutuldu. Emlak Konut GYO, Mavişehir bölgesinde 2003'ten beri 2 bin 854 konutu hasılat paylaşımı yoluyla ihale etti.


Kaynak: 1insaat - 11.04.2011

7 Nisan 2011 Perşembe

2011'in mimarlık şaheserleri

Arkitera bünyesindeki Türkiye'nin en büyük dijital mimarlık arşivi ARKİV, 2011'in en iyi binalarını seçti. Mimarlardan oluşan jüri, Türkiye'de uygulaması geçen yıl tamamlanan 79 önemli projeyi inceledi ve 39 projeyi 2011 seçkisine aldı. Biz de ilk 20'sini seçtik
Arkitera Mimarlık Merkezi’nin Türkiye’deki mimarlık üretimini belgelemek amacıyla düzenlediği ARKİV Seçkileri’nin sonuçları belli oldu. Amacı, Türkiye’de 2011’de üretilen mimarlığı kayıt altına alıp bir kaynak oluşturmak olan ARKİV Seçkileri projesi, Türkiye’nin en kapsamlı mimarlık başvuru kaynağı olan ve Kalebodur sponsorluğunda yayımlanan dijital mimarlık arşivi ARKİV üzerinden yürütüldü. Değerlendirmeyi, Serbest Mimarlar Derneği temsilcileri Yeşim Hatırlı, Boran Ekinci, Dürrin Süer Kılıç ile İTÜ Mimarlık Fakültesi öğretim üyesi Prof. Ferhan Yürekli ve Arkitera’dan Selin Biçer’in oluşturduğu seçici kurul yaptı. 2011’de uygulaması bitmiş önemli 79 projeyi inceleyen jüri, bunlar arasından 39’unu 2011 ARKİV Seçkisi’ne aldı.


Kaynak: http://www.yapihaberleri.net/haber/2011-in-mimarlik-saheserleri.html

5 Nisan 2011 Salı

Enflasyonda 41 yılın rekoru!

Tüketici fiyatları 41 yılın en düşük seviyesinde kaldı


HABERTURK.COM EKONOMİ SERVİSİ

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Mart ayında Tüketici Fiyatları Endeksinin (TÜFE) yüzde 0,42, Üretici Fiyatları Endeksinin (ÜFE) yüzde 1,22 arttığını açıkladı. Mart ayı itibariyle yıllık enflasyon ise TÜFE'de yüzde 3,99, ÜFE'de yüzde 10,08 oldu.

PİYASALAR HAREKETLENDİ
Beklentilerin oldukça altında gelen TÜFE rakamlarının ardından bono bileşik faizleri hızla gerilemeye başladı. Yüzde 1.5 düşen bileşik faizlerin ardından rakamlar, borsada da yansımasını buldu. İMKB-100 endeksi açılış seansında negatif başlangıç yapmasına rağmen, faizde yaşanan geri çekilmenin sonrasında 66 bin 516 puan seviyesine kadar yükseldi. Daha sonrasında gelen ufak çaplı kâr realizasyonlarıyla borsa endeksi yüzde 1'in üzerinde değer artışıyla seyrine devam etti.

"TÜFE'DE YÜZDE 4'ÜN ALTI ETKİLEYİCİ"
HSCB Bank A.Ş. Stratejisti Fatih Keresteci HABERTURK.COM EKONOMİ SERVİSİ'ne yaptığı değerlendirmede şunları aktardı:

"Mart ayında TÜFE yüzde 0.42, ÜFE ise yüzde 1.22 oranında artış kaydetti. Piyasa beklentisi TÜFE'de yüzde 0.66, ÜFE'de ise yüzde 0.95 idi. Bu yönüyle, TÜFE beklentilerin altında kalırken ÜFE tahminlerin üzerinde gerçekleşmiş oldu. Mart ayı rakamları ile birlikte yıllık TÜFE enflasyonu yüzde 3.99, yıllık ÜFE enflasyonu ise yüzde 10.08 olmuş oldu. Yıllık TÜFE enflasyonunun geldiği seviye oldukça etkileyici iken ÜFE'deki göreceli olarak yüksek seyir ise maliyet artışını yansıtıyor.

TCMB analizlerinde, son dönemde attığı adımların iç talepteki yavaşlamayı sınırlayıcı yönde etkiler doğuracağına işaret etmiş ve bu nedenle de yansımanın sınırlı olacağına işaret etmişti. Şubat ayı enflasyon rakamlarının geneline yönelik bir değerlendirme yaparsak hafif iyimser bulduğumuzu söyleyebiliriz. TÜFE'nin beklentilerin altında kalması ve bu sayede yıllık TÜFE enflasyonunu yüzde 4.0'ün altına taşıması etkileyici. Her ne kadar TCMB enflasyonun Mart ayında da düşük geleceğine ilişkin yorumlarda bulunsa da piyasa analistleri gerçekleşmenin bu derece iyimser olmayacağını düşünüyordu. Ayrıca, maliyet artışının TÜFE üzerindeki etkisinin henüz çok sınırlı olması, önümüzdeki dönemde de geçişkenliğin sınırlı olabileceğini gösteriyor. Bu da olumlu bir nokta. Bu nedenlerden ötürü gösterge bileşik faiz açıklama sonrasında yaklaşık 18 baz puanlık bir düşüş kaydederek yüzde 8.86'ya geriledi. Ancak, bono&tahvil piyasasında son dönemde yaşanan satışların ardındaki temel nedenin enflasyon beklentilerindeki bozulmadan ziyade munzam karşılık oranlarındaki artışın bankalara yol açtığı fonlama maliyet artışı olduğu kanaatindeyiz.

Bu nedenle de olumlu gelen enflasyon rakamlarına rağmen bono piyasasındaki genel satıcılı havanın kaybolmayacağını düşünüyoruz. Gösterge bileşik faiz için de bu nedenle yüzde 8.80'nin altını şimdilik kalıcı görmüyoruz. Enflasyona ilişkin olarak TCMB'nin 28 Nisan'da açıklayacağı yılın ikinci enflasyon raporu oldukça önemli olacaktır."

"ZORUNLU KARŞILIK ARTIRIMINA ARA VERİLEBİLİR"
Delta Menkul Genel Müdü Yardımcısı Figen Özavcı ise şunları aktardı:

"Bu enflasyon rakamlarından sonra faiz gevşedi. Yüzde 1.50 aşağıda. Faizlerde "MB zorunlu karşılık artışına ara verebiliri" fiyatlıyor. Şu anda gelen rakamlar, bu ay için olumlu algılanmış görünüyor. MB'nin aldığı kararların şu andaki enflasyona etkisi sözkonusu değil. MB'nin aldığı kararlar finansal istikrarı sağlama amaçlı. O yüzden fiyat istikrarını çok fazla etkilemiyor. Kararlara rağmen kredi artışı hâlâ hız kesmedi. Fakat cari açık tarafından risk daha uzun vadeye yayılmaya başladı. Sonuç olarak önümüzdeki PPK toplantısında MB'nin bu verilere bağlı olarak munzam karşılıkların artışına ara verebileceğini söyleyebiliriz."

"RAKAMLAR SÜRPRİZ DEĞİL"
Gedik Yatırım Araştırma Müdürü Onur Mutlu da şöyle konuştu:

"Enflasyon rakamları beklentiler doğrultusunda geldi. Bundan sonraki aylar daha önemli. Mart ayında TÜFE baz etkisinden dolayı düşük geldi. MB'nin aldığı kararların TÜFE'ye yansıdığını düşünmüyorum. Burada sürpriz bir rakam yok. O yüzden faiz artırımı söz konusu değil. En azından sonbahara kadar böyle bir beklentimiz yok. Önümüzdeki aylarda enerji ve petrol fiyatlarından kaynaklı bir artış görülecek. Kurlarda artış yönünde kalıcı bir hareket olmayınca enflasyon TL bazında çok fazla yük getirmiyor. İçine girdiğimiz mevsim itibariyle gıda fiyatlarında negatif enflasyon da görebiliriz. Bu da manşet enflasyonu dengeleyecektir. MB'nin parasal sıkılaştırmaya yönelik aldığı kararların enflasyon sepeti içindeki kalemlere yansıması rasyonel değil. En basitinden alınan kararlar enerji fiyatlarının artışını engelleyemiyor..."

"TÜFE KRAL ÇIPLAK DEDİ"
TÜFE "kral çıplak" dedi ve faizler hızla yüzde 9 seviyesini altına geriledi. Gösterge faizlerde yeni hedef aşağıda nerede ve İMKB'ye yansıması ne anlama geliyor?

İşte Anadolu Yatırım Stratejist Halil Reçber'in konuya ilişkin değerlendirmesi:

"Kral çıplak da nereden çıktı!?!...

Türkiye son yıllarda bir enflasyon düşüş süreci ve bunun olumlu etkileri ile şekillenme trendi içinde yoluna devam ediyor. Son TÜFE verileri beklentilerden oldukça iyi geldi ve yüzde 3.99 ile 42 yılın en düşük seviyesine geriledi diyebiliriz. Son 4 aydır TCMB istediğini yaptı ve kafaları karıştırıcı bir çok açıklaması sonrasında başta bankacılık sektörü olmak üzere negatif fiyatlamaların baş aktörü oldu diyebiliriz. Sonuç ne oldu? Yine yüksek faiz düşük kur sürecine devam...

Aynı kulvarda koştuğumuz ülkeler ile bir karşılaştırma yaptığımızda Hindistan, Polonya, Brezilya, Çin vb. 2-3 ülkeyi daha dikkate alarak yaptığımız çalışmalar içinde maalesef ki bu ülkelerin reel faiz getirilerinden son dönem MB kararları ile daha yüksek olduğunu görmekteyiz.

Geçmiş son 2 yılı değerlendirdiğimizde enflasyon düşüş trendini sürdürmesine rağmen faizlerin hali hazırda yüzde 9 ve üzeridne seyretmesi açıklanabilir bir durum değil. Hangi risk primi üzerine koyarsanız koyun... Çünkü TÜFE son iki veri 41 hatta 42 yılın en düşük seviyesinde. Bu nedenle gösterge faizler maalesef MB'nin son 4 aydır aldığı kararlar neticesinde "aşırı yüksek" seviyelerde olduğunu göstermektedir.

Son gelen mart ayı TÜFE verileri bu anlamda gösterge faizlerin aşırı yüksek olduğunu (kral çıplak dedik) bir kez daha göstermiş oldu. Ve bizim gösterge faizler yüzde 9 üzerine attıktan sonraki süreçte, geçen haftalardan itibaren ele aldığımız gösterge faizler aşırı yüksek söylemimizi desteklemeye başladı."

İŞTE AÇIKLANAN ENFLASYON VERİLERİ

ÜFE
TÜİK, Mart 2011 Tüketici Fiyatları Endeksi ve Üretici Fiyatları Endeksini açıkladı buna göre, 2011 yılı Mart ayında 2003 Temel Yıllı Üretici Fiyatları Endeksi’nde bir önceki aya göre 1,22, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 5,40, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 10,08 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 9,36 artış gerçekleşti

Aylık değişim tarım sektöründe yüzde 0,68, sanayi sektöründe yüzde 1,34 oldu. Tarım sektörü endeksinde, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 5.84, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 10.54 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 18,00 artış gerçekleşmiştir. Sanayi sektörü endeksinde ise bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 5,31, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 9,98 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 7,54 artış oldu.

ÜFE sonuçları sanayinin alt sektörleri bazında değerlendirildiğinde en yüksek aylık artış yüzde 15,06 ile metal cevheri alt sektöründe gerçekleşti.

Sanayinin üç sektöründen, madencilik ve taşocakçılığı sektöründe yüzde 2,62, imalat sanayi sektöründe yüzde 1,48 artış, elektrik, gaz ve su sektöründe yüzde -0,36 düşüş yaşandı.

Bir önceki aya göre endekslerin en fazla artış gösterdiği alt sektörler, metal cevheri (yüzde 15,06), kok kömürü ve rafine edilmiş petrol ürünleri imalatı (yüzde 9,08), ham petrol ve doğalgaz çıkarımı (yüzde 6,88), kağıt ve kağıt ürünleri imalatı (yüzde 3,52), tekstil ürünleri imalatı (yüzde 2,94), deri ürünleri imalatı (yüzde 2,62), büro makineleri imalatı (yüzde 2,26), plastik ve kauçuk ürünleri imalatı (yüzde 2,15), kimyasal ürünlerin imalatı (yüzde 1,90) alt sektörleri olarak sıralandı. Buna karşılık tıbbi, hassas ve optik aletler imalatı (yüzde -1,02), giyim eşyası imalatı (yüzde -0,89), mobilya imalatı (yüzde -0,82), iletişim teçhizatı imalatı (yüzde -0,57), elektrik, gaz üretimi ve dağıtımı (yüzde -0,45) bir ay önceye göre endekslerin en fazla gerilediği alt sektörler oldu.

TÜFE

2011 yılı Mart ayında 2003 Temel Yıllı Tüketici Fiyatları Endeksi’nde bir önceki aya göre yüzde 0.42, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 1,57, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 3,99 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 7,29 artış gerçekleşti.

Ana harcama grupları itibariyle bir ay önceye göre en yüksek artış yüzde 1,57 ile ulaştırma grubunda oldu. Mart ayında endekste yer alan gruplardan çeşitli mal ve hizmetlerde yüzde 1,17, ev eşyasında yüzde 0,94, giyim ve ayakkabıda yüzde 0,77, eğlence ve kültürde yüzde 0,46, lokanta ve otellerde yüzde 0,43, konutta yüzde 0,38, haberleşmede yüzde 0,34, eğitimde yüzde 0,29, sağlıkta yüzde 0,15, alkollü içecekler ve tütünde yüzde 0,03 artış, gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde -0,41 düşüş yaşandı.

Bir önceki yılın aynı ayına göre TÜFE’de en yüksek artış yüzde 8,01 ile lokanta ve oteller grubunda gerçekleşti. Çeşitli mal ve hizmetler (yüzde 7,86), ulaştırma (yüzde 6,91), ev eşyası (yüzde 6,11), giyim ve ayakkabı (yüzde 5,43), konut (yüzde 4,57), eğitim (yüzde 4,28) artışın yüksek olduğu diğer harcama grupları oldu.

26 bölge içinde TÜFE’nin aylık bazda en yüksek artış gösterdiği bölge Tekirdağ, Edirne, Kırklareli (yüzde 0,70) oldu. Aralık ayına göre en yüksek artış Ağrı, Kars, Iğdır, Ardahan (yüzde 2,40) bölgesinde, geçen yılın aynı ayına göre en yüksek artış Erzurum, Erzincan, Bayburt (yüzde 6,28) bölgesinde ve on iki aylık ortalamalara göre en yüksek artış Ağrı, Kars, Iğdır, Ardahan (yüzde 9,55) bölgesinde gerçekleşti.


Kaynak: Haber Türk Ekonomi - 04 Nisan 2011 Pazartesi