çevre ve şehircilik bakanlığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çevre ve şehircilik bakanlığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Mayıs 2014 Cumartesi

Vatandaş arsasını üçte bir fiyatına kaptırıyor

Kentsel dönüşüm ve altyapı ofisleri kapatıldı, vatandaş fırsatçıların kucağına düştü. Senin arsanın yerinden yol geçiyor, park görünüyor diye vatandaşı kandıran fırsatçılar arsaları üçte bir fiyatına toplamaya başladı. Ege-Koop Başkanı vatandaşı uyardı, bakanlığı göreve davet etti. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yetkilileri ise, üç ilde bağımsız birim gibi oluşturulan ofislerin kapatıldığını ancak bu birimlerin il müdürlükleri bünyesine alındığını söyledi. Vatandaşın en doğru bilgiyi almak için il müdürlüklerine gitmesi tavsiyesinde bulundular.

Ege-Koop Başkanı Hüseyin Aslan, 17 Aralık Rüşvet ve Yolsuzluk Operasyonundan sonra kentsel dönüşüm projesinin sahipsiz kaldığını, İstanbul, Ankara, İzmir ve Bursa başta olmak üzere kentsel dönüşüm ve altyapı ofislerinin birer birer kapatıldığını söyledi. Türkiye'nin, olası risklere karşı yaklaşık 30 milyon insanın yaşadığı 6.5 milyon konutu yenilemeyi hedeflediğini anımsatan Aslan, bu ofislerin kapatılmasıyla vatandaşın doğru bilgi alacak, yetkili bir mercii bulmakta zorlandığına dikkat çekti.
Vatandaşın ellerinde evrakları ile ortada kaldığını, muhatap bulamadığını, ne yapacağını bilemediğini anlatan Aslan şöyle konuştu:
"İzmir'de kentsel dönüşümle ilgili çalışmalar çok yavaş gidiyor. Çünkü kentsel dönüşüm müdürlüğü, 17 Aralık sonrası yaşanan gelişmeler üzerine Ocak ayında kapatıldı. Vatandaş ne yapacağını bilmiyor. Bu boşluktan istifade bazı uyanık şirketler, müteahhitler ortaya çıkıp vatandaşa yalan yanlış bilgiler vererek, ellerindeki arsaları almaya çalışıyor. Biz bakanlığın bu alanda daha aktif, daha organize olmasını beklerken, bu müdürlüklerin kapatılması tam bir kaos yarattı" dedi.

HER GÜN DEPREM OLUYOR, RİSK KAPIDA
Tüm Türkiye'nin olduğu gibi İzmir'in de dönüşüme çok ihtiyacı olduğunu belirten Aslan, son bir haftada art arda deprem yaşandığını, olası bir büyük depremde çok sayıda insanın yaşamını yitireceğine dikkat çekti. İzmir'deki konutların yüzde 60'ının dönüşmesi gerektiğini anlatan Aslan, il müdürlüğüne giden riskli bina tespit rapor sayısının yarı yarıya azalarak, 400'den 200'e düştüğüne dikkat çekti.

FIRSATÇILAR TETİKTE! VATANDAŞIN EVİNİ ZORLA ALMAYA ÇALIŞIYORLAR
İzmir'de Bayraklı, Karabağlar, Buca, Menemen, Karşıyaka'nın kentsel dönüşüm alanı ilan edildiğini ancak proje, plan, risk tespiti yapılmadığı için işlerin durma noktasına geldiğini belirten Aslan, "Vatandaşın kafası çok karışık. Anlaşılan hükümet artık gönülsüz. Fırsatçılar ve rantiyeciler kapıda bekliyorlar. Eğer bu kafa karışıklığı devam ederse korkarım ki kentsel dönüşüm rantsal dönüşüme dönüşecek. Kentsel dönüşüm müdürlüğünün kapatılması vatandaşın doğru ve net bilgi alamamasına neden oluyor. Bazı açıkgöz müteahhitler, şirketler firmalar boşluğu kullanarak vatandaşa yanlış bilgi verip elindeki evini zorla almaya çalışıyorlar. Onları, buradan yol geçiyor, park geçiyor, okul yapılacak, diyerek kandırıp; evini ucuza almaya çalışyorlar. Örneğin 5 katlı konut yapılacak bir arsanın bedelinin en az 150 bin lira olması gereken yerde, 50 bin lira verip gönderiyorlar" dedi.

DEVLETİN SIRTINDAN MÜTEAHHİT KAZANIYOR
Aslan, bazı yerlerde de kentsel dönüşüm adı altında müteahhitlerin 5 katlı binayı yıkıp, yerine 5 katlı bina yaptığını belirterek, otoparkı, yeşil alanı, sosyal donatısı olmadan yapılan bu işlemin kentsel dönüşüm değil; bina yenileme olduğunu söyledi. Müteahhitlerin, bu işi 'kentsel dönüşüm' adı altında yaptıkları için yüzde 18 KDV muafiyeti başta olmak üzere pek çok vergi ve harçtan muaf olarak yaptıklarına dikkat çeken Aslan, "Adamlar devletin sırtından en az yüzde 20 ucuza konut mal ediyorlar. Bu vatandaşın cebine değil, müteahhidin cebine giriyor. Hem haksız rekabet yaratıyorlar hem de devletin üzerinden haksız kazanç elde ediyorlar" diye konuştu.

İZMİR'İN YARISINDA SOSYAL ÇATIŞMA KAPIDA!
Aslan, İzmir'de kentsel dönüşümle birlikte yaşanan bir diğer sorunun 'Hazine arazileri' üzerine konut yapmış vatandaşlar olduğunu söyledi. Sosyal çatışmanın kapıda olduğu uyarısı yapan Aslan, "Adam yıllar önce Hazine arazisi üzerine ev yapmış, her yıl vergisini ödemiş, elektriği, suyu, doğalgazı var. Yani devlet zamanında izin vermiş, göz yummuş. Ama şimdi kentsel dönüşüm nedeniyle bunlara sen burayı terk et; ben sana başka yerden ev vereceğim, deniyor. Adam gitmek istemiyor, yıllardır orada oturuyor, çocuğu orada doğmuş büyümüş, orada okula gitmiş; evlenmiş. İzmir'in hemen hemen yarısı bu durumda. Karabağlar, Buca başta olmak üzere Hazine arsaları üzerine yapılan konut sorunu çözülmez ise her an bir sosyal çatışma sorunu ortaya çıkabilir" dedi.

"VATANDAŞ EN DOĞRU BİLGİ İÇİN İL MÜDÜRLÜĞÜNE GİTSİN"
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yetkilileri ise, yasa çıktıktan sonra kentsel dönüşüm talebinin yoğun olduğu İstanbul, İzmir ve Bursa'da ayrı bir kentsel dönüşüm ofisi açıldığını belirterek, "Eski bakan kentsel dönüşüm işinin tek elden, bakanlık üzerinden yürümesi taraftarıydı. Yeni bakan ise belediye kökenli olması ve de Büyükşehir Yasası çıkması dolayısıyla, yetkilerin yerel yönetimlere devredilmesi taraftarı. Dolayısıyla kentlerde çok başlılığın ortadan kaldırılması için üç ilde ayrıca oluşturulan bu birimlerin kapatılması kararı alındı. Ancak bu kentsel dönüşümün sahipsiz kaldığı anlamına gelmez. Bu birimler il müdürlükleri bünyesine katıldı. Dolayısıyla vatandaş bu konuda en doğru bilgiyi almak için il müdürlüklerine başvurmalı" dediler.

Kaynak: Hürriyet, Aysel Alp, 31.05.2014

6 Mayıs 2014 Salı

'Sadece Datça değil, Fethiye, Dalaman, Köyceğiz de...'

TMMOB, Datça'da Çevre Planı revizyonuna itiraz etti: Sadece Datça değil, Fethiye, Dalaman, Köyceğiz ile ilgili de yeni planlar yapılmış. Yapılaşma yasağı olan kıyı bandı imara açılıyor. Kaçaklara af getiriliyor.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın Datça Bozburun’da yapılaşmanın önünü açan plan revizyonu tartışılırken, Türkiye Mimar ve Mühendisler Odaları Birliği (TMMOB) 1 Nisan’da askıya çıkan Çevre Düzeni Planı revizyonuna itiraz etti. TMMOB itirazında, plan değişikliğiyle ‘turizm tesis alanlarının genişletildiğini ve gizli yapılaşmanın önünün açıldığını’ öne sürdü.
TMMOB, büyük tartışma yaratan Datça’daki revizyonla ilgili Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Muğla İl Müdürlüğü’ne itirazda bulundu. TMMOB, itiraz dilekçesinde planın hiçbir yerden görüş alınmadan dayatmayla oluşturulduğunu savundu. TMMOB, itiraz dilekçesinde şu noktalara dikkat çekti:
“1/25.000 ölçekli Datça-Bozburun Çevre Düzeni Planı Revizyonu’nun, güncellenmiş, arkeolojik, kentsel ve doğal SİT sınırlarına göre hazırlanmadığı görülmüştür. Bu planda Muğla Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun görüşüne de rastlanmadığından Koruma Kanunu’na aykırıdır. Doğal ve arkeolojik SİT derecelerinde değişiklik yapılarak bu alanlarda turizm alanları, yerleşim alanları, günübirlik alanlar ve kamping alanlarının planlandığı görülmüştür. Maden ocakları işletme ve rezerv alanları planda gösterim olarak işaretlenmiş olup bu konuda verilmiş ruhsat ve izinlerden bahsedilmediği gibi, orman alanında gösterilen maden alanlarının ne kadarlık alana yayılacağı koordinatlarla birlikte planda açıklanmalıdır.
Çeşitli koylarda planlanan günübirlik tesis alanlarının ve kamping alanlarının daha sonraki süreçlerde amacının dışına çıkılarak farklı kullanımlara dönüşeceği endişesi oluşmuştur. Örneğin, Hisarönü Körfezi’nde SİT paftalarında 1. derece doğal SİT alanı olarak belirlenmiş koylarda kamping alanları oluşturulmuştur. Yine günübirlik alanlarda yüksek yapı yoğunluğu önerilmektedir. Çok küçük ve korunan koylardaki günübirlik tesis alanları iptal edilebilir. Plan, gizli bir yapılaşmanın önünü açabilir. Tüm bölgede turizm tesis alanları genişletilmiştir.”

Dava açılacak

TMMOB Mimarlar Odası Başkanı Eyüp Muhçu, planla ilgili dava hazırlığında olduklarını belirterek şunları söyledi: “Sadece Datça değil, Fethiye, Dalaman, Köyceğiz gibi kıyı alanlarıyla ilgili de yeni planlar yapılmış. Onların da kısa sürede askıya çıkacağıyla ilgili bilgiler geliyor. Kıyı Yasası gereği kıyı bandında yapılaşma yasağı var. Datça’da başlatılan yeni planlarla yapı yasağı olan yerler imara açılıyor. Kıyılarda ayrıca kamuya ait dinlenme tesisleri var, bu tesislerin yıkılıp yapılaşmaya açılmasının da önü açılmış oluyor. ‘Dinlenme tesisi’ yerine ‘turizm, ticaret merkezi’ planlanıyor. Kıyıdaki kamu tesislerinin dışında fiilen yapılan binalar var. Yeni planlar bu gibi yapılara da af getirebilir. Otel ve işyeri gibi kaçak binalar var. Bunlar da yasallaştırılabilir. Datça’daki planlar bu işin başlangıcı.”
TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Başkanı Baran Bozoğlu ise “Büyük oteller yaygınlaşacak. Plan, bölgeyi ranta açma sürecinin tam hız devam ettiğinin göstergesi” dedi.

Kaynak: Radikal, 06.05.2014

Datça'da ne olacak?

Muğla Mimarlar Odası üyesi Necati Sağır Çevre Bakanlığı'nın yeni çevre düzeni planını DHA'ya değerlendirdi: Büyük yatırımcı parselleri toplayacak, küçük yatırımcının turizm şansı kalmayacak. Milyonlarca yılda oluşan tarım arazileri amaç dışı kullanılacak. Knidos'un yanı başındaki marina, yapılaşma ve kirlilik getirecek.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü'nün, Datça-Bozburun Özel Çevre Koruma Bölgesi'ne ait yeni 1/25 bin ölçekli Çevre Düzeni Planı Revizyon kararları tepki topladı. 1 Mayıs'ta askıdan indirilen yeni plan, küçük yatırımcının turizm yapmasını engelleyeceği öne sürüldü. Muğla Mimarlar Odası üyesi Necati Sağır, plan hakkında DHA’ya çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Daha önceki planda, turizm tesis alanlarında ifrazdan sonra oluşacak parsellerin 2 bin metrekareye yakın olacağı hükmünün yer aldığını hatırlatan Sağır, şöyle dedi:

BÜYÜK YATIRIMCI PARSELLERİ TOPLAR

"2 bin metrekarelik turizm tesis parsellerini oradaki yöre insanı, kendi başına bir turizm tesisi haline getirebilir. İmkanları buna el verir. Ama orada büyük turizm parselleri oluşturulursa ki planda bununla ilgili açıklayıcı bilgi yok. Yani, parselin sınırını söylemiyor. Bu alanlarda turizm bakanlığından belgeli proje olmadan tesis yapılayacağı vurgulanıyor. Kısacası yöre insanının turizm faaliyeti yapması engelleniyor. Çünkü yöre insanının, turizm bakanlığından tescilli turizm tesisi yapmaya maddi gücü yetmeyecektir. Yöre insanı buralarda, küçük parselleri sahipler. Bir iki dönümlük arazileri var. Eğer, 30 dönümlük bir otel parseli oluşturulursa, hisse sahiplerinin bir araya gelerek yatırım yapmaları söz konusu olmaz. Böyle olunca, büyük yatırımcı bu parselleri toplayacak. Yerli insan ister istemez arka plana gitmek zorunda kalacak. Bir kısmı belki arsalarını satacak."

DOĞAL SİTLER KORUNACAK

Planda arka kısımlar için de yeni bir anlayış getirildiğine dikkat çeken Sağır, yöre insanlarına, 'Agro turizmi' olarak nitelendirilen yeni tarıma dayalı turizm yapılması önerildiğini söyledi. Sağır, şöyle devam etti: "Bunun için de bir takım kolaylıklar getirilmiş. Plan esas itibariyle, yarımadaya girdiyi sağlayan turizm yatırımlarını, yöre insanının işletemeyeceğini öngörüyor. Doğal SİT alanlarının korunması planın olumlu yönlerinden birini oluşturuyor. Doğal SİT'lerde arazi kapatma peşinde koşanlar, istedikleri sonucu alamayacaklar."

"TARIM ARAZİLERİNE TESİS YAPILMASIN"
Kişisel olarak birinci derece tarım arazilerinde, turizm tesis alanlarının oluşturulmasına karşı olduğunu belirtirten Sağır, "Mesudiye Ovası, Palamutbükü Ovası ve Kızlanaltı milyonlarca yılda oluşan tarım arazileridir. Tarım arazilerinin imara açılması kadar yanlış bir durum olamaz" dedi. Sağır, Knidos Antik Kenti"ne çok yakın olan Bağlarözü"ne marina yapılacak olmasının kirlliğe ve yapılaşmaya neden olacağını da belirttti.

DATÇA’NIN DOĞAL GÜZELİKLERİ YAPILAŞMAYA AÇILACAK

Sağır, “Marina demek, yapılaşma demektir. Bağlarözü bu anlamda yapılaşmaya açılacaktır. Ve oranın doğal ve tarihi SİT özelliklerine darbe vuracaktır. Yine Knidos’un kuzey tarafından yer alan Değirmenbükü Mevkisi planda balıkçı barınağı olarak işlenmiştir. Orada herhangi bir yerleşim yoktur, balıkçı da yoktur. Barınağı neden olsun? Buradan başka bir anlam çıkarmak zorunda kalıyoruz. Acaba buraları birileri için yapılaşmaya mı açılacak sorusu akla geliyor” diye konuştu.

KARGI NEDEN ÖNEMLİ?
Datça’ya 5 kilometre mesafedeki Kargı Koyu bölgesinin de imara açılacağını ifade eden Sağır, “Çok bakir bir koy olan bu bölge, yerleşim alanı olarak planda işaretlenmiştir. Daha önce koruma bölgesi idi. Anıtlar Kurulu’na dayalı bir plan vardı. Bu plan ortadan kaldırıldı. 3 üncü derece arkeolojik SİT olma hasebiyle Kentsel SİT adı altında yerleşime açık hale getirilmiştir. Bu da oranın doğal sazlık, azmaklar, sulak alan ve aynı zamanda arkeolojik özelliklerine zarar veren bir durum yaratacaktır” dedi.
Türkiye genelinde 13 koruma bölgesinin bulunduğuna değinen Sağır, “Datça-Bozburun yarımadası da 13 bölgeden biridir. Doğal yaşamı ile korumaya uygun bir bölge olduğu için, korunacak miraslar listesine alınmıştır. Koruma planları, her şeye kapalı anlamına gelmez. Burada koruma ve kullanma prensibine uygun planlama ilkesi ile hareket edilmesi gerekir. Kullanma ve korumanın bir bütünlüğü olmalıdır. Öyle bir plan olmalı ki, hem kullanmaya hizmet edecek, hem de aynı zamanda da tabiat özelliklerini bozmayacak özellikte olmalıdır” diye konuştu.
Sağır, itirazların bakanlık tarafından değerlendirmeye alınacağını ve istekler doğrultusunda yeni bir düzenleme yapılacağını umut ettiğini de sözlerine ekledi.

Kaynak: Radikal, 05.05.2014

Sıra Datça'da...

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Datça- Bozburun yarımadasında 'imar' atağına kalktı. Ev pansiyonculuğu ve butik otellerin yer aldığı koylar otel turizmi, marina ve konut yerleşimine açılıyor: Knidos'un yakınına marina, Palamutbükü'ne büyük oteller geliyor. Kargı Koyu imara açılacak.

Datça’nın koylarının yeni imar atağıyla baştan sona değişeceği iddia edildi. Cumhuriyet Gazetesi yazarı Çiğdem Toker, Datça-Bozburun Özel Çevre Koruma Bölgesi 1/25 000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Revizyonu Plan Hükümleri’yle Datça’da yaşanacak değişimleri yazdı. Toker, plan hükümlerini Datça Mimarlar Odası’ndan Necati Sağır’a sordu:
“Palamutbükü, Mesudiye gibi Datça’nın en “mutena” koyları turizm tesis alanları olarak tanımlandı. Daha önce de tanımlanmıştı. Ama şimdi “otel turizmi” getirilerek yapılaşma verilecek.
Anlamı: Bugüne kadar pansiyonculuk ve en çok butik otele verilen izin, büyük parseller için büyük otelleri kapsayacak biçimde geçerli olacak. Yerli halk, kendi yerinden fiilen kovulmuş olacak. Ekmeğinden edilecek. O sahillere herkes elini kolunu sallayarak özgürce giremeyecek. Herkesin sahilleri, “paket tur” satın alanların paralı sahiline dönüşecek.
- Knidos antik kentine çok yakın mesafedeki Bağlarözü’ne marina yapılacak.
Anlamı: 1. derecede arkeolojik koruma altındaki bu alana marina, yapılaşma ve kirlilik anlamına gelecek.
- Kargı Koyu konut yerleşimine açılacak.
Anlamı: Datça’da İskele Mahallesi’ne çok yakın bu alan sazlık ve sulak özelliğiyle çok özel, değerli bir alan. 3. derecede arkeolojik sit. Kentsel yerleşime uygun bir alan değil.
- Agro turizmi “İyi bir şey” gibi gösterilen “ziraat turizmi” de yeni bir düzenleme olarak planın içinde yer alıyor.
Anlamı: İktidar diyor ki, “Biz sahilleri büyük turizm tesislerine açalım. Buranın asıl sahipleri, pansiyoncular, arkaya geçip orada bahçeyle tarlayla uğraşsın.”
Köylüler de soruyor: “İyi de içme suyumuz yokken, ‘tarım turizmi’ yapın diye gösterdiğiniz araziyi nasıl sulayacağız?”

1 MAYIS'TA SÜRE DOLDU
Toker’in verdiği bilgiye göre Datça-Bozburun yarımadası ile ilgili Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın “revize plan” için tanıdığı “askı süresi” 1 Mayıs’ta doldu. Datça İnşaat Mühendisleri Odası, Datça Mimarlar Odası; Mesudiye Muhtarlığı’nın yanı sıra, Necati Sağır’ın ifadesiyle “Yerli halktan da 400’e yakın” itiraz başvurusu, sonucu beklemeye başladı. (radikal.com.tr)

Kaynak: Radikal, 05.05.2014

22 Nisan 2014 Salı

İzmir Riskli Bina Dönüşümünde Ikinci

İZMİR, riskli binalarını yenilemek için başvuruda İstanbul’dan sonra ikinci sırayı aldı. Türkiye’de 28 bin 617 binanın dönüşüm kapsamına girdiğini belirten Tektaş Kentsel Dünüşüm Başkanı Hasan Çatalkaya, "İstanbul 17 bin 100, İzmir ise 2162 binayla ikinci sırada. Ancak son aylarda her ay 300 bina için başvuru yapılıyor. Ay sonunda 3 bine ulaşacak" dedi.

Tektaş Kentsel Dönüşüm Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Çatalkaya, İzmir’deki kentsel dönüşüm çalışmalarıyla ilgili basın toplantısı düzenledi.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nda aldıkları yetkili kuruluşu lisansıyla faaliyet gösterdiklerini belirten Çatalkaya, 6306 başıyı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmüse hakkındaki kanun çerçevesinde kentlerdeki dönüşüm konusunda çalışmalar yaptıklarını söyledi. Çatalkaya, "İzmir’de 800 bin bina var. Bunun 600 bini riskli bina kategorisinde. İzmir’in şu anda kentsel dönüşümde İstanbul’un arkasında, ikinci sırada yeralıyor. Yaklaşık 1.5 yıl önce, kentsel dönüşüm kanunu çıktığında İzmir’de dönüşüme giren bina sayısı 10 idi. Şu anda ayda 300 bina kentsel dönüşüm kapsamına giriyor. İzmir, Türkiye genelinde dönüşüm talebi açısından 1,5 sene önce 10’uncu sıradaydı, şimdi İstanbul’un ardından ikinci sırada" dedi.

Çatalkaya, İzmir’de hak sahiplerinin başvurusuyla kentsel dönüşüm kapsamına alınan 2162 bina arasında ilk sıraya 545 bina ile Karşıyaka’nın aldığını söyledi. Bunda, Karşıyaka’da bina değerlerinin yüksek olmasının da etkisi olduğunu belirten Çatalkaya "Karşıyaka’yı Buca 450, Karabağlar 233, Konak 194, Bayraklı 134, Gaziemir 108, Çiğli 74, Balçova 68, Narlıdere 64, Aliağa ve Torbalı 37’şer, Menemen 33, Dikili 18, Menderes 10, Urla 10, Seferihisar 9, Güzelbahçe 8, Çeşme 4, Bayındır ve Karaburun ise birer evle izliyor" dedi.
 6306 Sayılı yasa kapsamındaki dönüşüme belediyelerin bugüne kadar soğuk baktığını belirten Çatalkaya, belediye yasasına göre de dönüşüm projeleri yapıldığını belirtti. Seçimlerden önce özellikle belediyelerin kentsel dönüşüm çalışmalarının durma noktasına geldiğini, yavaşladığını belirten Çatalkaya, seçimden sonra artık hızlanmalarını beklediklerini dile getirdi. Binadan yapılan bir başvuruyla binanın ölçümlerinin yapılarak riskli olup olmadığıyla ilgili rapordan sonra sürecin başladığını belirten Çatalkaya, üçte iki çoğunlukla binadaki hak sahiplerinin dönüşüm için start verebileceğini söyledi. Krediler, kat karşılığı bina yaptırılması, 18 ay 680 TL kira, çok sayıda harçtan muafiyet gibi kolaylıklar sağlandığını belirtti.

Kaynak: Hürriyet, 22.04.2014

21 Nisan 2014 Pazartesi

Bodrum'da imar durduruldu

Muğla'nın Bodrum İlçesi'nde imar işlemleri geçici bir süre durduruldu.
 
Bodrum Belediye Başkanı Mustafa Kocadon, imar planlarında düzenleme yapmak için işlemleri durdurduklarını açıkladı.

Yerel seçimlerle Muğla'nın büyükşehir olduğunu hatırlatan Kocadon, çarpık yapılaşmaya son vermeyi amaçladıklarını söyledi; imar planlarının Çevre ve Şehircilik Bakanlığıyla entegre yapılması gerektiğini belirtti.
 
Kaynak: NTVMSNBC, 20.04.2014