6 Şubat 2015 Cuma

Kira artışında hangi ÜFE uygulanacak?

Birkaç gün önce açıklanan ocak ayı enflasyon rakamları pek çok konuyu yakından ilgilendiriyor. Bunlardan biri de konut kira artışı.

KİRA ARTIŞI “ÜFE”Yİ GEÇEMİYOR
Yenilenen kira sözleşmelerindeki kira artış oranı, bir önceki kira yılında üretici fiyat endeksindeki (ÜFE) artış oranını geçmemek koşuluyla geçerli oluyor (Türk Borçlar Kanunu Md. 344).

DÖRT TÜR ÜFE VAR
Bu durumda ÜFE, yeni adıyla Yİ-ÜFE (Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi) artış oranı işin püf noktası. Ama maalesef bu oran tek değil. Her ay; ikisi aylık, ikisi yıllık olmak üzere 4 ayrı kritere göre ÜFE açıklanıyor.
Peki, kira sözleşmelerini ilgilendiren hangi ÜFE oranı?

YILLIK “ÜFE”LERDEN HANGİSİ?

Kanunda “önceki kira yılı” dendiği için aylık olanların konuyla ilgisi yok. Geriye yıllık oranları veren iki ÜFE oranı kalıyor.
Bunlardan ilki, hangi ayın verisi açıklanıyorsa, o ayın, bir önceki yılın aynı ayı arasındaki değişimini ortaya koyuyor. Yani örneğin Ocak 2015 ÜFE değişim oranı, Ocak 2014’e göre artışı veriyor. Açıklanan son verilere göre bu oran % 3,28.

“ORTALAMA” “AYNI AYA GÖRE” OLANIN 3 KATI
İkincisi ise Ocak 2014 ile Ocak 2015 arasındaki tüm 12 ayın ÜFE artış oranlarının ortalamasına göre belirleniyor. Yine son verilere göre bu oran ise % 9,59. Yani neredeyse ilkinin 3 katı!

TÜİK KANUNU YORUMLAYAMAZ
Kanunda hangi oranın uygulanacağı açıkça belirtilmediği için uyuşmazlık çıkması olası. Üstelik birçok yayın organında, sanki TÜİK kanun yorumlama bilirkişisiymiş gibi “TÜİK açıkladı, kira artışları önceki yılın aynı ayına göre ÜFE değişimine göre olacak” şeklinde ilginç ve yanlış yorumlar yapıldı.

YARGITAY NOKTAYI KOYDU
Neyse ki Yargıtay duruma ilişkin görüşünü belirledi ve kira artış oranının hesaplanmasında “ÜFE 12 aylık ortalama artış oranının esas alınacağı” yönünde karar verdi (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 14.10.2014 tarih, E.2014/727, K.2014/11004).
Aslında en doğrusu, konunun Yargıtay’ın önüne gitmesine gerek kalmadan, kanunda herkesin anlayabileceği şekilde açık bir düzenleme yapılması…
Kira artışı 12 aylık ortalama ÜFE’yi geçemez
Sözleşmedeki artış oranının yasal (ÜFE) artış oranını geçtiği anlaşılmaktadır. 01.09.2012 tarihinde başlayan kira dönemi için kira artışı üretici fiyat endeksindeki (12 aylık ortalama) artış oranına göre belirlenerek hüküm altına alınması gerekir.(Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 05.12.2013 tarih, E.2013/13435, K.2013/16370)

Kaynak: Emlak Gazetesi, 05.02.2015

5 Şubat 2015 Perşembe

Cengiz İnşaat'tan İzmir'e yeni proje!


Mavişehir Carrefour ve Taypark'a yakın konumda inşa edilecek olan 2.500 konutluk Cengiz İnşaat Mavişehir projesinin ilk etabında 312 konut bulunuyor. Projenin yakın zamanda satışa çıkması planlanıyor...

Cengiz Holding iştiraki Cengiz İnşaat yeni projesini İzmir'in yükselen değeri Mavişehir'de hayata geçirecek. Projede toplam 2.500 konut yer alacak.

Konutların yanı sıra ofislerin de yer alacağı Cengiz İnşaat Mavişehir projesinde 1 oda 1 salon, 2 oda 1 salon dairelerin yanı sıra penthouse daireler de bulunacak.

Mavişehir Carrefour ve Tay Park'a yakın konumda inşa edilecek olan 2.500 konutluk Cengiz İnşaat Mavişehir projesinin ilk etabında 312 konut bulunuyor.

Cengiz İnşaat Mavişehir projesinde yüzme havuzu, spor salonu, güvenlik ve otopark mevcut.

Cengiz İnşaat  Mavişehir projesi  iletişim:
Telefon: +90 (232) 336 76 83
Faks: +90 (232) 324 30 90

Kaynak: Emlak Kulisi, 04.02.2015

30 Ocak 2015 Cuma

İzmir’e yükselmek yakışmayacak

Evrenol, İzmir’in yatay gelişmesi gereken bir kent olduğunun altını çiziyor.
 
Türkiye’deki ekonomik büyüme ve inşaat sektöründeki hızlanmanın İzmir’e de yansıdığını ve kent merkezi dışında şehirde mahalleler oluşmaya başladığını söyleyen Evrenol Architects Kurucusu Yük.Mim.Mehpare Evrenol, İzmir’in yatay gelişmesi gereken bir kent olduğunun altını çiziyor.
 
Mavişehir ve Bostanlı civarının dominant etkisi olmayan yeni yerleşimler olduğunu, kendi içinde kente entegre olmaya çalıştıklarını bunun da zararlı olmadığını ancak en büyük korkusunun bu yükselmelerin Narlıdere ve Urla tarafına doğru da gerçekleşmesi olduğunu söyleyen Mehpare Evrenol; “Eğer bu gerçekleşirse İzmir Akdeniz kenti olma özelliğini kaybeder. Ki İzmir’in en temel özelliklerinden biri Akdeniz kenti olmasıdır. Akdenizlilik, insanların yaşantısıyla, kurgusuyla ve Kordon boylarıyla da böyledir. Yükselen binalar kendi sosyal yapısını dayatacağı için bir anlam değişikliğine sebep verecek. Bunu İzmir için hiç kabul edilir bulmuyorum. İzmir’in iklimi binaların balkonsuz hayal edilemeyeceği bir iklim. Açılan pencere ve balkonla yaşayan bir şehirdir İzmir. Camı çerçevesi açılmayan cam cepheli binalar ancak ülkenin kuzeyine uygun bir yapı tipidir ve İzmir’e hiç uygun değildir” şeklinde konuştu. 
 
Ünlü mimar Le Corbusier’nin 1948 yılında İzmir için yaptığı nazım planında kıyıda alçak ve arkaya doğru giderek yükselen aralıklı, nefes alan, imbat rüzgarını arkaya kadar iletebilen bir modelin söz konusu olduğunu belirten Evrenol, günümüzde bu modelin kaybedildiğini ve geri dönüşü olacağına da inanmadığını söylüyor. En azından şehrin bugünkü mevcut yoğunluk dağılımının korunması gerektiğini vurgulayan Evrenol; “Karşıyaka, Alsancak, Konak ve Güzelyalı’yı korumamız gerektiğini düşünüyorum. Bayraklı bölgesi son dönemlerde yeni bir merkez tayin edildi ve orada yüksek yoğunluklu, çok katlı yapılar yükselmeye başladı. Bu bir oranda Alsancak ve Karşıyaka bölgelerini koruyan bir ele alış ama Bayraklı’nın zemini problemli ve kent siluetini derinden etkileyen bu yükselme ne yazık ki oldukça yanlış bir dönüşüme işaret ediyor” dedi.
 
Modern ve ikon olmak için İzmir’e yükselmek yakışmayacak
 
Düşey gelişmenin ancak büyük sanayi şehirleri ya da ekonomik yolların kesişmesinde yer alan İstanbul, Şangay, Dubai gibi kentlerde göze alınması gerektiğini söyleyen Evrenol, modern ve ikon olmak için İzmir’e yükselmenin yakışmayacağını vurguluyor. Evrenol, yüksek ve koyu cephelerin İzmir kent dokusuna aykırı bir siluet etkisi yaratacağının altını çiziyor.  Özellikle denizle büyük entegrasyonu olan Urla yolundaki yükselmeden ve yüksek emsalli büyük projelerin yapılmasından tedirgin olduğunu belirten Evrenol, burada maksimum 8 katlı binalarda kalınmasını umduğunu söylüyor.
 
İzmir’de kentsel dönüşüm için en doğru yaklaşım yatayda gelişen, az ve orta katlı konut alanları
 
İzmir’deki kentsel dönüşüm çalışmalarında en doğru yaklaşımın yatayda gelişen, az ve orta katlı konut alanları olduğunun altını çizen Evrenol; “Az katlı konutlar için İzmir'in yangın öncesi kordon boyu hakim dokusunu oluşturan konutların mimari özelliklerini taşıyan yapı tipinin, tasarımın merkezine alınması gerektiğini düşünüyorum. Yüksek tavanlı, dar uzun pencereli, verandalı, desenli mozaik karolarla döşenmiş zeminlere sahip, çakılla bezenmiş bahçeli bu binaların, kentin iklimi ve geleneğiyle örtüşen, günümüz anlayışıyla düzenlenmiş, kentlinin aşina olduğu bir yaşam tarzı sunacağı kanısındayım. 
 
Benzer şekilde, orta katlı binalar ya da apartmanlar da beyaz rengin hakim olduğu, detayların modernleştirilerek entegre edildiği, geniş balkonlu İzmirlilerin sevdiği bir anlayışla projelendirilmeli. Hayalimdeki projede mutlaka kordon boyu gezinti imkanlarını sunan, tanıdık kaldırım döşeli, pasaport kahvelerine ulaşan aksa benzer ve biyolojik arıtma ile elde edilmiş su boyu yaşam alanı önermek var. Kullanıcılarına sıcak ve tanıdık bir atmosfer sunan sosyal donatıların kentliler için buluşma, karşılaşma ve niteliği yüksek bir boş zaman değerlendirme alanları olduğuna inanıyorum ki bu tür alanlar kent yaşamına çok fazla artı değer katmakta” şeklinde konuştu.
 

15 Aralık 2014 Pazartesi

Mavişehir imar planları kimseyi memnun etmedi!

Geçtiğimiz yıllarda mahkemelik olan Mavişehir bölgesine yönelik olarak İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin hazırladığı 1/5000 ölçekli yeni imar planlarına meslek odaları, vatandaşlar, yatırımcılar ve ilçe belediyesinden itiraz yağdı.

İzmir Büyükşehir Belediyesi ile Çevre ve şehircilik Bakanlığı arasında 2012 yılından bu yana yaşanan plan krizi bir türlü dinmek bilmiyor. Geçtiğimiz yıllarda mahkemelik olan Mavişehir bölgesine yönelik olarak  İzmir  Büyükşehir Belediyesi'nin hazırladığı 1/5000 ölçekli yeni imar planlarına meslek odaları, vatandaşlar, yatırımcılar ve ilçe belediyesinden itiraz yağdı. Egepostasmm haberine göre askı süresi içerisinde 14 ayrı itiraz gelen planlarla ilgili nihai sonuç önümüzdeki ay içerisinde belli olacak. Bostanlı-Mavişehir Mevkii'nde, "Toplu Konut Alanı" ilan edilen alana ilişkin 1/5000 ölçekli imar planlarına başta yöredeki hak sahipleri olmak üzere, Mavişehir Çevre Platformu, TMMOB Şehir Plancıları Odası, TMMOB Mimarlar Odası, Karşıyaka Belediyesi çeşitli gerekçelerle itirazlarını sundu.

Tartışmalı Arazi için de itiraz 
Bölgede yeni gökdelenlerin önünü açan planlarda yapılan değişikliklere yeşil alanların kaldırılacağı ve yapılaşmanın önünün açıldığı gerekçesi ile 590 adet dilekçe sunarak karşı çıkan vatandaşların yanı sıra, Emlak Konut, Katal İnşaat, Egepark Mavişehir Gayrimenkul gibi yatırımcılar da itirazlarını sundu, itirazlar arasında en dikkat çekenlerise AK Partili Eski Meclis Üyesi Murat Akdemir ile ortak girişim olarak Karayolları arazilerinin satış ihalesine giren Armesa İnşaat'tan ve ünlü işadamı Mehmet Cengiz'in sahibi olduğu Cengiz inşaat'tan geldi.

Yeşil alan arttı 
Geçtiğimiz aylarda Büyükşehir meclisinde karar bağlanan ve askıya çıkan planda, imar parsellerinden terk alarak otopark ve yeşil alanlar arttırılıp, bakanlığın hazırladığı planlarda verilen yoğunluk ve emsal düşürülmüştü. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın iptal olan planıyla ticaret alanına dönüşen ve AVM yapımına olanak sağlanan denize yakın arazi, Büyükşehir Belediyesi'nin planıyla yine rekreasyon alanı ve otoparka dönüştürülmüş, son plan bazı düzeltme ve değişiklikleriyle Büyükşehir Belediyesi'nin 2011 yılında yürütmesinin mahkeme kararıyla durduğu planla benzer şekilde oluşturulmuştu.

Kimseye yaramadı 
Mavişehirlilerin büyük tepkisine yol açan ve geçmişi 2003 yılına kadar dayanan planlama çilesinde, Büyükşehir Belediyesi'nce hazırlanan son düzenlemeye başlıca itiraz gerekçe ise yeşil alanlar oldu. Emsal artışı, kat yüksekliklerinde artış, yeşil alanların kullanımında değişikliğe gidilmesi, teknik ve sosyal altyapıya yeni yükler geldiği, değişikliğin planlama ilkelerine ve imar kanununa aykırılıklar içerdiği, planlarda özel sağlık ve eğitim alanlarına yer verilmesi, yol ve park alanlarının yapılaşmaya açılması, altyapısal sıkıntıların bulunması itirazlara konu oldu.

SİL BAŞTAN Ml OLACAK? 
Hazırlanan planlara yönelik gelen itirazların önümüzdeki aya kadar İzmir Büyükşehir Belediyesinde görüşülerek Ocak ayının ilk meclis oturumunda karara bağlanması bekleniyor. Buna göre itirazlar reddedilecek ve planlar resmen yürürlüğe girecek ya da belediye gelen itirazlara yönelik plan değişikliğine giderek revizyon yapacak ve 1/5000'lik imar planları yeniden askıya çıkacak. itirazlar kabul edilmeyip reddedico konu yargıya

 Kaynak: Emlak Kulisi, 14.12.2014

28 Ekim 2014 Salı

İzmir'in 150 yıllık tarihi yerle bir oldu

İzmir'in ayakta kalmış en eski yapılarının başında gelen Konak Pier, 150 yıllık tarihi boyunca girdiği ikinci tadilatta harap edildi. Uzun yıllar süren kimsesizliğinin ardından 1995 yılında alışveriş merkezi olarak düzenlenmek için kapsamlı bir tadilata alınan tarihi yapı 19 yıl sonra bilgisizliğin ve cahilliğin kurbanı oldu. İş makinalarının rahat çalışması için tarihi yapının bir duvarı yerle bir edilirken tarihi yapının restorasyonunun kamyon ve kepçelerle sürdürülmesi tartışmalara neden oldu.
İşçi güvenliğinden yoksun bir şekilde devam eden yenileme çalışmalarında kepçenin binanın içine girmesi için tarihi duvarlardan birinin yıkıldığı, içeride toplanan molozların bu sayede dışarıdaki kamyonlara yüklendiği iddia edildi.
Deniz Kuvvetleri'nin taşınmasının ardından boşaltılan Konak Pier'in kuzey kısmında restorasyon başlatılmış, restorasyonda kepçe ve kamyon kullanılması dikkatleri çekmişti. Tarihi binada çatı işlemleri devam ederken bina önünde bulunan moloz yığınlarının kepçelerle kamyonlara yüklendiği fotoğraflarla belgelenmişti. 1995 yılında Konak Pier'in restorasyonu sırasında çekilmiş bu fotoğrafa bakıldığında mevcut duvarın yerinde durduğu görülürken bugün hala devam eden restorasyon çalışmalarında ise kepçenin yıkılan duvardan içeri girip çıktığı görülmüştü. Daha önceki yıllarda tarihi binanın üstüne kaçak olarak bir kat daha çıkılmaya çalışılmış fakat inşaat mühürlenmişti. Bugün binanın üzerinde o günlerden kalan “filizler” ve tuğla duvarlar hala yıkılamadı.
KONAK PİER
Konak Pier, bugün itibariyle İzmir'de tarihi değeri yüksek yapıların başında geliyor. 1867 yılından 1950 yılları sonuna kadar Gümrük Binası olarak kullanılan Konak Pier, ünlü Fransız Mimar ve İnşaat Mühendisi olan Gustave Eiffel tarafından dizayn edilmiş. İzmir’in tarihi Konak Meydanı yakınında özel bir konuma sahip bu özgün yapı uzun yıllar Gümrük Binası olarak kullanıldıktan sonra 1960 yıllarında Balık Hali oldu.

Kaynak: Odatv.com, Deniz Kezer - 25.10.2014

21 Ekim 2014 Salı

Basmane Günleri yoğun ilgi görüyor

Konak Belediyesi ile İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ortaklaşa düzenlediği 4. Basmane ve Çevresi Tarih, Kültür, Sanat ve Arkeoloji Günleri hız kesmeden devam ediyor.

18 Ekim’de kalabalık bir kortej yürüyüşü ile açılışı gerçekleşen etkinliklere İzmirliler yoğun ilgi gösterdi. Basmane Günleri’nin ikinci gününde tarihi semtin 10 farklı noktasında açılan sergilerin yanı sıra Agios Voukulos Kilisesi'nde düzenlenen Eski Zamanlardan Günümüze Basmane ve Çevresi adlı panele katılım yoğundu.  TARİH DİLE GELDİBasmane’nin dünü, bugünü ve yarının konuşulduğu panelin moderatörlüğünü Kent Gözlemcisi ve Gazeteci Yaşar Ürük yaparken, Arkeolog Şükrü Tül, Gazeteci-Yazar Lütfü Dağtaş ile Sanat Tarihçileri Ertan Daş ve Şakir Çakmak konuşmacı olarak katıldı. Agios Voukulos Kilisesi'nin tarihi atmosferinde gerçekleşen ve büyük ilgi toplayan panelde, Basmane’nin İzmir tarihindeki yeri izleyicilerle paylaşıldı.  ANILAR TAZELENDİDolu dolu geçen Basmane Günleri öğleden sonra da Konak Belediyesi Basmane Semt Merkezi'nde düzenlenen Basmane Sohbetleri adlı etkinlikle sürdü. Bariton Alper Ünlütürk'ün piyano eşliğinde seslendirdiği türkülerle başlayan program daha sonra Gazeteci Yazar Alaattin Gürırmak, İzmirliler Derneği Kurucu Başkanı Gündüz Kapancıoğlu, Fotoğraf Sanatçısı Zafer Gazi Tunalı, Şair Yazar Mukadder Özakman ve Ümit Yaşar Işıkhan’ın konuşmacı olarak katıldığı söyleşiyle devam etti. İzmir Kent Konseyi Yürütme Kurulu Üyesi Çağrı Gruşcu’nun moderatörlüğünü üstlendiği söyleşide konuklar Basmane ile ilgili anılarını anlattı. Basmane’nin geçmişine ışık tutan söyleşilerde tarihi semtin yeniden ayağa kaldırılması için yapılması gerekenler de tartışıldı.  GÜN BOYU ETKİNLİK25 Ekim'e kadar sürecek Basmane Günleri kapsamında kültür ve sanat etkinliklerinin yanı sıra bölge halkının sorunlarının da dile geleceği panel ve söyleşiler gerçekleştirilecek. İzmirlileri Basmane’nin tarihi mekanlarda buluşturan etkinlikler ziyaretçilere ücretsiz sunuluyor. Çeşitli gösteri ve konserlerle renklenecek Basmane Günleri’ne katılan İzmirliler tarihi semtte keyifli zaman geçirme fırsatı bulacak.

Kaynak: Ege Postası, 21.10.2014

17 Ekim 2014 Cuma

Sun, sand and style: Welcome to Turkey’s jet-set destination

Ref: Independent.co.uk by Alice Jones, Saturday 13 August 2011 

The sophisticated Cesme Peninsula – for years the preserve of well-heeled locals – has begun to lure British travellers with the promise of a very different kind of Turkish beach holiday

More than 120 hotels are said to be scattered throughout the cobbled streets of Alacati, though I challenge you to find even one. The town, a charming muddle of farmhouses and windmills bordered by olive groves and artichoke fields, doesn't bother with street names or signs. Discretion is the watchword. Bijou eight-room inns hide behind whitewash and pale-blue painted shutters, their rooms overlooking silent, shady courtyards.

Just occasionally, if you poke your nose around the pretty wrought-iron railings, you might glimpse a flash of turquoise pool in a back garden. Shops selling expensive fripperies – gold jewellery, linen dressing gowns, gaudily embroidered cushions and olive-oil soaps – whisper their wares from behind tiny windows. Bodrum, this ain't. Only at night, when the bars and restaurants spill out of their cool, white interiors and off their tiled floors onto the streets does Alacati start to resemble a typical Turkish resort.
Perched above the Aegean Sea on Turkey's west coast, Alacati has been the best-kept secret of Turkish holidaymakers for a few years now. Even the locals – many of whom holidayed here as children and have returned to embark on second careers as hoteliers and restaurant owners – spend hours arguing as to who discovered it first. In fact, it was windsurfers who colonised Alacati in the 1990s, flocking to the flat waters of Alacati Bay where the northerly imbat winds blow for 330 days a year. It was then embraced by wealthy weekenders from Istanbul as a kind of Turkey-flavoured Hamptons. And lately it has become a magnet for celebrities, politicians and pop stars. They come to sunbathe and party around the 29km coastline of the Cesme Peninsula, mooring their yachts at the marina, kitesurfing at Alacati port, spa-ing at Ilica and eating and shopping wherever they can along the way.
The Turkish jet-set have managed to keep this to themselves. But this summer, the local airport at Izmir – 45 minutes away by road – joined the easyJet set, with two flights a week from Gatwick. For now, at least, the region remains largely un-starstruck, and stubbornly unspoilt. "It doesn't matter who comes here," says Husnu Baylav, president of the Alacati Tourism Association, "Alacati is the real celebrity." In other words, there's more to the area than chi-chi hotels and chic visitors. Understated, laid-back luxury is the speciality – although it doesn't come cheap.
For those who rouse themselves from their Egyptian cotton sheets, there are also ancient ruins to visit, thermal mud baths to wallow in, sparkling bays to surf and sail across, herb markets to explore and culinary novelties to savour, such as cinnamon-flavoured kofte and mastic ice cream. Cesme was even praised by antiquity's own Alan Whicker, Herodotus, for its location "in the most beautiful climate and under the most beautiful sky on earth".
The Cesme Peninsula extends elegantly out from Turkey's west Aegean coast to within a fingertip of Greece. Here, the island of Chios is just 8km (or a 45-minute ferry trip from Cesme) away; its brooding outline visible even on the mistiest day. In the mid 19th century, the Ottomans shipped islanders over to dry out the malarial marshes. Many stayed on, planting the region's first vineyards. Today, wandering among the blue-and-white painted stone houses, you could easily be in Greece. Signs of shared history are all around – not least in Alacati where the enormous Ayios Konstantinos church has had a minaret stuck on the top and functions as the local mosque.
I began my trip on the coast, in Ilica. This was the region's original holiday hotspot thanks to the healing thermal springs that bubble beneath the waves. Tusun Pasha, sickly son of the founder of modern Egypt, Muhammad Ali Pasha, came here in the early 1800s to take the waters, which probably makes him the winner of the I-discovered-it-first contest. So impressed was he that he built a beautiful stone house on the seafront.
Three years ago, the building became Nars Ilica, an eight-room luxury hotel, named after Narcissus and dedicated to the pursuit of pleasure. The airy rooms, with stripped wood floors, shuttered windows and linen curtains are decorated in a palette of duck-egg blue and cream to make Nigella swoon. The public rooms, meanwhile, are crammed with a mix of antiques, modern art and avant-garde 1940s light fittings. The feel is more like a private mansion than hotel, and strenuous efforts are made to ensure that you rarely set eyes on another guest. Premium rooms have their own staircases and private breakfast rooms overlooking the sea; every morning staff arrive with a procession of platters of sheep's cheese, gozleme (savoury pastries) and tomatoes, curd cheese with mulberry compote and simit (sesame bagels) with sour cherry jam and honey.
The spread comes fresh from the hotel's own farm where the workers at the hotel – and those at its funkier, smaller sister in Alacati – live. Up here in the hills, there are lemon and orange groves, sheep and horses and some 5,500 olive trees, alongside workshops where stonemasons and carpenters built the hotels by hand. The olive-oil products in the bathrooms come from another farm nearby. "If you do it yourself," shrugs Murat Pirimoglu, the co-owner, "you know it's the best."
The hotel also has a Jacuzzi filled with thermal waters in its walled back garden. For the full spa experience, though, you need to walk a little further along Ilica's 2km sands to the Sheraton Cesme. This is where the VIPs hang out. The vast hotel offers the full, five-star luxury experience with its own beach, private pier and floating restaurant. Each of its three €5,250-a-night penthouses has an "infinity bed" positioned by the windows so that you feel like you're sleeping in the sea.
A rooftop pool overlooks the terracotta roofs of million-euro holiday homes, clustered below like a mini Beverly Hills. To ease your travel plans, there's also a helipad.
The main attraction, though, is the prize-winning spa, just voted the world's Best Mineral Spring Spa. Alongside sweltering thermal pools and steam rooms, you can enjoy more esoteric treats including "adventure showers" which provide a soundtrack of your choice (rainforest, seashore, no Jedward) and Balinese tea houses where couples can enjoy private treatments around a heated seawater pool.
I opted for a traditional hammam in the hotel's beautiful white-tiled Turkish bath. After being steamed, splashed, scrubbed (vigorously) and swaddled in bubbles on a marble slab for an hour, I emerged, light-headed and smoother-skinned. If you don't want to spend 145 lira (£55), there's a natural spa at Sifne, 10 minutes down the road, with its own mud bath and thermal pools.
Windsurfing is near-mandatory in these parts: indeed, the Professional Windsurfers' Association World Cup event reaches its climax in Alacati today. Seven surf schools are ranged along Alacati bay, which provides ideal conditions – warm, wave-free shallows and constant wind – for beginners. The breeze also makes the fierce summer heat a little more bearable for sun-seekers. And, being a peninsula, there's a beach for every occasion on Cesme. Ask the locals and they'll point you to Ilica with its thermal shallows or to Altinkum with its golden sands, depending on which way the wind is blowing.
If you're on a boat – and why wouldn't you be? – the beautiful bay of Aya Yorgi is the place to go. By night, the beach clubs turn into glamorous nightclubs – Marrakech, Babylon and Paparazzi are the most popular – where you can sip champagne while the waves lap at your stilettos.
The area caters for the amateur historian, too, with Ephesus, the marvellously preserved ancient city, 90 minutes' drive down the coast near Selcuk. Much closer and less well-known is Erythrai, which dates back to 3000BC and is set on the hillside above Ildiri, a tumbledown village also suspended in time.
Declared a heritage site when Erythrai was re-discovered in 1964, Ildiri is now a half-abandoned hodge-podge of farmhouses and fishing boats. The ruins themselves, guarded by a pensioner and his cat, are reached via fields of artichokes, speckled with poppies. It's a steep clamber up to the acropolis via a neglected amphitheatre, which provides a dramatic view of the countryside and coast. I watched a sunset over Chios before heading back to enjoy a traditional seaside dinner of barbun (red mullet) and raki, which gets nicer the more you drink.
There's more history to be found at Cesme town, once the final stopping point on the Silk Road for the camel caravans before they were shipped off to the Mediterranean. The caravanserai is now a hotel but the bustling port still ferries tourists across to Chios and Donkey Island (exactly what it sounds like) several times a day.
A 16th-century fortress, magnificently restored with piles of cannon balls and excavated ancient tombstones ranged around its walls, looms over the town, offering wonderful views across the water and beyond. A new marina, with an array of surf shops and galleries, restaurants and wine bars, has become a destination in its own right.
The stylish development is typical of the region where a tourist industry is being carved out of the landscape wherever you look. New pastel-coloured villas line the roads to the port; stone houses are under renovation on every corner. But lessons have been learned from the over-developed resorts of Marmaris and Antalya. The policy here is "conservative tourism". Alacati is the jewel in its crown.
Ten years ago, there were no hotels in the town. Now, one in 10 of its stone houses has been converted into a boutique inn. Nevertheless, Alacati's character is fiercely policed. Only two-storey stone houses are permitted, and, according to the official tourist guide, "anything that has a strong smell or is an eyesore is forbidden". So, neon signs are banned, and kebabs are served until 3pm, not 3am.
Already, though, Alacati struggles in summer when the population of 11,000 welcomes more than a million visitors. I arrived as Alacati was coming out of hibernation; every day another bar or hotel dusted down its shutters, while entrepreneurial types opened tiny cafés in their front rooms and driveways.
Hotel Incirliev is typical of Alacati's homespun hospitality. The hotel is named after the 100-year-old fig tree that casts shade over its central courtyard. It is run by Sabahat and Osman Poshor, whose warmth and generosity make staying here feel like a weekend at Grandma's. Having been shown my terrace room – a cool stone chamber with original fireplace and floor-length windows – I was ushered straight back down for a glass of home-made cherry liqueur and freshly baked apple cake under the tree.
Incirliev proved the perfect base to explore Cesme cuisine. Every day begins with breakfast served al fresco from the open kitchen. The table sagged with cheese, fruit, bread, olives and – the undoubted highlight – an ever-changing selection of Osman's homemade jams. Each morning, there was also an extra surprise: "egg casserole" scrambled with peppers and chilli, or ricotta pancakes with "crispy butter".
Suitably fuelled, I left to watch the daily 11am ritual of fresh fish being auctioned from marble slabs behind the mosque. On Saturdays, the bazaar – a shanty town of herbs, cheese and spices – also comes to life. After that, it's time to repair to Kose Kahve for Turkish coffee flavoured with medicinal-tasting mastic, harvested from the trees on Chios.
At the fishing village of Dalyankoy, I picked meze out of a chilled cabinet, pointed at the sea bass I wanted and ate the lot sitting by the water as fishing boats bobbed beneath my feet. At Okan's Place, a secluded stretch of beach at Ciftlikkoy, crispy sardines were delivered to my sun lounger. The finest place I found to experiment, though, was Asma Yapragi, a one-room restaurant in the undeveloped Haci Memis district of Alacati. Here, hearty tin dishes of meze – marinated artichokes, broad bean and mint stew, cacik and cigarette-thin stuffed vine leaves – are served straight from the stove to a communal table in the middle of the kitchen.
As I left Incirliev, my suitcase stuffed with fig jam and olive soaps, Sabahat and Osman threw water at the car, a tradition intended to ensure the traveller will return soon. I do hope it works.
Travel essentials: Alacati
Getting there
* The writer flew from Gatwick to Izmir with easyJet (0843 104 5000; easyJet.com); Izmir is also served by Pegasus (0845 0848 980; flypgs.com) from Stansted.
Getting around
* Avis provided the writer's car (0844 581 0147; avis.co.uk); rates from Izmir airport from £48 a day.
Staying there
* Nars Ilica (00 90 232 729 0001; narsilica.com). Doubles from €300, with breakfast; Nars Alacati (00 90 232 716 0900; narsalacati.com). Doubles from 350 lira (£122), including breakfast.
* Hotel Incirliev, Alacati (00 90 232 716 0353; incirliev.com). Doubles from 180 lira (£63), with breakfast.
Visiting there
* Myga Surf City, Alacati (00 90 232 716 6468; myga.com.tr). Beginner's windsurfing lessons start at €60 per hour.
* Botanica Thermal Spa, Sheraton Cesme (00 90 232 723 1240; sheratoncesme.com).
* Cesme Marina (00 90 232 712 2500; cesmemarina.com.tr).
Eating & drinking there
* Paparazzi, Aya Yorgi (00 90 232 712 6767; paparazzi.com.tr).
* Marrakech on the Beach, Aya Yorgi (00 90 232 712 0403; marrakechonthebeach.com).
* Babylon, Aya Yorgi (00 90 232 712 6339; babylon.com.tr).
* Kose Kahve, Alacati (00 90 232 716 0413).
* Okan's Place, Altinkum Mevkii (00 90 532 394 0131; okansplace.com).
* Asma Yapragi, Alacati (00 90 232 716 0178).
More information
* Turkey Tourist Board: 020-7839 7778; gototurkey.co.uk