Alaybey'deki askeri tesisin Çandarlı'ya taşınmasını isteyen Karşıyaka Belediye Meclisi üyeleri, bölgenin nasıl değerlendireceğine yönelik karar aldı
Deniz Kuvvetleri Güney Deniz Saha Komutanlığı'na ait Alaybey'deki askeri tersanenin taşınması yönünde Meclis kararı ile temenni kararı alan Karşıyaka Belediyesi, 13 bin metrekarelik alan ili ilgili çalışma başlattı. İzmir'de konuyla ilgili yaklaşık 20 kurum ve kuruluştan destek alan belediye, tersanenin Çandarlı Limanı'na taşınmasını isterken, söz konusu alanı kültür merkezine dönüştürme kararı aldı.
Bir yandan alanda çalışmalara başlayan bir yandan da tersanenin taşınması için Deniz Kuvvetleri Komutanlığı ile yazışmalara devam eden Karşıyaka Belediyesi'nin hazırladığı projeye göre, tersanenin yerinde oluşturulacak kültür merkezinde, gemi, kayık ve denizcilikle ilgili objeler sergilenecek. Oluşturulacak antik limanda da antik çağ denizciliği yaşatılacak.
TURİZM KENTİ
Denize uzanan mevcut iskelelerden birisi, antik çağ denizciliği temasına uygun biçimde düzenlenecek. Uygulama atölyelerinde, çocuk ve gençler, denizcilik ve gemiler hakkında bilgilendirilecek. Kurulacak kütüphanede denizcilik ve denizcilik tarihine ait kitap ve dokümanlardan faydalanabilmeleri sağlanacak. Çok amaçlı salonda deniz ve denizcilik konulu toplantılar, sergiler, küçük ölçekli fuarlar olacak.
Tersanenin Karşıyaka'dan taşınmasında ısrarcı olacaklarının altını çizen Başkan Cevat Durak, şu açıklamalarda bulundu:
"Çandarlı Limanı, gemi söküm ve tamir işlerinin rahatlıkla yapılabileceği yer. İlçemizin denizle bağını kuvvetlendirmek, tarihsel anlamda denizin ilçe için önemini vurgulamak, en önemlisi çocuklarımıza, gençlerimize, toplumumuza çevre ve deniz kültürü bilincini aşılamak için bu çalışmayı yapmamız gerekiyor. Türkiye'nin Avrupa Birliği ile entegrasyonunda denizcilik sektörünün katkısını güçlendirmek, denizin korumasını, nimetlerinden faydalanmasını sağlamak, Karşıyaka için turizm potansiyeli oluşturmak da hedeflerimiz arasında. Bu alanda denizle ilgili bir rekreasyon alanı oluşturmayı planlıyoruz."
Kaynak: Yeni Asır - FATİH YAPAR(HABER MERKEZİ) - 06.02.2010
Dünyanın en güzel şehri İzmir & çevresine ait "Gayrimenkul Piyasası" hakkında son haberler, güncel portföyler, yatırımlık yerler, değerli yazarlardan yazılar ve güvenilir sitelerden linkler...
7 Temmuz 2010 Çarşamba
Çandarlı'ya 400 milyon Euro'luk turizm yatırımı
İzmir'in Çandarlı ilçesine Wide Planet Çandarlı ve Çandarlı Resort adlı iki şirket kuran Danimarkalılar, bölgede 5 parsel halindeki 784 dönüm araziyi satın aldı. Araziye 5 yıldızlı 3 otel ile 600 lüks villa inşa edilecek.
İzmir'in Çandarlı ilçesine Viking akını yaşanıyor. Turizm tesisi yapmaya karar veren bir grup Danimarkalı işadamı, yaklaşık 400 milyon euroya mal olacak yatırımları için İzmir'in Çandarlı ilçesini seçti.
Yeni Asır Gazetesi'nden İlker Çoban'ın haberine görte; uygun yeri bulmak için Türkiye kıyılarını tarayan Danimarkalı işadamları, 5 yıl önce doğal güzelliğine ve denizine hayran kaldıkları Kemikliburnu'nda karar kıldı. "Wide Planet Çandarlı A.Ş" ve "Çandarlı Resort A.Ş" adlı iki şirket kuran Danimarkalılar, bölgede 5 parsel halindeki 784 dönüm araziyi satın aldı.
KIYIYI GEZDİRDİ
Turizm tesislerinin yapılabildiği 2'nci derece doğal SİT olan araziye yaklaşık 8 bin 500 yataklı 1'i termal sağlık tesisi olmak üzere 5 yıldızlı 3 otel ve rezidans konforunda 600 villa yapacak olan şirketin hazırlattığı imar planları, geçtiğimiz günlerde Çandarlı Belediye Meclisi'nin onayından geçti ve Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu'na gönderildi. Koruma Kurulu'nun onayının ardından belediyeden ruhsat alarak inşaatı başlatacak olan Wide Planet, 3 yıl içinde sözkonusu yatırımı tamamlayacak. Tesisler ve villalar, hizmete açıldığında bin 500-2 bin kişi istihdam edilecek. İzmir ve çevresinde 5 turizm yatırımı daha yapmayı planladığı belirtilen Danimarkalı şirketin, İzmir Valisi Cahit Kıraç'ın önerisiyle kaderine terk edilen ve önümüzdeki günlerde ihaleye çıkacak olan eski Fransız Tatil Köyü'nün ihalesine de katılacağı da ifade edildi. İzmir Kalkınma Ajansı da Wide Planet Çandarlı A.Ş'ye danışmanlık hizmeti vererek, projenin ruhsat aşamasındaki işlemlerini de yürütecek.
Danimarkalıların Türkiye'de turizm yatırımı yapma kararı almasında, 11 yıl önce İzmir'in Buca ilçesine yerleşen şu anda sözkonusu yatırım için kurulan Wide Planet Çandarlı A.Ş. ile Çandarlı Resort A.Ş'nin Genel Müdürü olan Per Hosband Svenningsen etkili oldu. 7-8 yıl önce Danimarka'ya gittiği sırada tanıştığı proje ve tasarım üzerine faaliyet gösteren Wide Planet Şirketi'nin Başkanı Henrik Bo Olesen ve Per Rosenlund Jorgensen'e Türkiye'de turizm yatırımı yapma önerisi getiren Per Hosband Svenningsen, ikna ettiği iki arkadaşını Türkiye'ye davet etti. Svenningsen, davet üzerine Türkiye'ye gelen Henrik Bo Olesen ve Per Rosenlund Jorgensen'e, İskenderun'dan başlayarak Çanakkale'ye kadar kıyı şeridini gezdirdi. Olesen ve Jorgensen, inceledikleri yerler arasında muhteşem denize ve koya sahip Çandarlı'nın Kemikliburnu'na hayran kaldı. "Biz buraya aşık olduk" diyen iki Danimarkalı, "Buraya yatırım yapabiliriz" diye konuştu.
İzmir'de yaşayan yurttaşları Svenningsen ile ortak olma kararı alan Olesen ve Jorgensen, 2005'te 7 milyon 830 bin liraya Wide Planet Çandarlı A.Ş. ve Çandarlı Resort A.Ş'yi kurdu. Daha sonra yatırımla ilgili harekete geçen 3 ortak, 2007'ye kadar Kemikliburnu'ndan 5 parsel halinde toplam 784 dönüm arazi satın aldı. Arazileri satın aldıktan sonra 1/5 bin ve 1/1000 ölçekli imar planlarını hazırlayan şirket, Çandarlı Belediyesi'ne müracaat etti. Planlar, Çandarlı Belediye Meclisi tarafından onaylandı. Ancak Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu'nun onayını bekleyen Danimarkalılar, mahkeme şokuyla sarsıldı.
İzmir Mimarlar Odası, şirket tarafından hazırlanan imar planlarının kamu yararına uygun olmadığını belirterek iptaline yönelik dava açtı. Belediyenin onayladığı planlar, 2008'de mahkeme kararıyla iptal edildi. İşadamları bunun üzerine global ekonomik krizin de etkisiyle yatırımını askıya aldı.
İZKA'YA MÜRACAT
2009 ortalarında tekrar harekete geçen 3 ortak, İzmir Mimarlar Odası'nın dava açtığı nedenleri ortadan kaldıran yeni bir imar planı hazırlattı. İmar planı, geçtiğimiz günlerde Çandarlı Belediye Meclisi'nin onayından geçerken uygun görüş için Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu'na gönderildi. Bu arada İzmir Valisi Cahit Kıraç'ı ziyaret eden Wide Planet Çandarlı A.Ş. Genel Müdürü Per Hosband Svenningsen ve Çandarlı Resort A.Ş. Genel Koordinatörü İhsan Demir, projeleriyle ilgili bilgi verdi. Svenningsen ve Demir'i İzmir Kalkınma Ajansı'na (İZKA) yönlendiren Vali Kıraç şirkete çürümeye terk edilen ve önümüzdeki günlerde ihaleye çıkarılacağı belirtilen eski Fransız Tatil Köyü'nü de almalarını önerdi. Wide Planet Çandarlı A.Ş. Genel Müdürü Per Hosband Svenningsen, eski Fransız Tatil Köyü'nün ihalesine de katılacaklarını söyledi.
AVAM PROJE HAZIR
Koruma Kurulu'nun onayının ardından ruhsat alarak inşaatı başlatmayı amaçlayan Danimarkalı şirket, bir taraftan da avam projeleri hazırlatıyor. 784 dönümlük araziye yaklaşık 8 bin 500 yatak kapasiteli 1'i termal sağlık olmak üzere 3 otel ve tatil köyü havasında rezidans villalar yapacaklarını belirten Svenningsen, "Otelleri şirket olarak özkaynaklarımızla biz inşa edeceğiz. Villaları ise, Türk ve Avrupalı müşterilimize satacağız. Mülk sahipleri, villalarını kullanmadıkları zaman isterlerse onların adına başkalarına kiralayabileceğiz. Türkiye'de benzerleri uygulanmakta olan bu modeli, hayata geçirmek için çalışmalara başladık" diye konuştu.
Bin 500-2 bin kişi istihdam edecek
Wide Planet Çandarlı A.Ş ile Çandarlı Resort A.Ş Genel Müdürü Per Hosband Svenningsen, acele etmediklerini, projelerini müşterinin beklentisine göre hazırladıklarını belirtti. Kaliteli bir ürün yaratmayı amaçladıklarını söyleyen Svenningsen, İzmir ve çevresinde 5 proje hayata geçirmek ve Wide Planet zincirini oluşturmak istediklerini belirtti. Tesisin 3 yıl sürecek inşaatı bitip hizmete açıldıktan sonra 1500-2 bin kişinin istihdam edileceğini belirten Svenningsen, "Ben ve ailem İzmir'i çok seviyor ve 11 yıldır burada yaşıyoruz. Ortaklarım da İzmir'i sevdi. Böyle bir yatırım için İzmir'i seçmiş olmaktan çok büyük mutluluk duyuyoruz" diye konuştu.
"Heyecan verici"
Wide Planet Çandarlı A.Ş'ye danışmanlık hizmeti veren İzmir Kalkınma Ajansı (İZKA) Yatırım ve Destek Ofisi, projenin ruhsat aşamasında da önemli rol oynayacak. Şirketin bürokratik işlemlerini halledecek olan İZKA, diğer yatırımlarıyla ilgili de destek verecek. Şirketin yapacağı 5 yatırım için şimdiden arazi arayışına başlayan İZKA, Danimarkalılara değişik alanları da önerecek. Konuyla ilgili açıklamada bulunan Turizmden Sorumlu İzmir Vali Yardımcısı Haluk Tunçsu, "Çok heyecan verici bir proje. Biz İzmir Valiliği ve İZKA olarak yatırımcılara gerekli desteği veriyoruz. Bakırçay Havzası turizm yatırımları açısından biraz kasır kaldı. O bölgeye bu yatırım çok büyük canlılık ve hareket getirecektir. Bu tesis özellikle Avrupalı orta yaş kitlenin kentimizde tatil yapmasına olanak tanıyacaktır" dedi.
İşadamlarıyla görüştüğünü belirten İzmir Valisi Cahit Vali Kıraç da "Bu yatırım gerçekten İzmir'e önemli katkı sağlar. Biz gerçekleşmesi içni Valilik ve İZKA olarak her türlü desteği vermeye hazırız" diye konuştu.
Neler yapılacak?
* Çandarlı Kemikliburnu'ndaki 5 parsel halindeki 784 dönüm araziye 5 yıldızlı 3 otel kurulacak.
* Bu otellerden bir tanesi ana otel ve büyük otel olacak. Bu otel termal sağlık tesisi olarak hizmet verecek. Diğer iki küçük otel tatil amaçlı faaliyet gösterecek.
* Rezidans tipi, tatil köyü havasında 600 lüks villa inşaa edilecek.
* Tüm bu tesisler toplam 8 bin 500 yataklı olacak.
* 400 milyon euroya yapılacak olan yatırım üç yıl içinde tamamlancak.
İzmir'in Çandarlı ilçesine Viking akını yaşanıyor. Turizm tesisi yapmaya karar veren bir grup Danimarkalı işadamı, yaklaşık 400 milyon euroya mal olacak yatırımları için İzmir'in Çandarlı ilçesini seçti.
Yeni Asır Gazetesi'nden İlker Çoban'ın haberine görte; uygun yeri bulmak için Türkiye kıyılarını tarayan Danimarkalı işadamları, 5 yıl önce doğal güzelliğine ve denizine hayran kaldıkları Kemikliburnu'nda karar kıldı. "Wide Planet Çandarlı A.Ş" ve "Çandarlı Resort A.Ş" adlı iki şirket kuran Danimarkalılar, bölgede 5 parsel halindeki 784 dönüm araziyi satın aldı.
KIYIYI GEZDİRDİ
Turizm tesislerinin yapılabildiği 2'nci derece doğal SİT olan araziye yaklaşık 8 bin 500 yataklı 1'i termal sağlık tesisi olmak üzere 5 yıldızlı 3 otel ve rezidans konforunda 600 villa yapacak olan şirketin hazırlattığı imar planları, geçtiğimiz günlerde Çandarlı Belediye Meclisi'nin onayından geçti ve Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu'na gönderildi. Koruma Kurulu'nun onayının ardından belediyeden ruhsat alarak inşaatı başlatacak olan Wide Planet, 3 yıl içinde sözkonusu yatırımı tamamlayacak. Tesisler ve villalar, hizmete açıldığında bin 500-2 bin kişi istihdam edilecek. İzmir ve çevresinde 5 turizm yatırımı daha yapmayı planladığı belirtilen Danimarkalı şirketin, İzmir Valisi Cahit Kıraç'ın önerisiyle kaderine terk edilen ve önümüzdeki günlerde ihaleye çıkacak olan eski Fransız Tatil Köyü'nün ihalesine de katılacağı da ifade edildi. İzmir Kalkınma Ajansı da Wide Planet Çandarlı A.Ş'ye danışmanlık hizmeti vererek, projenin ruhsat aşamasındaki işlemlerini de yürütecek.
Danimarkalıların Türkiye'de turizm yatırımı yapma kararı almasında, 11 yıl önce İzmir'in Buca ilçesine yerleşen şu anda sözkonusu yatırım için kurulan Wide Planet Çandarlı A.Ş. ile Çandarlı Resort A.Ş'nin Genel Müdürü olan Per Hosband Svenningsen etkili oldu. 7-8 yıl önce Danimarka'ya gittiği sırada tanıştığı proje ve tasarım üzerine faaliyet gösteren Wide Planet Şirketi'nin Başkanı Henrik Bo Olesen ve Per Rosenlund Jorgensen'e Türkiye'de turizm yatırımı yapma önerisi getiren Per Hosband Svenningsen, ikna ettiği iki arkadaşını Türkiye'ye davet etti. Svenningsen, davet üzerine Türkiye'ye gelen Henrik Bo Olesen ve Per Rosenlund Jorgensen'e, İskenderun'dan başlayarak Çanakkale'ye kadar kıyı şeridini gezdirdi. Olesen ve Jorgensen, inceledikleri yerler arasında muhteşem denize ve koya sahip Çandarlı'nın Kemikliburnu'na hayran kaldı. "Biz buraya aşık olduk" diyen iki Danimarkalı, "Buraya yatırım yapabiliriz" diye konuştu.
İzmir'de yaşayan yurttaşları Svenningsen ile ortak olma kararı alan Olesen ve Jorgensen, 2005'te 7 milyon 830 bin liraya Wide Planet Çandarlı A.Ş. ve Çandarlı Resort A.Ş'yi kurdu. Daha sonra yatırımla ilgili harekete geçen 3 ortak, 2007'ye kadar Kemikliburnu'ndan 5 parsel halinde toplam 784 dönüm arazi satın aldı. Arazileri satın aldıktan sonra 1/5 bin ve 1/1000 ölçekli imar planlarını hazırlayan şirket, Çandarlı Belediyesi'ne müracaat etti. Planlar, Çandarlı Belediye Meclisi tarafından onaylandı. Ancak Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu'nun onayını bekleyen Danimarkalılar, mahkeme şokuyla sarsıldı.
İzmir Mimarlar Odası, şirket tarafından hazırlanan imar planlarının kamu yararına uygun olmadığını belirterek iptaline yönelik dava açtı. Belediyenin onayladığı planlar, 2008'de mahkeme kararıyla iptal edildi. İşadamları bunun üzerine global ekonomik krizin de etkisiyle yatırımını askıya aldı.
İZKA'YA MÜRACAT
2009 ortalarında tekrar harekete geçen 3 ortak, İzmir Mimarlar Odası'nın dava açtığı nedenleri ortadan kaldıran yeni bir imar planı hazırlattı. İmar planı, geçtiğimiz günlerde Çandarlı Belediye Meclisi'nin onayından geçerken uygun görüş için Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu'na gönderildi. Bu arada İzmir Valisi Cahit Kıraç'ı ziyaret eden Wide Planet Çandarlı A.Ş. Genel Müdürü Per Hosband Svenningsen ve Çandarlı Resort A.Ş. Genel Koordinatörü İhsan Demir, projeleriyle ilgili bilgi verdi. Svenningsen ve Demir'i İzmir Kalkınma Ajansı'na (İZKA) yönlendiren Vali Kıraç şirkete çürümeye terk edilen ve önümüzdeki günlerde ihaleye çıkarılacağı belirtilen eski Fransız Tatil Köyü'nü de almalarını önerdi. Wide Planet Çandarlı A.Ş. Genel Müdürü Per Hosband Svenningsen, eski Fransız Tatil Köyü'nün ihalesine de katılacaklarını söyledi.
AVAM PROJE HAZIR
Koruma Kurulu'nun onayının ardından ruhsat alarak inşaatı başlatmayı amaçlayan Danimarkalı şirket, bir taraftan da avam projeleri hazırlatıyor. 784 dönümlük araziye yaklaşık 8 bin 500 yatak kapasiteli 1'i termal sağlık olmak üzere 3 otel ve tatil köyü havasında rezidans villalar yapacaklarını belirten Svenningsen, "Otelleri şirket olarak özkaynaklarımızla biz inşa edeceğiz. Villaları ise, Türk ve Avrupalı müşterilimize satacağız. Mülk sahipleri, villalarını kullanmadıkları zaman isterlerse onların adına başkalarına kiralayabileceğiz. Türkiye'de benzerleri uygulanmakta olan bu modeli, hayata geçirmek için çalışmalara başladık" diye konuştu.
Bin 500-2 bin kişi istihdam edecek
Wide Planet Çandarlı A.Ş ile Çandarlı Resort A.Ş Genel Müdürü Per Hosband Svenningsen, acele etmediklerini, projelerini müşterinin beklentisine göre hazırladıklarını belirtti. Kaliteli bir ürün yaratmayı amaçladıklarını söyleyen Svenningsen, İzmir ve çevresinde 5 proje hayata geçirmek ve Wide Planet zincirini oluşturmak istediklerini belirtti. Tesisin 3 yıl sürecek inşaatı bitip hizmete açıldıktan sonra 1500-2 bin kişinin istihdam edileceğini belirten Svenningsen, "Ben ve ailem İzmir'i çok seviyor ve 11 yıldır burada yaşıyoruz. Ortaklarım da İzmir'i sevdi. Böyle bir yatırım için İzmir'i seçmiş olmaktan çok büyük mutluluk duyuyoruz" diye konuştu.
"Heyecan verici"
Wide Planet Çandarlı A.Ş'ye danışmanlık hizmeti veren İzmir Kalkınma Ajansı (İZKA) Yatırım ve Destek Ofisi, projenin ruhsat aşamasında da önemli rol oynayacak. Şirketin bürokratik işlemlerini halledecek olan İZKA, diğer yatırımlarıyla ilgili de destek verecek. Şirketin yapacağı 5 yatırım için şimdiden arazi arayışına başlayan İZKA, Danimarkalılara değişik alanları da önerecek. Konuyla ilgili açıklamada bulunan Turizmden Sorumlu İzmir Vali Yardımcısı Haluk Tunçsu, "Çok heyecan verici bir proje. Biz İzmir Valiliği ve İZKA olarak yatırımcılara gerekli desteği veriyoruz. Bakırçay Havzası turizm yatırımları açısından biraz kasır kaldı. O bölgeye bu yatırım çok büyük canlılık ve hareket getirecektir. Bu tesis özellikle Avrupalı orta yaş kitlenin kentimizde tatil yapmasına olanak tanıyacaktır" dedi.
İşadamlarıyla görüştüğünü belirten İzmir Valisi Cahit Vali Kıraç da "Bu yatırım gerçekten İzmir'e önemli katkı sağlar. Biz gerçekleşmesi içni Valilik ve İZKA olarak her türlü desteği vermeye hazırız" diye konuştu.
Neler yapılacak?
* Çandarlı Kemikliburnu'ndaki 5 parsel halindeki 784 dönüm araziye 5 yıldızlı 3 otel kurulacak.
* Bu otellerden bir tanesi ana otel ve büyük otel olacak. Bu otel termal sağlık tesisi olarak hizmet verecek. Diğer iki küçük otel tatil amaçlı faaliyet gösterecek.
* Rezidans tipi, tatil köyü havasında 600 lüks villa inşaa edilecek.
* Tüm bu tesisler toplam 8 bin 500 yataklı olacak.
* 400 milyon euroya yapılacak olan yatırım üç yıl içinde tamamlancak.
6 Temmuz 2010 Salı
Bir Ege Klasiği: BOYOZ

İzmirlilerin sabah evden çıktıklarında koşa koşa bindikleri vapur ya da otobüslerden iner inmez karşılaştıkları bir Ege klasiğidir boyoz.
Seyyar satıcıdan yumurtası ile beraber satın alıp eski gazetelerden kesilmiş parçalara paket yaptırarak, mevsimine göre, sabah serinliğinde veya kış soğuğunda elinizde kahvaltılığınız, kolunuzun altında gazeteniz, işyerinize veya yakındaki kahveye giderken, avuçlarınızda boyozun sıcaklığı ve burnunuzda kokusunu hissetmek gün için en iyi başlangıç olmalıdır sıradan bir Egeli için herhalde?
Yüzyıllardır İzmir ve çevresinde tüketilen boyoz aslında bir Musevi yiyeceğidir. Zaten artık kullanılmasa da geçmişte “Yahudi Böreği” olarak da geçtiğini biliyoruz adının. Araştırmalar bu yiyeceğin kökeninin Sefarad kültürüne dayandığını gösteriyor. Sefarad kökenli Musevilerin İspanya’dan gelirken yanlarında getirdikleri bir ürün olan boyoz, doğal olarak yalnızca Ege Bölgesine has bir ürün değildi.
Seferad yahudileri, Ege Bölgesi başta olmak üzere İstanbul ve Anadolu’nun pek çok yerine dağıldıklarında da boyozu Anadolu halkına tanıtmışlardı. Ama sadece İzmir ve çevresinde beğenilip, ticari bir ürün gelebildi boyoz.
Boyoz ustaları arasında en ünlüsü efsanevi Boyozcu Avram’dı. Kemeraltı’nda bulunan fırınında yaptığı boyozlar halk arasında çok ünlü idi. Hatta Avram usta öldükten sonra çok sayıda fırın bu üne sahip çıkarak kendi ürünlerini “Boyozcu Avram’ın boyozları” adı ile satmışlardı.
Bu kadar ünlü ve yaygın bir yiyecek olan boyoz sözcüğünün anlamını bulabilmek için Yahudilerin 1492 yılındaki İspanya’dan Anadolu’ya gerçekleştirdikleri göçe dönmemiz gerekiyor. Seferad olarak anılan bu Museviler yolculukları sırasında yanlarında sadece inançlarını değil, aynı zamanda kültürlerini de getirmişlerdir.
Anadolu’ya geldiklerinde Judeo olarak bilinen İspanyol dilini kullanan bu topluluk, günlük yaşantılarında bu dili kullanmayı sürdürmüş ve okullarında yine aynı dille eğitim yapmıştır.
Öyle ise boyoz sözcüğünün kökenini İspanyolca’da aramak gerekmektedir. Bu arayış bizi Bollos sözcüğüne götürür. Bu sözcüğün okunuşu ise aynıdır, boyos. İspanyolca’da yan yana kullanılan iki “L” harfi “Y” olarak okunur. Bu nedenle bilgisayarda boyoz konusunda araştırma yapmak için “boyoz” kelimesi girildiğinde tek tük bilgilere ulaşılabilirken “bollos” kelimesi ile arama yapıldığında, hemen hemen tamamı İspanyolca binlerce bilgiye ulaşılabilir. Bunun nedeni boyozun hala İspanya ve ilişkili ülkelerde popüler bir yiyecek olmasıdır.
Günümüzde, İspanya’da, Güney Amerika Ülkelerinden Şili, Arjantin ve Peru’da yaygın olarak tüketilen boyoz, bizden farklı olarak şekerli de üretilmektedir. Ancak İzmir’de de boyozu tahinle yapan yerler mevcuttur. Bu nedenle bu tür boyozların şekerli bir tada sahip olduğu unutulmamalıdır.
Akademik bilgiler ne olursa olsun boyoz İzmir ve Ege Kültürünün ayrılmaz bir parçasıdır. İster sabah, ister akşama doğru; havaya yayılan enfes kokular İzmirlilere açlıklarını hissettirir. Damaklarda yayılan lezzeti, yerlere dökülen parçaları yüzlerce yıldır bu topraklarda, eşsiz Ege Kültürünü yaşatır. Taze boyozun sıcak sıcak fırından çıktığı andaki dumanı adeta birbirleri ile dans eder lezzet yarışında.
Hiç bitmesin bu yarış...
Derleyen: Gülay Önder
2 Temmuz 2010 Cuma
Kaleydoskop Etkili Vakko Binası
2010 senesinin ilk aylarında açılan Vakko Moda Merkezi hem Türkiye hem de dünyada ses getirdi, yerli ve yabancı kaynaklarda yayınlandı. Yayınlardan takip etme şansı bulduğumuz binayı gezmek, hikayesini mimarlarından Joshua Prince-Ramus'un ağzından dinlemek için Vakko'nun davetlisi olarak, binada bir araya geldik.
Binanın oditoryumu
Yaklaşık 200 kişinin bulunduğu toplantıda ilk olarak sözü Cem Hakko aldı. Kadir Topbaş'ın Kartal-Pendik ve Küçükçekmece kentsel dönüşüm yarışmalarının kolokyumunda kırdığı pottan ders almış olacak ki "Bu binayı yabancı bir mimara tasarlattığım için kusura bakmayın, bir dahaki sefere Türk bir mimar ile çalışacağım. Bu binada zamanımız oldukça kısıtlıydı düşünmek için çok fazla zamanımız yoktu," diyerek sözü mimara verdi.
Joshua Prince-Ramus ve Ofisi REX
Ramus, Vakko Moda Merkezi'ne geçmeden diğer çalışmalarından ve ofisinden kısaca söz etti. OMA'nın eski ortaklarından olan Ramus 2006 yılından ayrılarak kendi kanatları ile uçmaya karar vermişti. Söz ettiği projelerden, Seattle Halk Kütüphanesi, Las Vegas Hermitage Guggenheim, Dallas Wyly Tiyatrosu OMA ile ortak yürütülen projelerdi.
İlk olarak aktardığı Seattle Halk Kütüphanesi'ydi. Zaman içinde halk kütüphanelerinin misyonlarını değiştirmeye başladığını bundan yola çıktıklarını, sonuçta elde edilen ürünün kütüphaneye çok fazla benzemediğini söyledi. Binanın formunun eskiz yaparak değil, yaptıkları analizler sonrası ortaya çıkan diyagramlardan ve süreç içinde oluştuğunu belirtti. Binayla ilgili mimarın kendi fikrini empoze ediyor şeklinde eleştirilmesine de katılmadığını çalışanların isteklerine cevap veren bir bina olduğunu söyledi.
Seattle Halk Kütüphanesi
İkinci örnek ise Las Vegas'taki Hermitage Guggenheim Müzesi oldu. Bu binada yaşanan en büyük zorluklardan bir tanesi hırsızlık sorunu olmuş. Güvenlik konusuna büyük önem verilmiş. Müzenin dikkat çeken noktalarından bir tanesi sergi panoları. Hızla paslanan çeliğin tercih edildiği panolar fon olarak güzel bir renk ortaya çıkarmış.
2009 yılının Ekim ayında açılan Dallas'taki Wyly Tiyatrosu, şehrin yeni AT&T Performans Sanatları Merkezi'nin bir parçası. Binanın en önemli özelliklerinden biri dışarıdan içinin görünmesi ve tasarlanan mekanik sistem ile 15 dakikada oturum düzeninin değişmesi.
Louisville Museum Plaza ise aralarında belki de en şanssız olanı. Kar getirmesi beklenen bir projeyken, yaşanan krizler sebebiyle inşaatı neredeyse durma noktasına gelmiş. 2 senelik duraksamanın ardından bulunan fon ile inşaatına yeniden başlanmış. Üst üste yığılmış kutu şeklindeki bina farklı fonksiyonları barındırıyor.
Son örnek ise New York Madison Avenue'deki Calvin Klein mağazası için noel vitrini tasarımıydı. İşverenin talebi üzerine Calvin Klein kadınını yansıtan Barbie bebeği için modern bir bebek evi tasarlanmış.
Calvin Klein kadını Barbie için ev tasarımı
James Lattanzio
Vakko Moda Merkezi
Farklı ölçekteki 5 örneğin ardından sıra Vakko Moda Merkezi'ne geldi. Proje, mimarın ABD sınırları dışındaki uygulanmış belki de ilk projesi. Farklı bir coğrafyada olmasının dışında binanın yapılış süreci farklı zorlukların yaşanmasına neden olmuş. Bunlardan en başta geleni zaman darlığı. Merter'deki binalarını boşaltmalarının ardından yeni bir bina arayışına giren Vakko, fabrika için yeri bulmuş ama yaratıcı ekip için farklı bir arayışa girmişler. Sonunda Nakkaştepe'deki yeri bulmuşlar fakat arsada bulunan kaba inşaat halindeki yapı mimar ve işveren için ikinci bir zorluğu beraberinde getirmiş. Tasarım, yönetim ve medya kadrosunu bir arada bulunmayı gerektirmesi bir başka zorluk olmuş.
Mimar, tanışmalarından kısa bir süre sonra arsayı yerinde ziyaret etmek için bir pazartesi günü İstanbul'a gelmiş. Mevcut programa göre yetişmesi için çarşamba günü inşaata başlanması gerekiyormuş. Süreci hızlandırmak adına daha önce iptal edilen aşağı yukarı aynı büyüklükteki Pasadena Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü Annenberg Center projelerinin programını Vakko Moda Merkezi'ne uygulamışlar.
Mevcut kabuk ve içerisinde düşünülen çelik iskeletin uygulanması 6 hafta sürmüş. Bu süreç işveren için de zorlu geçmiş. Strüktür konusunda her şeyin rayına oturmasının ardından 2 hafta sonra çelik siparişleri verilmiş ve inşaat başlamış.
Strüktürü dışında mimarın streç film etkisini yaratmak üzere cam cephe tasarlanmış. Yangına, depreme ve suya dayanıklı olarak tasarlanan cam özel olarak bu bina için üretilmiş. Bu konuda mimar, "Amerika'da yüksek teknolojiyi kolaylıkla kullanabiliyoruz fakat zanaat konusunda eksikliklerimiz var. Siz bu konuda çok şanslısınız. Hem teknolojiniz hem de çok iyi zanaatkarlarınız var," dedi.
İçerideki çelik strüktüre kademeli olarak yerleşen toplantı salonları.
Dış cephesi kadar binanın iç mekanları da oldukça dikkat çekici. Malzeme işçiliği ile dikkat çeken binanın iç mekanlarında kaleydoskop etkisi yaratmak için farklı açılardaki aynalar kullanılmış. Aynalar farklı görüntüler oluşmasına sebep olurken alışık olmayanlar için baş dönmesine neden oluyor.
Oluşturulmak istenen kaleydoskop etkisi yukarıdaki fotoğrafta net bir şekilde anlaşılıyor.
Mimar-İşveren İlişkisi
Mimarın üzerinde önemle durduğu bir başka konu da işveren ile olan ilişkiydi. Mimar, ilk defa bir işveren ile çok fazla uyum içinde çalıştıklarını belirtti. Sonuçta da hem mimarı hem de işvereni tatmin eden bir sonuç ortaya çıkmış.
Son olarak günümüzün popüler teması olan sürdürülebilirliğe bina üzerinden atıfta bulunan Ramus, burada olduğu gibi yarım kalmış binaların değerlendirilebileceğini söyledi. Soru-cevap bölümü olmadan mimarın sunumu sona erdi.
Binada Başka Neler Var?
Binada, 200 kişinin çalışabileceği ofisler dışında sunumun yapıldığı bir oditoryum; mimarlık, tasarım ve moda eserlerini barındıran Vitali Hakko Kütüphanesi; özel tasarım eşarp, giysi, Şen Şapka'nın şapkaları ve eski reklamların sergilendiği müze; kafeterya ve Power Group yer alıyor.
30.000 kitabın bulunduğu Vitali Hakko Kütüphanesi
Radyo ve televizyonu bünyesinde barındıran Power Grup'un ofisleri fazlasıyla şeffaf ve geçirgen binada olamayacağı için binayla bağlantılı olacak şekilde zeminin altında yer alıyor. Kabloların zeminde tasarım unsuru olarak kullanıldığı bölümde yayın odaları, ofisler ve toplantı odası bulunuyor.
Jale Yılmabaşar'a ait pano taşınırken.
Yapım ve taşınma sürecinin bir başka zorlu aşaması da Vakko'nun Merter'deki binasında bulunan Bedri Rahmi Eyüboğlu, İlhan Koman, Jale Yılmabaşar ve Nevzat Yüzbaşıoğlu'na ait olan her biri büyük öneme sahip eserlerin buraya getirilmesi olmuş. Eserler, binanın giriş, müze katı, kütüphane gibi yerlerine sergileniyor.
Emine Merdim Yılmaz
Kaynak: http://www.1insaat.com/tribe/textdetail/id/56735
Binanın oditoryumu
Yaklaşık 200 kişinin bulunduğu toplantıda ilk olarak sözü Cem Hakko aldı. Kadir Topbaş'ın Kartal-Pendik ve Küçükçekmece kentsel dönüşüm yarışmalarının kolokyumunda kırdığı pottan ders almış olacak ki "Bu binayı yabancı bir mimara tasarlattığım için kusura bakmayın, bir dahaki sefere Türk bir mimar ile çalışacağım. Bu binada zamanımız oldukça kısıtlıydı düşünmek için çok fazla zamanımız yoktu," diyerek sözü mimara verdi.
Joshua Prince-Ramus ve Ofisi REX
Ramus, Vakko Moda Merkezi'ne geçmeden diğer çalışmalarından ve ofisinden kısaca söz etti. OMA'nın eski ortaklarından olan Ramus 2006 yılından ayrılarak kendi kanatları ile uçmaya karar vermişti. Söz ettiği projelerden, Seattle Halk Kütüphanesi, Las Vegas Hermitage Guggenheim, Dallas Wyly Tiyatrosu OMA ile ortak yürütülen projelerdi.
İlk olarak aktardığı Seattle Halk Kütüphanesi'ydi. Zaman içinde halk kütüphanelerinin misyonlarını değiştirmeye başladığını bundan yola çıktıklarını, sonuçta elde edilen ürünün kütüphaneye çok fazla benzemediğini söyledi. Binanın formunun eskiz yaparak değil, yaptıkları analizler sonrası ortaya çıkan diyagramlardan ve süreç içinde oluştuğunu belirtti. Binayla ilgili mimarın kendi fikrini empoze ediyor şeklinde eleştirilmesine de katılmadığını çalışanların isteklerine cevap veren bir bina olduğunu söyledi.
Seattle Halk Kütüphanesi
İkinci örnek ise Las Vegas'taki Hermitage Guggenheim Müzesi oldu. Bu binada yaşanan en büyük zorluklardan bir tanesi hırsızlık sorunu olmuş. Güvenlik konusuna büyük önem verilmiş. Müzenin dikkat çeken noktalarından bir tanesi sergi panoları. Hızla paslanan çeliğin tercih edildiği panolar fon olarak güzel bir renk ortaya çıkarmış.
2009 yılının Ekim ayında açılan Dallas'taki Wyly Tiyatrosu, şehrin yeni AT&T Performans Sanatları Merkezi'nin bir parçası. Binanın en önemli özelliklerinden biri dışarıdan içinin görünmesi ve tasarlanan mekanik sistem ile 15 dakikada oturum düzeninin değişmesi.
Louisville Museum Plaza ise aralarında belki de en şanssız olanı. Kar getirmesi beklenen bir projeyken, yaşanan krizler sebebiyle inşaatı neredeyse durma noktasına gelmiş. 2 senelik duraksamanın ardından bulunan fon ile inşaatına yeniden başlanmış. Üst üste yığılmış kutu şeklindeki bina farklı fonksiyonları barındırıyor.
Son örnek ise New York Madison Avenue'deki Calvin Klein mağazası için noel vitrini tasarımıydı. İşverenin talebi üzerine Calvin Klein kadınını yansıtan Barbie bebeği için modern bir bebek evi tasarlanmış.
Calvin Klein kadını Barbie için ev tasarımı
James Lattanzio
Vakko Moda Merkezi
Farklı ölçekteki 5 örneğin ardından sıra Vakko Moda Merkezi'ne geldi. Proje, mimarın ABD sınırları dışındaki uygulanmış belki de ilk projesi. Farklı bir coğrafyada olmasının dışında binanın yapılış süreci farklı zorlukların yaşanmasına neden olmuş. Bunlardan en başta geleni zaman darlığı. Merter'deki binalarını boşaltmalarının ardından yeni bir bina arayışına giren Vakko, fabrika için yeri bulmuş ama yaratıcı ekip için farklı bir arayışa girmişler. Sonunda Nakkaştepe'deki yeri bulmuşlar fakat arsada bulunan kaba inşaat halindeki yapı mimar ve işveren için ikinci bir zorluğu beraberinde getirmiş. Tasarım, yönetim ve medya kadrosunu bir arada bulunmayı gerektirmesi bir başka zorluk olmuş.
Mimar, tanışmalarından kısa bir süre sonra arsayı yerinde ziyaret etmek için bir pazartesi günü İstanbul'a gelmiş. Mevcut programa göre yetişmesi için çarşamba günü inşaata başlanması gerekiyormuş. Süreci hızlandırmak adına daha önce iptal edilen aşağı yukarı aynı büyüklükteki Pasadena Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü Annenberg Center projelerinin programını Vakko Moda Merkezi'ne uygulamışlar.
Mevcut kabuk ve içerisinde düşünülen çelik iskeletin uygulanması 6 hafta sürmüş. Bu süreç işveren için de zorlu geçmiş. Strüktür konusunda her şeyin rayına oturmasının ardından 2 hafta sonra çelik siparişleri verilmiş ve inşaat başlamış.
Strüktürü dışında mimarın streç film etkisini yaratmak üzere cam cephe tasarlanmış. Yangına, depreme ve suya dayanıklı olarak tasarlanan cam özel olarak bu bina için üretilmiş. Bu konuda mimar, "Amerika'da yüksek teknolojiyi kolaylıkla kullanabiliyoruz fakat zanaat konusunda eksikliklerimiz var. Siz bu konuda çok şanslısınız. Hem teknolojiniz hem de çok iyi zanaatkarlarınız var," dedi.
İçerideki çelik strüktüre kademeli olarak yerleşen toplantı salonları.
Dış cephesi kadar binanın iç mekanları da oldukça dikkat çekici. Malzeme işçiliği ile dikkat çeken binanın iç mekanlarında kaleydoskop etkisi yaratmak için farklı açılardaki aynalar kullanılmış. Aynalar farklı görüntüler oluşmasına sebep olurken alışık olmayanlar için baş dönmesine neden oluyor.
Oluşturulmak istenen kaleydoskop etkisi yukarıdaki fotoğrafta net bir şekilde anlaşılıyor.
Mimar-İşveren İlişkisi
Mimarın üzerinde önemle durduğu bir başka konu da işveren ile olan ilişkiydi. Mimar, ilk defa bir işveren ile çok fazla uyum içinde çalıştıklarını belirtti. Sonuçta da hem mimarı hem de işvereni tatmin eden bir sonuç ortaya çıkmış.
Son olarak günümüzün popüler teması olan sürdürülebilirliğe bina üzerinden atıfta bulunan Ramus, burada olduğu gibi yarım kalmış binaların değerlendirilebileceğini söyledi. Soru-cevap bölümü olmadan mimarın sunumu sona erdi.
Binada Başka Neler Var?
Binada, 200 kişinin çalışabileceği ofisler dışında sunumun yapıldığı bir oditoryum; mimarlık, tasarım ve moda eserlerini barındıran Vitali Hakko Kütüphanesi; özel tasarım eşarp, giysi, Şen Şapka'nın şapkaları ve eski reklamların sergilendiği müze; kafeterya ve Power Group yer alıyor.
30.000 kitabın bulunduğu Vitali Hakko Kütüphanesi
Radyo ve televizyonu bünyesinde barındıran Power Grup'un ofisleri fazlasıyla şeffaf ve geçirgen binada olamayacağı için binayla bağlantılı olacak şekilde zeminin altında yer alıyor. Kabloların zeminde tasarım unsuru olarak kullanıldığı bölümde yayın odaları, ofisler ve toplantı odası bulunuyor.
Jale Yılmabaşar'a ait pano taşınırken.
Yapım ve taşınma sürecinin bir başka zorlu aşaması da Vakko'nun Merter'deki binasında bulunan Bedri Rahmi Eyüboğlu, İlhan Koman, Jale Yılmabaşar ve Nevzat Yüzbaşıoğlu'na ait olan her biri büyük öneme sahip eserlerin buraya getirilmesi olmuş. Eserler, binanın giriş, müze katı, kütüphane gibi yerlerine sergileniyor.
Emine Merdim Yılmaz
Kaynak: http://www.1insaat.com/tribe/textdetail/id/56735
Tulip Turkuaz: Projenin yer aldığı arsalar satılıyor
Emlak Konut GYO’nun Tulip Gayrimenkul ile birlikte hasılat paylaşımı modeliyle inşa ettiği ve mayıs ayında sözleşmesini tek taraflı olarak feshettiği Tulip Turkuaz projesinde yeni bir aşamaya daha gelindi.
Emlak Konut, şu anda Tulip Turkuaz projesinin üzerinde yer aldığı ve üç parselden oluşan 116 bin 483 metrekarelik arsayı satışa çıkaracağını açıkladı. Ispartakule 3. Bölge’de yer alan arsanın ihale tarihi ise 15 Temmuz 2010 olarak belirlendi. İmar planlarında ikisi konut, biri ticaret alanı olarak değerlendirilen arsalar, gelir paylaşımı yöntemiyle ihale edilecek.
Emlak Konut GYO, 27 Mayıs 2010 tarihinde feshettiği proje doğrultusunda; konut satış yetkisinin fesih tarihinden itibaren kaldırılarak firmanın satış yapamayacağını açıklamıştı. Ardından Tulip Gayrimenkul’den şantiyenin de boşaltılmasını isteyen Emlak Konut, bu isteğin yerine getirilmemesi üzerine şantiyeye çevik kuvvet desteği isteme noktasına dahi gelmişti.
Tulip Gayrımenkul’ünTürkiye’deki ilk çalışması olan Tulip Towers ve Tulip Turkuaz projesinde toplam 1150 konut projelendiriliyor. Tulip Turkuaz, konuyu Hollanda hükümetine aksettirmiş ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül nezdinde girişimde bulunulmasını istemişti.
Kaynak: Milliyet
İnşaat Sektörü 2010'un İlk Çeyreğini Keyifsiz Geçirdi
Türk İnşaat Malzemeleri Sanayicileri Derneği (İMSAD) tarafından yayınlanan inşaat sektörünün ilk çeyreğini analiz ettiği raporu çarpıcı sonuçlar içeriyor. Raporda ilk göze çarpan nokta gerek konut satışları gerekse yapı ruhsatı izinlerinde ivme kaybının olması. Konut projelerinde doğuya olan yönelimin durması bir başka dikkat çekici sonuç olarak karşımıza çıkıyor. Küresel krizin Türk gayrimenkul sektör trendlerinde yaşattığı bir diğer değişim de yatırımların gayrimenkul ekseninden konut eksenine kayması. İMSAD, bu yeni trendin önümüzdeki dönemde artarak devam edeceğini öngörüyor. İkinci çeyrekte sektörün hava durumuna dair beklenti ise ilk çeyrekten daha güneşli olacağı.İMSAD'ın yayınladığı, sektörün 2010 yılının ilk çeyreğini değerlendirdiği raporunda rakamlar olumlu sonuçlar ortaya koymuyor. Gerek konut satışları verileri gerekse yapı ruhsatı izinlerinde ivme kaybına işaret ediliyor. Bunda mevsimsel etkinin yanı sıra hızlı artan gayrimenkul fiyatlarının da etkili olduğu belirtiliyor.
Konut Satışları Ekonomik Krizden Beri En Düşük Seviyesiyi Gördü
Son açıklanan TÜİK verilerinde konut satışlarında hızlı bir düşüş olduğu görülüyor. 2008'in son çeyreğinde konut satışlarının 92.516 ile dip yaptığı gözlemlenmişti. Krizin en yoğun hissedildiği dilimde yaşanan bu gerileme sonrasında KDV ve harç indirimi ile faiz indirimleri sonucunda artan konut talebi görünümün değişmesini sağlamış, konut satışları 2009'un ilk çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre yüzde 17,67 artarak 108.861 düzeyine ulaşmıştı. Oluşan bu trend 2009 yılının ikinci çeyreğinde daha da hızlanmış, konut satışları bir önceki çeyreğe göre yüzde 78,89 artarak 194.743'e gelmişti. Ancak üçüncü çeyrekte satışlar hız kesmiş inşaat sektörünün yeterli desteği almamasına da bağlı olarak konut satışları bir önceki çeyreğe göre yüzde 42,53 düşüş kaydederek 111.913'e gerilemişti. Son çeyrekte rakam 116.229 düzeyinde kaldı. Bu veri bir önceki çeyreğe göre yüzde 3,86, bir önceki yılın aynı dönemine göre ise yüzde 25,63'lük bir artışı ifade ediyor.
Rapor artış trendinin 2010'un ilk çeyreğinde şok bir düşüş ile kesildiği ve 85857 adet konut satışı ile ekonomik krizden beri en düşük seviyesini gördüğünü belirtiyor. Bu rakam bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 21,13, bir öndeki çeyreğe göre ise yüzde 26,13'lük düşüşe işaret ediyor.
Gayrimenkül Fiyat Artışları Konut Satışlarını Düşüşünde Etkili
Konut satışlarındaki gerilemede gayrimenkul fiyatlarının yüksek olması etkili olduğu belirtiliyor. Rapora göre Merkez Bankası'nın gösterge faizleri tarihi düşük seviyelerde tutması sonrasında gayrimenkule talebi gören arz ayağı fiyatları yükseltme yoluna gitti ve konut satışları rakamında gerileme yaşandı. Rakamların yılın ikinci çeyreğinde mevsimsel etkilerle birlikte yukarı yönelmesi bekleniyor.
Doğuya Yönelik Konut Projelerinde Durma Yaşandı
Bölgesel olarak bakıldığında İstanbul'da konut satışlarının Türkiye ortalamasının altında yüzde 24,79'lük bir azalış kaydettiği görülüyor. Ankara ile birlikte en fazla konut satışının yaşandığı İstanbul yine ticaretin merkezi olma özelliği ile ön planda.Bununla birlikte konut projelerinde doğuya yönelimin durduğu anlaşılıyor.
Gayrimenkul Yatırımcısı Dikkatini Ticari Binalara Çevirdi
İlk çeyrekte gayrimenkul yatırımcısının belirgin bir şekilde ticari binalara kaydığı görülüyor ve bunun bir sonucu olarak konut satışlarının gayrimenkul satışlarındaki payı geriliyor. Bu trende temel neden olarak alışveriş merkezi gibi büyük yapıların yeni yaşam alanı oluşumlarındaki etkinlik gösteriliyor. Yine ticari gayrimenkulün kira getirisinin yüksek olması, bu türe yönelik talebi artırıyor. Bu yeni eğilimin önümüzdeki dönemde artarak devam edeceği düşünülüyor. Bununla birlikte gayrimenkul sektöründe gerek konut satışları rakamları gerekse yapı ruhsatları verisiyle çizilen olumsuz görünümün 2010'un ikinci çeyreğinde olumlu yönde değişmesi bekleniyor.
Kısa Dünya Turu
- Rapordan elde edilen bilgiler çerçevesinde ABD'de Nisan ayı rakamları inşaat sektörüne ilişkin karışık sinyaller verdiği anlaşılıyor. Oluşan rakamlarda yeni başlayan ve tamamlanan konut inşaatlarındaki artış olumlu değerlendirilirken, diğer göstergelerin beklentilerin altında kaldığı görülüyor. Rakamlarda aylık bazda bir trend yakalanamamış olması dikkat çekici.
Kaynak: http://www.1insaat.com/tribe/textdetail/id/56736
1 Temmuz 2010 Perşembe
Enerji Kimlik Belgesi zorunluluğu 1 Ocak 2011 tarihine ertelendi

Bayındırlık ve İskan Bakanlığı, 1 Temmuz'da yürürlüğe girmesi öngörülen binalara enerji kimlik belgesi verilmesi uygulamasının 1 Ocak 2011 tarihine ertelenmesinin planlandığını duyurdu.
Bakanlıktan yapılan açıklamada, 5 Aralık 2009 tarihinde yayımlanan Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği kapsamında, yönetmeliğine uygun yapılan binaların enerji tüketim sınıflarını ve karbondioksit (CO2) salım sınıflarını belirleyecek olan binalara "Enerji Kimlik Belgesi" verilmesi çalışmalarının yürütüldüğü ve uygulamanın 1 Temmuz 2010'da başlatılmasının öngörüldüğü anımsatıldı.
ENERJİ KİMLİK BELGESİ
Enerji Kimlik Belgesi, binanın enerji ihtiyacı, enerji tüketim sınıflandırması, yalıtım özellikleri ile ısıtma-soğutma sistemlerinin verimiyle ilgili bilgileri içerecek. Enerji kimlik belgesine bakarak bir kişi oturacağı evde ne kadar enerji tüketileceğini anlayabilecek. Böylece ev satın alırken veya kiralarken yalıtımdaki eksikliklerin tespiti mümkün olacak.
Öngörülen düzenlemeyle yeni inşa edilecek binalar için enerji kimlik belgesi, 1 Ocak 2011 tarihinden itibaren zorunlu hale getirilecek. Mevcut binalara ise uyum için 2017'ye kadar süre tanınacak.
Kaynak: http://www.1insaat.com/tribe/textdetail/id/56717
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



