19 Temmuz 2010 Pazartesi

Dilek Sabancı gayrimenkule iddialı girdi!


Dilek Sabancı'nın gündemindeki iki önemli proje Alaçatı'da resort otel ve İstinye'de Lüks konut yapmak...

Sakıp Sabancı'nın kızı Dilek Sabancı, turizmin ardından "Dilek Gayrimenkul Yatırım ve Turizm AŞ" ile gayrimenkule de girdi. Annesi Türkan Sabanci ile kardeşi Sevil Sabancı'nın da ortak olduğu Dilek AŞ, İstanbul'un birçok noktasında lüks konut ve residance projesine imza atmaya hazırlanıyor, Sabancı'nın gündemindeki iki önemli proje Alaçatı'da resort otel ve İstinye'de Lüks konut yapmak.

Babası merhum Sakıp Sabancı'nın "Kızım seyahat etmeyi seviyor" diyerek kurduğu tuirizm şirketi Vista'yi alanında lider yapan Dilek Sabancı, şimdi de gayrimenkul sektöründe adından söz ettirmeye hazırlanıyor.

Sabancı, bundan dört yıl önce kardeşi Sevil Sabancı ve annesi Türkan Sabancı'yla birlikte kurduğu Dilek AŞ. adındaki şirket ile sektörünün bir çok alanında yatırım yapacak. Öncelile butik otel ve lüks konut projeleri olacak. Sabancı bu yeni atılımı ve hayata geçireceği projeler ile ilgili olarak ilk kez Ekonomist'e konuştu:

Ekonomist: Sizin kardeşiniz Sevil Sabancı ve anneniz Türkan Sabancı ile birlikte 2006'da kurduğunuz TDSS Gayrimenkul Yatırım şirketinin ismi yakın zamanda Dilek Gayrimenkul AŞ olarak ğişti. Şirket Sakıp Sabancı Holding bünyesinde mi faaliyet gösterecek?

Dilek Sabancı: Evet Dilek AŞ,Sabancı Holding bünyesinde faaliyet gösterecek. Annem ben ve kardeşlerimin Hacı Ömer Sabancı Holding'de yüzde 14 oranında hissesi bulunuyor. Bu hisseleri de Sakıp Sabancı Holding AŞ yönetiyor.

Gayrimenkuldeki hedeflerinizin anlatabilir misiniz?

Sabancı: Sabancı adına yakışır düzgün işler yapmak istiyoruz. Gayrimenkul konusunda Türkiye'de önde gelen ilk üç firma varsa biz 10 yılda onların arasına girmek istiyoruz.

Ben yeni bir şey yapmak istiyordum. Ne yapalım diye bakınca gayrimenkul işleri son zamanlarda kriz hariç gayet iyi giden bir sektördü. Otel yapmak benim işime çok uygundu.

Otelle turizm çok birbirine bağlantılı işler. İleriye dönük İstanbul'da şehir otelleri de olabilir. Her türlü alternatife açığız esasında. A plus'a hitap etmek istiyoruz. Mümkün olduğu kadar exclusive projeler, butik projeler yapmak istiyoruz. Daha çok lüks resort otel markalarının çalıştırabileceği beş yıldızlı oteller düşünüyoruz.

Çeşme-Alaçatı'da bir butik otel projeniz vardı. Ne oldu, hangi aşamada?

Sabancı: İşletmeci adayları ile projelerin son detaylarını toparlarken, gerekli izinler için de kamu makamları ile sonuca gelmek üzereyiz.

İnşaat ne zaman başlanacak, ne zaman hizmete girecek?

Sabancı: Bu yılın son çeyreğinde inşaata başlanacak. Alaçatı Resort Otel'in 2013 sonu, 2014'ün başı gibi hizmete girmesini planlıyoruz.

Bu otelde hangi müşteri kitlesini hedefliyorsunuz, nasıl bir anlayış ile çalışacak?

Sabancı: Türkiye'nin turizm sektöründe yaşadığı çok büyük bir problem var. Kaliteli turisderi ülkemize çekemiyoruz. Her şey dahil konseptinde faaliyet gösteren binlerce otel düşük bütçeli turisderi hedef alıyor. Ben bir turizmci olarak bu tarz bir konsepte karşıyım. Benim otelime gelen turist otelde kapalı kalmamalı, dışarıya çıkmalı, etraftaki tarihi ve turistik mekanları gezmeli.

Nasıl bir konsept düşünüyorsunuz?

Sabancı: Alaçatı bölgesi bu tip bir turizm anlayışı için mükemmel bir konumda. Alaçatı ve çevresinde çok güzel ve otantik yerler var. Gelen turistleri oralara gitmeleri için teşvik edeceğiz. Ben otelimde her şey dahil uygulaması istemiyorum. Otelimiz oda + kahvaltı konseptinde çalışacak. Öğle yemekleri akşam yemekleri fiyata dahil olmayacak. Otelimizde restaurant olmayacak mı? Elbette olacak ama gitsinler çevredeki balıkçılarda, restaurantlarda da yemeklerini yesinler. Çevre halkınında, çevredeki işletmelerinde gelen turistlerden para kazanmasını istiyorum.Sonra değişik bir konferans hizmeti anlayışımız da olacak.

Bu konuyu biraz açar mısınız?

Sabancı: Çok büyük oturumlar, konferanslar, bayi toplantıları için değil küçük gruplar için butik çalışmalar yapacağız. Bizim otelimizde firmaların üst düzey yöneticilerinin katılacağı, küçük boyutlarda konferanslar, toplantılar yapılacak.

İşletmesi için hangi zincirlerle görüşüyorsunuz?

Sabancı: Resort otel işletmesi için dünyanın bu konuda önde gelen mar-ka ve firmaları ile görüşmelerimiz de-vam ediyor.

Şehir otelleri de düşünüyoruz musunuz?

Sabancı: Evet, İstanbul, Antalya, Bodrum ve İzmir olabilir. Butik tarzda oteller düşünüyoruz. Beş yıldızlı da olabilir.

Başka somutlaşmış projeniz var mı?

Sabancı: İstinye de bir projemiz var. Orda; 4 bin 304 metrekare büyüklüğünde bir arsamız var. S Binicilik'in tam karşısında bulunan arazimiz üzerine A plus kesime hitap edecek bir konut projesi planlıyoruz.

Proje hakkında biraz bilgi verebilir misiniz?

Sabancı: Proje 7 bin 100 metrekare inşaat alanında 3 blokta toplam 22 butik konuttan oluşacak. Her blokta 6 daire olmak üzere 18 dairenin yer alacağı projede konudara ek olarak 4 bahçeli konut da yer alacak. Konudarın büyüklükleri 110 metrekare ile 270 metrekare arasında değişirken proje 'esnek mekan' anlayışına uygun olarak gerçekleştirildi. Tabanlıoğlu Mimarlık tarafından yapılan projenin inşaatına bu yılın son çeyreğinde başlamayı hedefliyoruz. Proje 2011 yılında tamamlanarak teslim edilecek.

Konut sektöründe başka ne tür projeler hayata geçirmeyi planlıyorsunuz?

Sabancı: Dilek AŞ olarak yapacağımız projeler küçük çapta ama nitelikli olacak. Büyük çapta devasa projeler yapmak istemiyoruz. Zaten büyük çapta projeler üreten birçok firma var ve gayet başarılılar. Bu projelerde müşterilerimize ayrıcalıklı, özel ve içinde bulundukları ortamdan mutluluk duyacakları yaşam alanları sunmak istiyoruz. Kısaca az ama öz iş yapmak istiyoruz.

Dilek Sabancı'ya yeni iş sahası gayrimenkulde bugünün en büyük sorunlarından biri olan arazi temini konusundaki yaklaşımlarını da soruyoruz. Şunları anlatıyor:

"Özellikle istanbul'da nitelikli ve arazi bulmak gün geçtikçe zorlaşıyor. Yapılaşmaya uygun arazilerin fiyatları ise çok yüksek, bu rakamlar ile projelerimizin hayata geçirilmesi imkansız. Bize teklif edilen arazilerin fiyatlarına baktığımda rakamların inanılmaz derecede yüksek olduğunu görüyorum. Bu durumda projelerimiz için farklı araziler aramaktan başka seçeneğimiz kalmıyor."

Sabancı kendi portföylerinde bulunan arazilerin değerlendirilmesi hakkında da şu bilgileri veriyor:

"Öncelik sıralamamıza göre Dilek AŞ'nin sahip olduğu arsalar üzerinde proje geliştirme çalışmalarına başladık ve çalışmalarımız devam ediyor. Diğer gayrimenkulleri yine öncelik sıralaması yaparak zamanı geldiğinde değerlendirebiliriz."

"İstanbul Türkiye'nin lokomotif şehri ve artık bu lokomotif bu ağırlığı çekemiyor" diyen Sabancı şöyle devam ediyor:

"Başka lokomotif şehirleri ön plana çıkartmalı, yatırımlarımızı bu şehirlere yapmalıyız, işin birde doğal afet boyutu var. Muhtemel bir istanbul depreminde sadece istanbul değil bütün ülke çok büyük zarar görecek, istanbul'a alternatif şehirler yaratarak bu riski azaltmalıyız. Bu bağlamda istanbul dışı projelere olumlu bakıyorum, iyi bir fırsat gördüğümüz farklı illerde projeler yapabiliriz."


Kaynak: Ekonomist

Manhattan Planı'nda Pürüz Kalmadı


Alsancak Limanı arkasıyla Turan bölgesi arasını Amerika'nın gökdelenlerle ünlü şehri Manhattan'a benzetecek projenin mahkemelik olan eksikleri giderildi ve böylece uygulamanın önündeki engeller kalktı

Alsancak Liman arkasından başlayıp Bayraklı Turan'a kadar uzanan 469 hektarlık alanı Amerika'nın gökdelenlerle ünlü şehri Manhattan'a benzetecek olan Yeni Kent Merkezi Planı'nda pürüz kalmadı. Yaklaşık 10 yıllık serüvenin ardından Manhattan Planı için İzmir Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Yüksel Çakmur ve 12 arkadaşının açtığı davada yürütmenin durdurulmasına neden olan 'zemin etüdleri eksikliği' geçtiğimiz haftalarda giderilmiş, yapılan zemin edütleri Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı tarafından onaylanmıştı. Büyükşehir Belediyesi'ne gelen zemin etüd raporu belediye bürokratları tarafından planlara işlendi. Hafta başında yapılan meclis toplantısında ihtisas komisyonlarına gönderilen planın son hali yarın yapılacak meclis toplantısında meclisin onayına sunulacak.

Çakmur tepkili

Yeni Kent Merkezi'nde yürütmenin durdurulmasına neden olan davayı 12 arkadaşı ile birlikte açan Büyükşehir eski Belediye Başkanı Yüksel Çakmur, ateş püskürdü. Davayı kesinlikle şahsi çıkarları ve art niyet düşünerek açmadığını ifade eden Çakmur, "Bunları bilim söylüyor, ben söylemiyorum. Bölgenin zemininin kaygan olduğunu, deprem bölgesinde yer aldığını, buraya yüksek katlı binaların yapılamayacağını bilim, belge ve bilgilerle ortaya koyuyor. Bugün Türkiye'de bir İzmit örneği var. Depremde binlerce insan hayatını kaybetti. Bir taraftan İzmit'i örnek alalım derken, bir taraftan da yanlış işler yapıyoruz. İzmit'te yapılan yanlışlar insanların hayatlarına mal oldu. Sonuçlarının çok ağır olacağı bir işe girişiyorlar" dedi.

Başkanlık yaptığı yıllarda bu tür işlere izin vermediğini dile getiren Çakmur, Kültürpark'ta, Buca Haraları'nda ve daha birçok yerde hukukun arkasından dolanıldığını öne sürdü. Çakmur, "Küçük bir çevre tatmin olacak, onlar kar edecek diye bu işler yapılamaz. Orada olası bir depremde hayatını kaybedecek insanların hesabını kim verecek?" diye konuştu.

2 yıllık sorun

Yaklaşık 2 yıldır imar konusunda yaşanan sorunun çözülmesini bekleyen işadamları ise, gelişmeden memnun oldu. Yapılan bir hesaplamaya göre bölgeye ilk etapta 10 milyar dolarlık yatırımın önü açılırken, inşaat sektörünün hareketlenmesi ile kente dışarıdan yabancı sermaye girişi olması ve istihdamın artması bekleniyor.

Plan neyi öngörüyor?

Planda dikey yapılaşmalar tercih edildi. Yeni Kent Merkezi Nazım İmar Planı'na göre Turan ve Alsancak Limanı arasında bulunan 550 hektarlık alana ilişkin arazı kullanım kararları, turizm ve ticaret sektörlerini öne çıkaran bir anlayışla geliştirildi. Alan 3 bölümde ele alınarak planlandı. Geniş açık alanlar bırakılması ilkesi uygulanarak yapılaşma sınırlı tutuldu. Bu kapsamda Turan Mahallesi'nin doğu bölümü 'ticaret ve turizm' kullanımına ayrıldı. Mahalledeki mevcut konut bölgesi korunarak, burada küçük turizm işletmeciliğine de olanak sağlayan 'turizm ve konut' plan hükmü getirildi. Kıyı boyunca ise günlük ve rekreasyon amaçlı küçük ticaret için yer ayrıldı.

Yatırımcılar ne dedi?

Kavuklar Grubu Başkanı Abdullah Kavuk

Bölgede yatırım yapmak istiyoruz. Gözlerimiz İzmir Büyükşehir Belediyesi'ne çevrildi. Bu bölgenin imar sorununun çözülmesi İzmir'in önünü açacak. İzmir'de başta inşaat sektörü olmak üzere birçok sektörde işler ikiye, üçe katlanacak. Bu bölge, arsa sıkıntısını da bir süre sona erdirecek. Grup olarak o bölgede yerimiz yok ama sorunun çözülmesi ile yatırım kararı alabiliriz. Uygun bir arsa olması halinde de kente güzel bir eser kazandırmak isteriz.

Rönesans Alışveriş Merkezleri Ege Koordinatörü Ahmet Tunç Duygun

Sadece biz değil ülkenin önde gelen büyük yatırımcıları da bu bölgede sağlıklı bir plan bekliyor. Yatırımcılar İzmir'de Manhattan'ı yaratmak için projeleri hazırladılar, arsalarını aldılar. Zemin etüdleri ile ilgili olarak itiraz edildi. Bizce bölgenin sağlıklı gelişimi için zemin etüdü çok önemli. Şimdi bu süreç de tamamlandı. Bizimle birlikte birçok yatırımcı buraya milyonlarca dolarlık yatırım gerçekleştirecek. Biz Tefken ortaklığı ile 60 bin metrekare alanda recidence, ofis ve alışveriş merkezlerinden oluşan bir proje uygulayacağız. Toplam yatırım bedelimiz 500 milyon doları bulacak. 1 yıl içinde temel atmak istiyoruz.

Megapol Grup Başkanı Selim Gökdemir

Bu bölge şu anda İzmir için en önemli yatırım alanı. Sadece yerli yatırımcılar değil, uluslararası firmalar da bu bölgeyi yakından takip ediyor. İzmir ekonomisinin de çıkışı burada. Yatırımcıların projeleri hazır. Bizim bu bölgede toplam 230 bin metrekare alanda 3 projemiz var. Toplam yatırım tutarımız 500 milyon doları bulacak. Diğer yatırımların da start alması ile birlikte İzmir ekonomisinde büyük bir rahatlama olacak. Yüzlerce kişiye de iş imkanı yaratılacak.

Folkart Genel Müdürü Mesut Sancak

Bu bölgedeki sıkıntı İzmir için büyük bir sorundu. Bu sorunun çözülmesi ile projesi hazır 20 inşaat hemen başlayacak. Sadece İzmirli yatırımcılar değil, ulusal ve uluslararası yatırımcılar da bu bölgeyi yakından takip ediyor. İnşaatların başlaması ile birlikte en az 10 bin kişi iş sahibi olacak. Milyarlarca dolarlık yatırım gerçekleştirilecek. Biz de bu bölgede yatırım yapmak istiyoruz. Bu bölge İzmir'in ofis sorununu da çözecek ve Alsancak'taki trafik yükünü de hafifletecektir.

Eskidji Gayrimenkul İzmir Bölge Ortağı Ali Erten

Bu bölge nitelikli arsa sorununu çözecek. İzmir için bir sıçrama tahtası olacak. Birkaç yıl içinde bu bölgede 2-3 milyar dolarlık yatırım olacaktır. İzmir ve İzmir dışından da yatırımcı ilgisi oldukça yoğun. Kentte bu bölgenin de zaten alternatifi yok. Buradaki yatırımlar İzmir'in de çehresini değiştirecek.

İzmir Emlak Komisyoncuları Odası Başkanı Mesut Güleroğlu

Biz 2 yıldır buradaki imar durumunun belirginleşmesini bekliyorduk. Bunun yanında İnciraltı'ndaki imar planı da biran önce yapılmalı. İzmir'in önünün açılması için bu şart. İstanbul'da zaten bu tip projeleri hayata geçirecek yer konusunda sıkıntı var. İzmir'de böyle bir bölge yaratılması İzmir dışındaki yatırımcıları da buraya çekecektir. İnşaat sektörü 300 iş kolu ile bağlantılı. Buradaki projelerin yapımına başlanması bu işkollarını harekete geçirecektir.

Ege Koop Genel Başkanı Hüseyin Aslan

İzmir'in bu tür planlamaya ihtiyacı var. Bu planlama İzmir'de yeni projelerin hayata geçmesini sağlayacak. Kentin gelişmesine büyük bir ivme kazandıracak. İzmir ne yazık ki son yıllarda yerinde sayıyor. Biz bu planın kısa sürede netleşmesini bekliyoruz. Bu plan bütün İzmirlileri ilgilendiriyor. Kamuoyunda tartışıldıktan sonra yürürlüğe girmesinde fayda olduğunu düşünüyorum. Planın devreye girmesi ile birçok yatırım gerçekleşecek.


Kaynak: Yeni Asır - 15.07.2010 (FATİH YAPAR -HABER MERKEZİ)

17 Temmuz 2010 Cumartesi

Konut satışları durdu

İstanbul Emlakçılar Odası Başkanı Sabri Ateş, geçen yıl son çeyreğine göre bu yılın aynı döneminde konut satışlarının yüzde 26 oranında düştüğünü belirterek, ''Sektörde büyük bir durgunluk hakim. Üst gelir grubundakilerde de son dönemde hareketlilik gözlenmiyor'' dedi.

Ateş, yaşanan durgunluk nedeniyle sektörde konut satışında önemli düşüş meydana geldiğini söyledi.

Vatandaşların alım yapmak için temkinli davrandığını ve konut kredisi faiz oranlarının halen yüksek seviyelerde olduğunu ifade eden Ateş, 5 yıl vadelide yüzde 0,90, 20 yıl vadelide ise faizin yüzde 1,16 seviyesinde olduğunu bildirdi.

Ateş, 5 yıl vadeli 100 bin lira konut kredisi çekmek isteyen bir kişinin ayda masraflarla birlikte bin 675 lira civarında ödeme yapması gerektiğini, asgari ücretlinin ise bunu gerçekleştirebilmesinin mümkün olmadığını ifade etti.

Yaşanan durgunluk nedeniyle geçen yılın son çeyreğine göre bu yılın aynı döneminde konut konut satışlarının yüzde 26 oranında düştüğünü belirten Ateş, ''2009'un son çeyreğinde 110 bin konut satışı yapılırken, bu rakam 2010'un ilk çeyreğinde 85 bine geriledi'' dedi.

Ateş, ''herkesin ayağını yorganına göre uzatmaya çalıştığını'' belirterek, şöyle devam etti:

''İnsanlar borçlu oldukları için son derece temkinli. Kredi kartı mağdurları çoğaldı. Daha önce konut kredisi çekip ödemeyenlerde de artış var. Toplumun büyük bir kesimi darboğaza girince, bu durum sektörü de olumsuz etkiledi.

Türkiye genelinde yaklaşık yüzde 25 oranında üst gelir seviyesinde olan bir grup var. Bu gruptakilerin yaklaşık yüzde 3'ü proje aşamasında gayrimenkul alıp daha sonra satıyordu.

Ancak şimdi sektörde büyük bir durgunluk hakim. Üst gelir grubundakilerde de son dönemde hareketlilik gözlenmiyor. Aldıkları ellerinde kalınca bu kesimde bile sirkülasyon olmuyor.''

15 Bin Emlakçı Mesleği Terk Etti

Ateş, sektörde alım satım olmayınca üyelerinin zorlandığını ve bir çoğunun iş yerini kapatmak durumunda kaldığını bildirdi.

Odalara kayıtlı İstanbul'da yaklaşık 10 bin emlakçının bulunduğunu ve yılın 6 aylık döneminde 4 bininin iş yapamadığı için iş yerini kapatmak durumunda kapattığını anlatan Ateş, ''Türkiye genelinde ise aynı dönemde 50 bin civarındaki emlakçıdan 15 bini iş yerine kilit vurmak durumunda kaldı'' diye konuştu.

Ateş, sektörde 2011'in sona kadar durgunluğun devam edeceğini, piyasanın 2012'ye doğru hareketlenmesini beklediklerini de sözlerine ekledi.


Kaynak: SABAH - 08.07.2010 10:53

12 Temmuz 2010 Pazartesi

İhtiyaçtan satılık Avrupa

Avrupa ülkeleri mali krizi aşamayınca sembol eserleri de dahil kamu mallarını satışa çıkardı. Kelepir Avrupa'ya Rusya, Çin ve Araplar talip

2001 krizinde gazetelerinde "Satılık Türkiye" manşetleri atan Avrupa ülkeleri mali krizi aşamayınca sembol eserleri de dahil kamu mallarını satışa çıkardı. Kelepir Avrupa'ya Rusya, Çin ve Araplar talip

Türkiye'nin 2001 yılında içine düştüğü mali krizde "Turkey for sale" (Satılık Türkiye) manşetlerinin atıldığı Avrupa ülkelerinde işler tersine döndü. Mali krizdeki Avrupa Birliği ülkeleri birbiri ardına aldıkları kemer sıkma önlemlerinin ardından şimdi de ellerindeki kamu varlıklarını satışa çıkarmaya başladı. İtalya'nın aralarında tarihi saray ve kalelerle birlikte plaj ve adaların olduğu toplam 9 bin varlığını satışa çıkaracağını açıklamasının ardından, Litvanya da sahip olduğu kamu varlıklarını satacağını duyurdu. Devletin sahip olduğu enerji şirketleri ve gayrimenkul şirketlerini de halka arz edeceklerini açıklayan Litvanya, bu yolla elde edilecek gelir sayesinde bütçe açığını azaltmayı planlıyor. İngiltere hükümeti de yaklaşık 53 milyar dolara denk gelen kamu varlıklarını on yıl içinde satmayı planlıyor.

SATIŞLAR KATLANACAK
2009'da Avrupa'daki kamu varlığı satışlarının yüzde 42'sini gerçekleştiren Almanya ise planladığı yeni kamu varlığı satışını daha çok yurtiçi bazda tutmayı hedefliyor. Sahip olduğu kamu varlıklarının bir kısmını satmayı planlayan bir diğer AB ülkesi ise Fransa. Bütçe açığını azaltmayı planlayan Fransa, önümüzdeki üç yılda sahip olduğu kamu binalarının yüzde 6'sını satmak için düğmeye bastı. Dünyanın önde gelen gayrimenkul ve danışmanlık şirketi CB Richard Ellis'in (CBRE) hazırladığı son raporuna göre AB ülkelerindeki kamu varlıkları satışı son dört yıla oranla 2010'da ikiye katlanacak. Rapora göre, son dört yılda yüzde 2 civarında olan kamu varlıkları satış oranı bu yıl mali krizdeki Avrupa'da yüzde 4'leri bulacak. Avrupa'da satışa çıkan varlıkların en büyük taliplileri arasında Rus, Arap ve Çinli işadamları gösteriliyor.

Kaynak: http://www.sabah.com.tr/Ekonomi/2010/07/11/ihtiyactan_satilik_avrupa


Hangi ülke ne satıyor?

İTALYA:
ARALARINDA saray, plaj, ada ve kalelerin yer aldığı toplam 9 bin varlığını satışa çıkaracak. Bu ay sonunda satışa çıkması planlanan gayrimenkullerin toplam getirisinin 3 milyar sterlini geçmesi bekleniyor. Satışa çıkarılması planlanan varlıklar arasında "Dünya'nın en seksi plajı" olarak bilinen Caprera Plajı ve 900 yıllık bir tarihe sahip olan Norman Sarayı da yer alıyor. İtalya Ulusal Hazine Varlıkları Ajansı sözcüsü Agenzia del Demanio, varlıkların satışının ilk etapta yerel ve bölgesel yönetimlere teklif edileceğini söyledi.

LİTVANYA
DEVLETE ait gayrimenkul ve enerji şirketleri halka arz edilerek, kurumların özelleştirilmesi süreci için düğmeye basılacak. 6.6 milyar euro değerinde yaklaşık 300 şirketin devletin elinde bulunduğu Litvanya'daki halka arzdan milyarlarca euroluk gelir bekleniyor. Ormanlık alan, demiryolu ve diğer ulaşım sektöründe halka arz projeleri planlanırken, bir kısım kamu binalarının satışı da gündemde.

YUNANİSTAN
MALİ kriz yüzünden "Adaları satılığa çıkartıyor" haberleri ile gündemden düşmeyen Yunanistan, kamu finansı konusunda danışmanlık hizmeti aldığı Lazard firmasından, sahip olduğu kamu varlıklarının satışı konusunda da fikir alacak. Yunanistan özellikle Ortadoğulu yatırımcılara yatırım fırsatları konusunda sıcak bakıyor.

ALMANYA
GELECEK 5 yıl içinde 6.8 milyar euroluk kamu varlıklarının yarısından fazlasını satmayı planlıyor. Konut satışlarını da gerçekleştirecek olan devlet, satışlarda önceliğin uluslararası yatırımcılardan çok yerel yatırımcıya sağlanması taraftarı. Satılamayacak diğer kamu varlıklarının ise kiralanması gündemde.

İNGİLTERE
ÇOĞUNLUĞU öğrenci yurtları olan kamu binalarının yanı sıra ulaşım dahil altyapı kurumları da satışa çıkarılacak. Yaklaşık 53 milyar dolar değerinde kamu varlığının on yıl içinde satılması planlanıyor. İngiltere de Almanya gibi satılamayacak varlıklarını kiralama yoluna başvuracak.

FRANSA
BÜTÇE açığını azaltmaya yönelik olarak sahip olduğu kamu binalarının yüzde 6'sını üç yıl içinde satmayı hedefliyor. Fransa Bütçe Bakanı Francois Baroin, devletin 28 bin mal varlığından bin 700'ünü satmayı planladıklarını açıkladı.

Kaynak: http://www.sabah.com.tr/Ekonomi/2010/07/11/hangi_ulke_ne_satiyor


Çinlilerin Avrupa iştahı kabarıyor

KÜRESEL krizin patlak verdiği ilk dönemde emlak fiyatlarının taban yapması ile ABD'de konut yatırımı fırsatları için özel turlar düzenleyen Çin, şimdi de gözünü Avrupa'ya dikti. Yunanistan'da Akdeniz'in en büyük ticaret limanlarından biri olan Pire Limanı'nın bazı bölümlerini 35 yıllığına kiralayan Çinli COSCO şirketinden sonra diğer Çin şirketlerinin de Avrupa'da olası satın almalara hazırlandığı öğrenildi. Avrupa'daki varlık satışları ile ilgilenen diğer uluslararası yatırımcılar arasında Ortadoğulu ve Rus işadamları yer alıyor.

Kaynak: http://www.sabah.com.tr/Ekonomi/2010/07/11/cinlilerin_avrupa_istahi_kabariyor

7 Temmuz 2010 Çarşamba

Pera Palace Hotel 1 Eylül 2010'da açılıyor

İki yıldan bu yana restorasyon ve renovasyon çalışmaları devam eden Pera Palace Hotel, Eylül ayının ilk günlerinde açılıyor. Birinci derecede tarihi eser olan Pera Palace Hotel'in kente hizmet etmesi için tüm çalışmalar hızla devam ediyor.

Beşiktaş Deniz ve Turizm Yatırımları A.Ş. tarafından 23 milyon Euro'luk yatırımla yenilenen Pera Palace Hotel, 2008 yılının Nisan ayından bu yana kapsamlı bir restorasyon-renovasyon sürecindeydi. Pera Palace Hotel'in tarihi niteliği, tüm çalışmaların büyük bir titizlikle sürdürülmesini gerektirdi.

RESTORASYON İÇİN DANIŞMA KURULU OLUŞTURULDU

Levanten mimar Alexander Vallaury'nin tasarladığı, kuruluş çalışmalarına 1892 yılında başlanan ve 1895 yılında açılış balosu gerçekleşen Türkiye'nin Avrupa standartlarındaki ilk oteli Pera Palace Hotel'in restorasyonu; Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu'nun denetiminde, bu proje için bir araya gelen akademisyen ve profesyonellerden oluşan Danışma Kurulu tarafından gerçekleştirildi.

ÖNE ÇIKAN ÖZELLİKLER

16'sı süit 115 odası bulunan Pera Palace Hotel, odalarının çoğundan Haliç manzarası sunuyor. Binaya yeni eklenen SPA'da kapsamlı bakım hizmetleri verilirken, kapalı yüzme havuzu da hizmete giriyor. Otelin gün ışığı alan, yüksek tavanlı tarihi salonları ise; davet, düğün ve toplantılara ev sahipliği yapmaya hazır.

TİMER: TARİHİ ATMOSFER YAŞATILACAK

Yepyeni ve profesyonel bir ekiple çalışmaya başladıklarını vurgulayan Pera Palace Hotel Genel Müdürü Pınar Kartal Timer; "Yüz yılı aşkın süredir İstanbul'un en önemli simgelerinden olan ve 'müze-otel' olarak tanımlanan Pera Palace Hotel'i eski ihtişamına kavuşturma hedefiyle çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Pera Palace Hotel'in tarihi atmosferinde özlenen nostaljiyi yeniden yaşatırken, uluslararası bir otelde olması gereken standartları da oluşturduk. En önemli amacımız, geçmişin kaybolan incelikli hizmet anlayışını günümüzün teknolojik imkanlarıyla birleştirerek, misafirlerimize kendilerini özel hissettirecek eşsiz bir deneyim yaşatmak" dedi.

Pera Palace Hotel, aydınların buluşma noktası olan Orient Bar, yaz aylarında kullanılabilecek terasıyla geri geliyor. Patisserie de Pera, İstanbullulara Fransız tipi pastaları sunacak, akşamüstü çayları piyano müziği eşliğinde yine Kubbeli Salon'da yudumlanacak. Otelin yeni açılan ana restoranı Agatha ise, Orient Express güzergahındaki en önemli duraklar olan Paris, Venedik ve İstanbul'dan hareketle; Fransız, İtalyan ve Türk mutfaklarını bir araya getiriyor.


Kaynak: http://www.1insaat.com/tribe/textdetail/id/56773

Aliağa'nın değişimi ve yatırımlar

Adnan Saka
baskan@alto.org.tr

Geçtiğimiz haftalarda Aliağa'nın ekonomik büyüklüğünün ve hızlı değişimini gözden geçiren iki önemli toplantı yapıldı Odamızda. Bu toplantılardan birincisi, Deniz Ticaret Odası ile Odamız işbirliğinde düzenlenen Denizcilik Sektörü değerlendirme toplantısıydı. İkinci önemli etkinlik de, İzmir Kalkınma Ajansı tarafından İzmir'in tanıtımına ve pazarlanmasına dönük Aliağa ilçe toplantısıydı.

Her iki toplantıda da Aliağa'nın son yıllarda yaşadığı hızlı dönüşüm ile ekonomik-hacimsel büyüme verileri açıklıkla ortaya konuldu. Denizcilik ve Liman hizmetlerinde son biryıldaki büyük yatırımlar ve Konteyner taşımacılığının Alsancak'tan ilçemize yönelmesi, Aliağa'nın bir üretim ve sanayi kenti hüviyetini büyük bir avantajla birleştirecek olan liman ve denizcilik kimliğiyle tamamlayacağını gösteriyor.

Aliağa, önümüzdeki 3-5 yılda inanılması çok güç değişimlere tanık olacak. Kuzey Ege Çandarlı Limanı başlayacak. Çevre yolu kısa süre içinde Limana kadar ulaşacak. ALOSBİ'de yeni yatırımlar hız kazanacak. Başta Enerji, petro kimya olmak üzere bir çok sektörde yeni yatırımlar gerçekleştirilecek. Metroda çalışmalar son aşamaya geldi. Aliağa tüm ulaşım ağlarının ortasında doğu Akdeniz'in bir stratejik-lojistik üssü olacak. Hızla limanlar kenti oluyoruz. Trafik çok artacak. Bunlar bugün bir çok kişinin hayal dahi edemediği bir büyüme ve değişim başlatacak.

Özellikle küresel ekonomik durgunluğun etkilerinin azalmasıyla birlikte Aliağa Organize Sanayi Bölgesi'nde yatırımların yeniden hız kazanmasıyla hem bölgenin ihtiyacı olan, çevreyi koruyan, bölgedeki işsizliği azaltıp istihdam yaratan alanların artacağını öngörüyoruz. Ülkemizin ve bölgemizin; iyi teknolojiler kullanan, Çevreyi kirletmeden, çağdaş standartlarda yaşam alanı sunabilen yeni yatırımlara ihtiyacı var. Günümüzde artık bu tür yatırımların altyapısı modern, planlı ve denetlenebilir alanlar olan Organize Sanayi Bölgelerinde yapılması teşvik ediliyor. Bu anlamda önümüzdeki süreçte Aliağa organize Sanayi Bölgesi'nde hızla artacak yatırımlar bölgemizde ekonomik-sosyal refahın gelişmesine büyük katkı sağlayacaktır.

Aliağa'nın liman ve denizcilik sektörlerinde hızla büyümesi ve ALOSBİ'nin bölgesel önemi bölgemizde başta yol-ulaşım altyapısı olmak üzere bazı önemli kamu yatırımlarının hızla hayata geçirilmesini zorunlu kılıyor. Her platformda, kurum ve kuruluşlarla diyaloglarımızda bu konuda neler yapılması gerektiği konusundaki görüşlerimizi dile getiriyoruz.

Aliağa'nın önümüzdeki döneme hazırlanması için öncelikle ulaşım altyapısının geliştirilmesi ve planlama yapılması gerekiyor. İzmir Çevre yolu, eğer tali bağlantı yolları, ALOSBİ ve Limanlar bağlantıları iyi planlanabilirse bölgemizde büyük bir rahatlama sağlayarak, Aliağa'yı Lojistik bir merkez konumu kazandıracaktır.

Çevre Yolu'nu Sasalı Kavşağından uzatarak Harmandalı Kavşağı'na bağlayan Karayolları, yolu öncelikle 9 kilometre daha uzatarak Menemen'in girişindeki Koyun-dere'ye ulaştırmayı hedefliyor. Bunun ihalesi yapıldı. Çevre yolunun Koyundere Kavşağı'nın Aliağa'ya kadar olan bölümü için de projeler sürüyor. Çevre yolu önce Aliağa'ya, ardından da Çandarlı'ya kadar uzatılacak.

Çevre yolu, Sanayi bölgesi Aliağa için çok önemli bir makro altyapı yatırımı olacak. Ancak şu andaki projenin Aliağa'ya çıkış noktalarında sorunlar var. Birkaç yıl önceki bir araştırmaya göre Aliağa'ya günde 10 bin İzmir- Menemen çıkışlı araç yöneliyor. Aliağa Organize Sanayi Bölgesi olarak biz günde 4-5 bin araç bekliyoruz. Bu yüzden çıkış noktalarımızı çok iyi belirlememiz gerekiyor. Nemrut Bölgesinde halen 40 milyon ton yükü toprak yollarda taşımaya çalışıyoruz. Çevre yolu gibi bölge için hayati önemdeki altyapı yatırımlarının bölgesel ihtiyaçlar, gelişme potansiyeli ve bölgesel vizyon dikkate alınarak yapılmasını gerekiyor.


Kaynak: http://www.alto.org.tr/author_article_detail.php?id=320

Ege'nin 100 büyük firması açıklandı

Sıra Firma Şehir Üretimden Satış (Lira)


1. TÜPRAŞ İzmir 5.388.679.698

2. Vestel Elektronik Manisa 2.607.833.208

3. HABAŞ A.Ş. İzmir Şubesi İzmir 2.519.829.781

4. PETKİM İzmir 2.028.293.424

5. Philip Morris İzmir 1.532.679.213

6. Vestel Beyaz Eşya Manisa 1.155.108.958

7. Erbakır Elektrolitik Bakır Denizli 869.549.000

8. T.K.İ. Ege Linyitleri Manisa 826.489.437

9. İzmir Demir Çelik Sanayi A.Ş. İzmir xx

10. JTI Tütün Ürünleri Sanayi A.Ş. İzmir 602.633.060
 
 
Kaynak: Yeni Asır (28.06.2010)